YOTA Komedi Sahnesi’nde doğaçlama tiyatro

yota1

Her ne kadar tiyatroyla bir türlü yeterince yakın bir münasebet kuramasam da; doğaçlama tiyatroya da her zaman ayrı bir ilgim oldu. Doğaçlama tiyatro çok da yeni bir şey değil. Modern anlamda ilk örneği 1930’lara kadar dayanıyor. Ama tiyatroda doğaçlama sanırım her zaman vardı. Doğaçlama tiyatro, geleneksel Türk tiyatrosunda da tulûat adıyla kendine yer bulmuştur. Özellikle Avrupa’da eğitimde de kullanılıyor. (daha fazla bilgi)

Türkiye’de doğaçlama tiyatro ile komedi, ilk olarak televizyonda da yer bulmasıyla Mahşer-i Cümbüş ile bilinir bir hal aldı. Ardından hem var olan doğaçlamacılar daha çok bilinir oldu, hem de yeni yeni doğaçlama tiyatro grupları oluştu. YOTA (Yersiz Oyuncular Tiyatro Atölyesi) da Türkiye’deki başarı doğaçlama tiyatro ekiplerinden biri. Devamını oku →

Kasım 05 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Tiyatro
Yorumlar Yorum Yok

Gri Sahne, Mezarsız Ölüler’le prömiyer yaptı

Mezarsız Ölüler

Gri Sahne‘yle nasıl tanıştığımı birkaç ay önce yazmıştım. Kısa bir süre sonra da kendi yazdıkları oyun Felaket’i prömiyerinde izlemiş ve yazıp anlatmıştım. Geçen zamanda Gri Sahne benim hayatımda önemli bir yere oturdu. Hem Gri’de daha fazla zaman geçirir oldum, hem de tiyatro izleyebildiğim nadir sahnelerden. Yakın zamanda blogda Gri’ye ve tiyatroya daha fazla zaman ayıracağımı öngörüyorum. Şimdi gelelim prömiyere.

Mezarsız Ölüler, Gri Sahne’nin bir süredir üzerinde titizlikle çalıştığı bir Jean Paul Sartre oyunu. Aslen bir oyun yazarı olmayan Sartre bu oyunu 1946 yılında yazmış. Ülkemizde ise bilinene göre 1963 ve 1990 yıllarında iki kez sahnelenmiş. Şimdi yeni bir yorumla Gri Sahne’de tekrar oynanıyor.

Varoluşçuluk üzerine yazılmış Mezarsız Ölüler’de Satre, seyirciye kendi varoluşlarını ve “nasıl var oluruz”u sorgulatırken bir yandan da kendi cevabını veriyor. Petalin yanlısı milisler tarafından tutsak edilen, belki de hayatlarının son saatlerini yaşayan direnişçiler sorgulanırken, bir yandan da kendi hayatlarını sorguluyorlar. Bu noktada seyirciye de iki soru kalıyor: Konuşacaklar mı? Konuşacaklar mı?

Hem felsefi, hem de psikolojik olarak yoğun ve derin bir oyun Mezarsız Ölüler. Gri Sahne, aynı yoğunluk ve derinlikte bir etkiyi seyircilerin üzerinde bırakacak bir şekilde, 120 dakikalık bir süreye sığdırmış oyunu. İki perdeye bölünmüş bu 120 dakikanın ardından, salondan sarsılmış olarak ayrılacaksınız.

Kasım ayında her cuma akşamı oynanacak Mezarsız Ölüler için Biletix‘den veya Gri Sahne gişesinden bilet alabilirsiniz.

Gri Sahne oyunu şu cümlelerle anlatmış:

Yaşamın temel çelişkisi varlık ve hiçlik. Asıl soru şu; nasıl var oluruz? Salt nefes alarak mı? Mezarsız Ölüler işte bu meseleye yanıt arıyor. Çok yönlü karakterler ve sürükleyici bir hikayeyle Sartre, özgür iradeyi ölümcül savaş ortamında teste tabi tutuyor. Ne kadar özgürsün? Oyun 1944’de Fransa’daki bir grup dirençinin bir köyü ele geçirmeye çalışırken Petain yanlısı milisler tarafından ele geçirilerek sorgulanmalarını konu ediyor. Direnişçiler milisler tarafından teker teker sorgulanıyor ve işkenceden geçiriliyor. Sorgulanan direnişçiler kendi varoluşlarına dair anlam yükledikleri tüm toplumsal değerleri sorgularken kendi bireysel seçimlerinin onları özgürlüğe taşıyabileceği meselesiyle yüzleşiyorlar. Oyunda savaşın yıkıcı atmosferinde insanın varolma mücadelesi Sartre’ın varoluşçuluk felsefesi ekseninde anlatılıyor.

Künye:

Yazan: Jean Paul Sartre
Yöneten: Ümit Doğan
Çeviri: Adalet Ağaoğlu
Oyuncular: Berna Küçülmez, Can Özden, Mehmet Zeki Giritli, Özgür Şahin, Seda Yüz, Ümit Doğan
Yönetmen Yardımcısı: Sevda Ertaş
Dekor Tasarımı: Ümit Doğan
Dekor Uygulama: Haluk Yüz
Kostüm Tasarımı: Gri Ekibi
Işık Kontrol: Sevda Ertaş
Fotoğraflar: Ozan Eicher

Ekim 28 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Tiyatro
Yorumlar Yorum Yok

Ludovico Einaudi İstanbul’daydı

Ludovico Einaudi

Ludovico Einaudi, çok geç farkettiğim ve kısa süre içinde hayranlık duyduğum bir besteci. Onun için “modern çağın Mozart’ı” diyorlar. Rock, caz, elektronik gibi farklı türlerden bileşelenlerle bestelediği klasik müzik eserlerine bakınca Mozart’dan çok farklı bir yerde bana göre. Ancak bundan yüz yıl sonra Mozart, Beethoven, Chopin gibi klasik müzik dinleyicisi olmayanların dahi bildiği isimler gibi adının anılır, bestelerinin dinlenir olacağı öngörüsündeyim.

Bu büyük adam, orkestrasıyla (Ludovico Einaudi & Ensemble) dün gece ilk kez İstanbul’da, Zorlu Center PSM’de bir konser verdi. Alışılagelmiş bir medya jargonudur belki ama, doğrusu da bu: Unutulmaz bir konserdi. Devamını oku →

Ekim 24 / 2013
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 1 Yorum

Safi’de Meze Zamanı

Safi Meyhane

Bu biraz geç kalınmış bir yazı. Yoğunluk, yorgunluk ve soğuk algınlığı bir araya gelince böyle oldu. Geç de olsa yazabiliyor olmak keyifli elbette. Yazıya konu olan etkinlik ise çok daha keyifliydi. Önceki hafta perşembe günü, Şişhane’de, metro çıkışının hemen karşısında yer eden Safi Meyhane‘nin yeni lezzetlerinin tanıtıldığı Safi’de Meze Zamanı etkinliğine davetli olarak katıldım.

Safi Meyhane, “modern meyhane” konseptine sahip olmakta iddialıydı. Hatta bunun ilk örneğiymiş. Açıkçası benim için zihnimdeki meyhane imajı, 70’lerin Türk filmlerindeki örneklere denk geldiği için, nasıl modernize edilebileceği konusunda da bir fikrim yoktu. Bir meyhane, bir kültür nasıl modernleşip aynı zamanda diğer mekanlardan farklı kalabilir? Oluyormuş. Bu nasıl tarif edilir bilmiyorum ama içeri girdiğiniz anda farklı bir yeme-içme mekanında olduğunuzu hissedebiliyorsunuz. Devamını oku →

Eylül 30 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar Yorum Yok
Etiketler

Zorlu Center PSM’den engelli bileti alma zorluğu

zorlu_center_psm2

Blogda  yaşadığım farklı deneyimleri anlatırken çeşitli markalardan, işletmelerden vs. bahsetmemek olmuyor. Bazılarından övgüyle söz ederken, bazılarını ise kantarın topuzunu kaçırmadan eleştirip şikayet etmeye çalışıyorum. Bu yazıda ise Zorlu Center PSM’nin hem gönüllü reklamcısı olacağım, hem de engelli kategorisinden bir bilet almak için yaşadığım iletişim problemlerinden söz edeceğim.

Açıkçası AVM, rezidans, ofis, otel bileşenlerini birarada tutan Zorlu Center hiçbir şekilde ilgimi çekmiyordu. 3 Hafta kadar önce Ludovico Einaudi’nin 23 Ekim’de Zorlu Center PSM’de konser vereceğini öğrendiğimde işler değişti. Peşine düştüğümde gördüm ki bu açılış konseriymiş. Devamında Cats gibi dev müzikaller, Fındıkkıran gibi mühim baleler, 2 Cellos, Piano Guys gibi müzisyenler ve çok daha fazlası Türkiye’ye gelecekmiş. Bazılarını insanın ömründe ancak bir defa görebileceği gösterilere salya akıtmadan takip etmek mümkün değil.

Ancak bir sorun var. Ben bir engelliyim ve Türkiye’de neredeyse hiçbir konser ve tiyatro salonu, sergi salonları, festival alanları, konser verilen barlar -ve daha birçok alan- engelliler için hiç de uygun değil. Bazıları “sen gel, hallederiz” der, bazılarında o bile mümkün olmaz. Haliyle ilk heyecanı atlattıktan sonra “umarım izleyebilirim” endişesi başladı bende. Devamını oku →

Eylül 07 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar 4 Yorum

Gökkuşağındaki griden merdivenler

merdiven_gokkusagiBlog yazmak enteresan bir mevzu. Yazarlarından ilgi bekliyorlar. Bir süre yazmadın mı hemen küstüğünü hissettiriyor yazarına. O vakit yazmak da zor; sanki daha fazla gücendirecekmişsin gibi. Bir de başka yazım sürecine daha girdim. Takip edenler biliyor, farkediyor. Biraz daha şekillenirse uzun uzun anlatacağım yine blogda. Bu yüzdendir yazamamam işte epeydir.

Her neyse; Gezi süreciyle birlikte neredeyse hiç yer vermediğim siyasi meseleler şu dönem blogun ana ekseni oldu adeta. Bu yazıda onlardan birisi olacak. Konu malum; Fındıklı, Beyoğlu’ndaki (fotoğrafta da görünen) merdivenler bir vatandaş tarafından rengarenk boyandı. “Siyasi” dedikten sonra merdivenden ve boyadan bahsetmek ne kadar aptalca görülse de; şu günlerde düşen yaprağın bile hesabı sonbahardan çok siyasete ait gibi.

Mesele aynı işte… Mesela “mesele merdiven değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı” uyarlama cümlesiyle çıksam, hiç de yadıgarnacak bir hal olmaz. “Ne olmuş o merdiveni boyadıysa, beriki onunkini tuttuysa” demek de var ama daha ne olsun? Az bir suç muydu belediyeden izin almadan birkaç basamak merdiveni rengarenk boyamak? Üstelik seçilen renkler gökkuşağının renkleri olmakla beraber, LGBT bireyleri temsil eden bayrağın da renkleriydi. Kim bilir hangi ahlaksız düşüncelerle boyandı o merdivenler rengarenk. Kim bilir kimler sevişecekti o merdivenlerde… Devamını oku →

Eylül 02 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Yorumsal
Yorumlar Yorum Yok