merdiven_gokkusagiBlog yazmak enteresan bir mevzu. Yazarlarından ilgi bekliyorlar. Bir süre yazmadın mı hemen küstüğünü hissettiriyor yazarına. O vakit yazmak da zor; sanki daha fazla gücendirecekmişsin gibi. Bir de başka yazım sürecine daha girdim. Takip edenler biliyor, farkediyor. Biraz daha şekillenirse uzun uzun anlatacağım yine blogda. Bu yüzdendir yazamamam işte epeydir.

Her neyse; Gezi süreciyle birlikte neredeyse hiç yer vermediğim siyasi meseleler şu dönem blogun ana ekseni oldu adeta. Bu yazıda onlardan birisi olacak. Konu malum; Fındıklı, Beyoğlu’ndaki (fotoğrafta da görünen) merdivenler bir vatandaş tarafından rengarenk boyandı. “Siyasi” dedikten sonra merdivenden ve boyadan bahsetmek ne kadar aptalca görülse de; şu günlerde düşen yaprağın bile hesabı sonbahardan çok siyasete ait gibi.

Mesele aynı işte… Mesela “mesele merdiven değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı” uyarlama cümlesiyle çıksam, hiç de yadıgarnacak bir hal olmaz. “Ne olmuş o merdiveni boyadıysa, beriki onunkini tuttuysa” demek de var ama daha ne olsun? Az bir suç muydu belediyeden izin almadan birkaç basamak merdiveni rengarenk boyamak? Üstelik seçilen renkler gökkuşağının renkleri olmakla beraber, LGBT bireyleri temsil eden bayrağın da renkleriydi. Kim bilir hangi ahlaksız düşüncelerle boyandı o merdivenler rengarenk. Kim bilir kimler sevişecekti o merdivenlerde…

Elbette birileri  engel olmalıydı. Oldu da. Bir gece, ansızın o merdivenler yine eski donuk gri rengine boyandı. Kim yaptı bilinmiyor. Renkli bir hayat yaşamayı tercih edenler belediyeyi suçluyor. Belediye ise “bizim haberimiz yok, kim boyadı araştırıyoruz” diyor. Derken, sadece birkaç saat sonra boyamayı belediyenin yaptığını açığa çıkaran fotoğraflar sızıyor.

Meselenin bir yüzü burası işte. Kabul, bir çocuğun caddedeki bir duvara suluboya fırçasıyla ince bir çizgi çizmesi bile usulsüz olabilir. Kamu yararına dahi olsa belediyeye ait bir alanda iş yapmak kamu malına zarar olarak adlandırılabilir. Ama bu tahammülsüzlük neden? Boyanmış işte bir defa. Rengarenk. Hiçbir temsili yok. Ya da çok renkliliği ile herkesi temsil ediyor. -Ki onlar doğanın bize sunduğu renkler.- Herkese umut ve heyecan veriyor. Kalsın işte. Ya da usule bu kadar meraklıysanız….

Tepkiler sosyal medyada çığ etkisiyle büyür, Gri Zekalılar ve Gezi Zekalılar birbiriyle kapışırken; bir blog yazısı ortaya çıkıyor: Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’ü makamında ziyaret edip, Kadıköy’deki merdivenleri boyamak için izin istemişler. Pekala izin verilmiş tabii. Hemen ardından Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen de Twitter’dan, samimi bir şekilde “merdivenleri istediğiniz gibi boyayabilirsiniz” yazıyor.

İki izin haberi de sevinçle karşılanıyor elbette. Gerekli bir müsamaha bu. Hatta yanlış olan aksidir. Dünyanın birçok yerinde sokaklar, caddeler rengarenk. Hatta boş duvarlar sokak ressamlarının, grafiticilerin dev tuvalleridir. Bizde ise resim kirlilik olduğu için yasaktır. Bu yüzden izinler güzel olmasına güzel de; mesele boyayabilmek mi sadece?

Asıl önemli olan bu kültüre sahip olmaktır. Eğer bizde yeterli sayıda sokak ressamı yoksa, resim kirlilik olarak görünüyorsa, var olan ressamların eserleri belediyelerce gri renkli boyaların altında gizemle ve bir daha görülmeyecek bir biçimde “muhafaza” ediliyorsa, ve dahi bir lokasyonda boyanan birkaç basamak belediyeler arası bir rekabete, hatta siyasi ideolojilerin de çarpıştığı bir savaşa dönüşüyorsa; bu konuda -pek çok konuda olduğu gibi- bir kültür yoksunluğuna sahibiz demektir.

Şimdi belediyelerin bu eksik kültürlü savaşı; İstanbul’u bir inatla yamalı bohça bir renk cümbüşüne büründürmeye başladı. Nerede bir merdiven varsa, o merdiveni alanında tutan ilçe belediyesi kapıyor tuzunu… Pardon, boyalarını, koşuyor basamakları boyamaya. Renk var, kültür yine yok. Görüntü var, gürültü çok. Bu yüzden de belediyelerin bu çabası gözümde nahoş, grinin yedi tonundan oluşan bir resim çiziyor.

Benim bu yazıyı yazdığım saatlerde dahi belki bir belediye işçisi İstanbul’un bir köşesini renklendirmek için mesai harcıyor. Mesela ben bu satırı yazmadan yarım saat evvel (21.24) Kadıköy Belediyesi, Bahariye Caddesi’nin nasıl rengarenk yaptıklarını gösteren bir fotoğraf paylaştı. Ama biz yine gökkuşağına tırmananların griye yuvarlandığı Cuma gününe dönelim.

Beyoğlu Belediyesi’nin “biz yapmadık” açıklamasının yalan olduğu belgelenince, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, saat 22.00 civarında özetle “kimseye sormadan bunu yapmak kural ihlalidir” gibi bir açıklama yapıp, şikayetler üzerine belediyenin griye boyadığını itiraf ediyor. (Açıklamanın tamamı Demircan’ın Twitter sayfasında) Aynı açıklamada halka sorulup karar verileceği yazıyor.

Bu arada aynı gün içinde insanlar “Yarın (Cumartesi) 17.00’de toplanıp merdivenleri yeniden boyuyoruz” diye karar almaya başlamıştı. Tüm sosyal ağlarda gerekli çağrılar yapılmıştı. Belediye inatsa, halk daha inat. Öyle de olması gerek. Neticede belediyelerin işi de o halka hizmet ama bu durumda başka bir siyasi tavır değil mi?

Aynı gece saat 3.30’da; yani artık gün Pazar olmuşken, Kadir Ulus adlı bir Twitter kullanıcısı Ahmet Misbah’ın mahalleli ile buluşup merdivenleri renkli boyama kararı aldıklarını duyurup, buluşmadan bir fotoğraf paylaştı. Fotoğrafta başkan dahil 15 kişi var. Haydi bir de çeken, 16 kişi. Saat gecenin 3.30’u olmuş… Şimdi sormak istiyorum:

1) Madem belediye boyadı, neden “boyamadık” dendi?
2) Gece 10’da böyle bir açıklama mı yapılır?
3) Mahalleli ile bir plebisit yapılacaksa, uygun saat gecenin üçü müdür?
4) Bütün mahalle 15 kişi mi?
5) Sabah şikayet eden mahalle, gece nasıl boyanmasını istedi?

Bana kalırsa belediye Gezi eylemlerinin de etkisiyle bu özgürlükçü, renkli aksiyondan rahatsız oldu. Bu yüzden hemen karşı hamlesini yapıp merdivenleri griye boyadı. “Sizin renkleriniz, bizim renklerimiz” ayrımını başlattı. “Biz yapmadık” diyerek de sıyrılacağını düşündü ama başbelası Twitter buna müsade etmedi.

Yeni hamle ise hazırda bekliyordu. Yapılan işlem hukuksuzdu. Yani boyacılar yine “çapulculuk” yapmıştı. Açıkça ifade edilmese de gri müdahale itirafı hukuksuzluğu, kural tanımazlığı anlatan cümlelerin içine gizlenmişti. Gelen tepkiler, diğer belediyelerin karşı hamlesi ve boyacı belediye başkanlarının kral olması Ahmet Misbah’ı da cezbetmişti. Elbette “GriZekalıAhmetMisbah” hashtag’i Twitter’da Trending Topic listesinde üst sıralarda olması da çirkin olduğu kadar rekabeti de kızıştırmıştı.

Beyoğlu Belediyesinin de diretmeyeceği belli gibiydi. Ancak halkın yeniden boyamasına izin verilirse de belediye için de, başkanı için de otorite kaybı olacaktı. Bir defa tüm renklere karşı gri silahlar çekilmişti. Silahları teslim edip pes etmek olmazdı. Bu yüzden belediye de silah değiştirip, “burada bir merdiven boyanacaksa, biz boyarız. Merdiven boyamayı sizden öğrenecek değiliz” dedi ve iş bitti. Yapılan açıklamaya göre toplantı ve yeniden renklendirme işi mahallelinin de ortak çalışmasıyla gerçekleşti.

Bitmedi.
Gerçekten bitmedi…
Çünkü mesele merdiven de değil…

Şimdi İstanbul rengarenk ama…
Hâla gri, hâlâ puslu.