logo

Yaklaşık 1 ay önce duyurmuştum, mormani.com aracılığı ile bir yeniyıl çekilişi yapacağımı ve kazanan bir okuruma 3 hediyeden seçeceği birini hediye edeceğimi. Çekilişe katılım, kurallarda belirtildiği gibi dün gece (21 Ocak 2011) sona erdi ve bugün çekiliş gerçekleşti.

Çekilişe tam 75 kişi katıldı ve çekiliş bugün öğlen saatlerinde random.org aracılığı ile bu 75 kişi ile yapıldı. Çekiliş için, yorum yazan kullanıcılara ilk yorum yazana 1, ve son yorum yazana 75 olmak üzere yorum sıralarına göre birer numara belirledim. random.org sitesinde, 1 ile 75 arası seçtirdiğim numaraya tekabül eden katılımcıyı kazanan seçtim. Aynı yöntemle bir de yedek talihli belirledim.

İşte o isimler:

Asil talihli: Ozan (soyad belirtmemiş)
Yedek talihli:  Zuhal (soyad belirtmemiş)

Asil talihli ile 24 Ocak Pazartesi günü, yorum yazarken bıraktığı e-posta adresi ile iletişim kuracağım. 7 gün içerisinde yanıt alamazsam 31 Ocak Pazartesi günü yedek talihli ile yorum yazarken bıraktığı e-posta adresini kullanarak iletişim kuracağım.

Mormani alışverişim

Bir süre önce Hediyeni Seçmeye Hazır Mısın? başlıklı yazımda mormani.com desteği ile bir okuruma çekilişle  3 üründen seçeceği birini hediye edeceğimi duyurmuştum. (22 Ocak’da yapılacak çekiliş için hala vaktiniz var)

mormani.com, okurlarıma hediye verme imkanını sunduğu gibi, güzel bir jestle bana da bir hediye çeki armağan etti. Vesileyle siteyi tanıma ve düşünmeden alışveriş yapma imkanı buldum.

mormani diğer e-ticaret sitelerine sadece bir alternatif olsa da; enteresan bir görünümü var. Alıştığımız e-ticaret sitelerinden çok, “private shopping” dediğimiz (markafoni gibi) siteleri anımsatıyor. Fiyatlar ortalama değerlerde. Ancak Mormetre dedikleri bölümde, fazladan indirimli ürünler de bulmak mümkün.

Hazır bir çekle alışveriş etmeme rağmen, biraz fiyatları incelemek, biraz da daha fazla ürüne erişmek için çekimi fütursuzca harcamak yerine sayfa sayfa ürünleri takip ettim. Aynı ürün grupları içinde farklı markalarda daha ekonomik ürünler bulmak mümkün. Ben de bundan yararlanarak ekonomik bir alışveriş yaptığımı düşünüyorum. Öyle ki, alışverişimi tamamladığımda çekin tamamını harcamamış olduğunu gördüm.

Sürecin bir kampanyayı kapsaması ve tam yılbaşı arifesine denk gelmesi tesliman süremi biraz geciktirdi. Bu konuda negatif yorum yazmayı da planlamıştım aslında. Zira bir e-ticaret sitesinde güvenden sonra beklediğim ilk şey, siparişlerimin kısa sürede elime ulaşmasıdır. Ancak bir telefonla negatif yorum fikrinden vaz geçtim.

31 Aralık Cuma günü mormani.com‘dan Selçuk Bey cep telefonumdan aradı. Kampanya konusundaki memnuniyetimi sordu. O sırada ben de birkaç soru yöneltip fikirlerimi dile getirdim. Uzun zamandır sektörde olduklarını ancak e-ticaret’e yeni başladıklarını öğrendim. Bu konuda blog yazarlarıyla çalışmayı, fikirlerini önemsediklerinden seçmişler.

“Blog yazarları acımasız olur ama” dedim, güldük. Eleştirilebileceklerinin farkındalar ve kendilerine güveniyorlar. “Siparişlerim hala kargolanmadı, bunu da yazarım” dedim. Siparişlerimin hazır olduğunu fakat diğer blog yazarlarını beklediklerini söyledi. “isterseniz hemen göndereyim” diye ekledi ama yeniyıl tatiliydi zaten. Takibindeki ilk iş günü de siparişlerim kargoya verildi.

Daha çok kişisel merakla, stok durumlarını, nasıl çalıştıklarını vs. de sordum. “Kişisel merakım” dediğim için bloguma taşımayacağım fakat aldığım cevaplar beni memnun etmeye yetti.

Adresime ulaşan siparişlerim arasında kırılacak ürünler de vardı. Kargoda başına gelebilecek zevalleri düşünüyordum ama öyle paketlenmişti ki; kargoda değil de biz açarken kırılacaktı. Tabii ilk kez internetten cam eşya aldığım için diğerleriyle kıyaslayamıyorum.

Eğer kampanya olmasaydı belki haberim olmayacak, belki de alışveriş etmeden önce tedirgin olacağım bir siteydi mormani.com. Haberdar olduktan sonra yaşadığım deneyim ve gördüğüm ilgi üst seviyedeydi. Diğer alışveriş sitelerinde arayacak telefon numarası bulamamak mümkünken, burada aranan ben oldum.

Umarım bu ilgi ve müşteri deneyimi, çekiliş sonrasında da tüm müşterilerle yaşanır kalır diyorum. Eğer aynı başarı devam ederse, piyasaya dişli bir rakip girdi demektir. Bakalım, birkaç ay sonraki siparişim ne olacak?

Hediyeni seçmeye hazır mısın?

Bu yılbaşı  blogumda (üçüncü yılını tamamlarken) bir ilk gerçekleştiriyor ve bir okuruma çekilişle hoş bir hediye veriyorum. Aslında küçük bir işbirliği ile Mormani.com‘un hediyesini sizlere ulaştırmakta aracılık ediyorum demem daha doğru olacak. Çekilişe katılmak çok kolay. Bu yazıya 27 Aralık, 21 Ocak tarihleri arasında yorum bırakmanız yeterli. Kazanmaksa sadece şans gerektiriyor. Eğer o şanslı kişi olursanız da aşağıdaki hediyelerden seçeceğiniz birini Mormani.com adresinize kargo ile hiçbir ücret almadan gönderecek. Katılmak için gerekli koşullar yazının aşağısındadır.

Ben şimdiden bu imkan için Mormani.com’a teşekkür ediyorum. Hepinize boş şans!

İşte Ödüller!

1. Microsoft 3000 Wireless Kablosuz Optik Mouse Siyah (BX3-00021)
2. Anatolian Akşam Eğlencesi 1000 Parça Puzzle
3. Piranha Avangard Plus 2GB Mp3 Çalar Siyah

Mormani.com nedir?

(kendi cümleleri ile)

Kısaca Mormani’den bahsetmek gerekirse; Mormani Ekim 2010 itibariyle açılmış, Türkiye’nin en eğlenceli, en keyifli, en renklisi olmayı hedeflemenin yanı sıra sosyal hayatta da dijital olarak yer alacak, gücünü kalitesiyle pekiştirecek bir ticaret portalıdır. Yolun henüz çok başında olmamıza rağmen bir çok insandan, çok güzel övgüler almaya başladık bile! Hedefimiz zaman içinde mevcut ürün ağında bulunan fiyatları teker teker morartmak ve bu özelliğiyle çok geniş kitlelere yayılmaktır. Ayrıca projemiz manifestosu olan ilk ticaret portalı olma özelliği de taşımaktadır;

Mormani, kedi olalı bir fare tutmaktııırr!
Morarmış, düşmüş fiyatların cennetidiiiiir!
Kırık kalplere çikolata etkisi, vöghü sitedir!
“10 lira daha vermem ki ben buna” diyen içindir, zaten bir hayli ucuzdur ki, verdirmez!
Mormani’de ürünler ürünlere baka baka morarııır!
İnternetten alışveriş olmaz diyeni bile yoldan çıkartır!…

Mormani müşterilerine birçok güzel özellik de sunuyor. Farklı ve yenilikçi arayüz tasarımı ile çok uygun fiyatlardan faydalanma avantajıyla beraber; farklı ödeme şekillerini tek siparişte kullanabilme, PC toplama sistemi, ürünlerin fiyatı düştüğünde ve stok geldiğinde uyarı sistemleri, müşteri anketleri gibi…

Katılım Koşulları

1. Çekilişe katılmak için bu başlığa 27 Aralık 2010 00:00 ile 21 Ocak 2011 23:59 arasında yorum yazmanız yeterlidir.
2.  Yukarıda belirtilen zamanlar dışında yapılan yorumlar çekilişe dahil edilmeyecektir.
3. Aynı e-posta adresi ile birden çok yorum yazmanız halinde, yalnızca bir tanesi geçerli kabul edilecektir.
4. Küfür, hakaret, yasadışı içerik barındıran yorumlar çekiliş dışı tutulacaktır.
5. Kazanan okurla yorum yazarken kullandığı e-posta adresi ile iletişim kurulacaktır. (e-posta adresiniz yayınlanmaz)
6. Çekiliş 22 Ocak 2011 tarihinde random.org ile yapılacaktır.
7.  Kazanan okur 22 Ocak 2011 22:00‘de simtoalev.com‘da yeni bir yazı ile duyulacaktır.
8. Kazanan okur, belirtilen hediyelerden yalnızca seçeceği birine sahip olabilecektir.
9.  Sözkonusu hediye, Mormani.com‘un, simtoalev.com okurlarına hediyesidir ve kazanan okura Mormani.com tarafından gönderilecektir.
10. Çekilişi kazanan okur, Türkiye sınırları içerisinde bir adres vermelidir.
11. Çekilişe katılanların hiçbir ücret ödemesi gerekmemektedir.

  • 77 Comments
  • Filed under: Benden..
  • İnternete girmiyorum

    İnternet zararlı mı değil mi durmadan tartışıyoruz. Birileri internetin faydalarından bahsedip “kullanın” diyor. Birileri ise internetin zararlarını sıralayıp, “sakın ha!” diyor. “Girecekseniz bile dikkatli olun; kurda kuşa yem olursunuz…” İnternette elbette faydalı içerik de zararlı içerik de var. Zaten interneti oluşturan ayrı bir topluluk yok. Sokaktaki insan oluşturuyor bu içeriği. Bırakın İnternet Düşmanlığını başlıklı yazımda da bundan sözettim. Zararlı içeriğe erişenlerse, yine bunu tercih eden sokaktaki insandır. İnternet kimsenin önüne istemediğini koyacak bir yapı değildir.

    Anlatacağım bu değildi tabii. Birileri internete girmeyin diyor. Ben internete girdiğim günleri hatırlayıp, zaten artık internete girmediğimi farkediyorum. Yazacaklarımı interneti biraz eskiden bilenler tabii şaşırmayacak. Ancak kardeşime anlatınca mesela, şaşırıyor. Ona “ilk hard disk’im kapasitesi cebindeki flash bellek kadardı” demem, birilerinin bana “eskiden televizyon yoktu. Geldiğinde de tek kanal, akşam yayın yapardı.” demesi gibi bir şey. Kardeşimin yaşı zaten vakitleri görmesi için ufak. Fakat koca koca adamların bu süreci görmemesi beni şaşırtıyor.

    On yıldan fazla oldu bilgisayar sahibiyim. Biliyorum, ilk bilgisayarına daha benim doğduğum yıllarda sahip olanlarınız da vardı. O ilk bilgisayarımın sesi, cd-rom sürücüsü ve interneti yoktu. Disketle kurulmuş 2 oyun harici ya Solitaire oynar ya da Paint’de bir şeyler çizemezdim. Bir yıl sonrası, artık bana internetten sözeder oldular. Girmemi istediler ve akrabalarımın maddi-manevi desteği ile bir cd-rom sürücü, bir ses kartı, bir internet ve o internete girebilmek için bir modem satın aldık.

    Modem’im 33.600k destekleyen, Conextant chipset’li internal bir karttı. Önceki cümlede yazdığım detaylardan ise o yıllarda bihaberdim. İnternet’i Superonline’dan almıştık. O zamanlar Windows’un dial-up tool’unu da bilmiyorum. Superonline’ın internete girmek için bir programı var. Önce yeni cd-rom sürücümle onu kurduk. Sonra her internete girmek istediğimde o programı kurcalamam gerekti. İnterneti aldığımda verilen kullanıcı adı ve parola da bu programa kayıt edildi.

    Her şey bu kadar basit de kurgulanmamıştı. Modem denilen cihaz, internete girmek için Superonline’a ait 0822 alan kodlu bir numara çeviriyordu. Bu özel hat sabit telefon görüşmesinden ucuz olsa da, her gün 1-2 saat internete girmek telefon faturasının  iki katına çıkmasına sebep oluyordu. Yani artık hem internete (Superonline’a) hem de internete girdiğim için telefona para ödüyordum. Üstelik, telefon hattını modem kullandığı için ben internete girince telefonu da kullanamıyorduk. Kullanırsak da internet kesilirdi. Hoş, hiç 1 saat kesilmeden kaldığı da olmazdı.

    Şartlar böyle olunca, ben bir de ailemden internete girmek için izin isterdim. Hem telefon faturasını kabartacağım hem de telefonu esir alacağım 1-2 saat için. Bu arada, dedim ya ilk modemim 33.600k idi. Superonline’ın bana verdiği hız ise maksimum 28.800′dü. Şu an TTnet’in verdiği en düşük hız, bunun 36 katı. Değişmeyen tek şey ise pahalılığı oldu.

    Bugüne gelecek olursak; evimde yine bir modem var. Buna bağlı bir de telefon kablosu. Hepsi bu! Yalnızca internet için -hala yüksek meblağlarda- ücret ödüyorum. Telefon ise özgür. Bilgisayarımın güç tuşuna bastığım anda, zaten hali hazırda varolan interneti kullanaya başlıyor. Dahası internet artık yalnızca evimizde değil; sokaklarda, caddelerde, kafelerde… Adım attığımız her yerde var.

    Ve yine dahası; önceden yalnızca bilgisayarımızda olan internet bugün bir kabloya dahi ihtiyaç duymadan telefonumuzda, tabletlerimizde hatta televizyonlarımızda var. Yarın buzdolabımızda bile olacak ve seçtiğimiz ürünler tükendiği an markete otomatik sipariş verir hale gelecek. Bir evdeki tüm cihazlar birbiriyle internet üzerinden konuşup anlaşabiliyor olacak. Televizyonumuz, kahve makinemizdeki taze kahve bardağa dolduğu an evdeki kablosuz ağ sayesinde haberdar olacak ve 2 dakika sonra, -cep telefonundan önceden seçtiğimiz filmi- IP TV üzerinden oynatmaya başlayacak.

    Biz hiç internete girmeyeceğiz; internet elektrik gibi çevremizde olacak.
    … Ya da internet hizmetini tamamen kaldıracaklar…

  • 2 Comments
  • Filed under: Benden.., Yorumsal
  • Bi' Büyük Blog