logo

Tebrikler Bi’ Büyük Fest

Bundan 5 ay evvel Sosyal Medya Kampanyaları başlıklı yazımda bazı sosyal medya kampanyalarını ve işleyişlerini fikrimce eleştirmiştim. Ha keza doğrudan marka ya da ajansı hedef aldığım yazılarım da yok değil.  Linkini verdiğim yazıda değindiğim ve eksik bulduğum işlerden biri de Mest Rakı için olandı. Hatalı olduğum bir nokta olsa da fikrim sabittir.

Bugün ise, Mest Rakı’yı da üreten Mey içkinin bir sosyal medya başarısını tebrik etmek için yazıyorum. Aslında bu başarı Mey İçki’den, Yeni Rakı’dan çok Hayal Akademisi ve Zarakol’un başarısıdır.

Dürüst olayım, süreci adam akıllı takip etmedim, edemedim. Uzaktan izledim sadece. İyiki de öyle olmuş. Projenin hiçbir aşamasında hiçbir katkım, desteğim ve ilgim olmadığı için rahat rahat tebrik edebileceğim.

“1001 Meze Sofrası” diye yola çıkılmıştı. “Rekor kıracağız” diyorlardı. Bu iş için de yemek bloglarından destek istediler. 10 yemek blogunun destek verdiği projede, meze sayısı 1515′e çıktı. Birbirinden farklı 1515 mezele Yeni Rakı şişesi şeklindeki 35 metrekik masada sergilenirken, “En zengin meze masası ile dünyanın en çok çeşitli açık büfesi” unvanı ile Guiness Rekorlar Kitabı’nda yerini aldı.

Projenin bir diğer etabı ise 72 blog yazarının çektiği İstanbul fotoğraflarından oluşan İstanblog sergisiydi. Blog yazarları ile açılan ilk karma sergi olan İstanblog festivalde gösterilirken 3000 ziyaretçinin de ilgisini toplamış.

Emel Sayın, Yeni Türkü ve Emre Aydın’ın da konser verdiği festival basında da büyük ses getirdi. Her ne kadar bir blog yazarı olarak işin basın kısmıyla ilgilenmesem ve gazetelerin “sanal blog yazarı” kavramıyla yüzyüze gelsem de; bir sosyal medya projenin basında bu denli yer bulması sevindirici.

Bu işte emeği olan her insanı tek tek tebrik ediyorum…

Turkcell, Avea, Turkcell

Bilmem kaç yıllık Turkcell abonesiydim. (Hat benim adıma değil) Faturalarım çok yüksek gelmiyordu. Hatta pekçoğunuz için de makul, ödenebilir miktarlardı. Fakat karşılığında aldığım hizmet benim için yeterli değildi. Dolayısıyla da “pahalı”ydı.

15 lira karşılığında 60 dakika her yöne görüşmem ve 11 lira karşılığında 100 sms alıyordum. 60 dakika ve 100 sms hiçbir zaman bana yetmedi. Ne var ki hiçbir zaman 100 dakikayı da -bir keresi hariç- 150 sms’yi bulmadım. Bulmam da.

Paketimi 120 dakikaya çıkartmak istediğimde benden istenen bedel 32 liraydı. Bu da benim Avea’ya geçişimi onaylayan teklif oldu. Mevcut paketlerimi iptal ettirip, Avea’ya numara taşıma isteminde bulundum. Turkcell’de 60 dakika her yöne ve 100 sms paketlerine ek olarak paket aşım ücretleri ile birlikte 35-50 lira arası fatura ödüyordum. 35 lira çok değil ancak paketi aşan 2-3 dakika için 10 lira çok…

Avea’da ise 15 lira karşılığında her yöne 150 dakika görüşme paketi aldım. 12 Lira karşılığında 100 sms ve 8 lira karşılığında da 100 mb data paketi. Ödediğim bedel aynı kalırken konuşma sürem 2,5 katına çıktı. 50 sms fazlasını atabilir oldum. 100 mb internet ise işin bonusu oldu tabii ki.

Avea ile fiyat konusunda son derece uyumlu bir çift olsak da, aramızda şiddetli bir çekimsizlik de vuku oldu. Bir cümle içinde 24 anlık ses kesintisi ile anlaşılmayan titrek sözler, bulunduğum hiçbir yerde gül yüzünü bana göstermeyen 3G ve zaman zaman pisti pas geçen sms’ler bir huzur kaçırana dönüşmüştü.  Yine de katlanılmayacak kadar değildi.

Avea ile olan birlikteliğimin birinci ayını kutlamak için hazırlıklara başlamışken ex operatorüm Turkcell’den bir telefon aldım… Telefondaki temsilci, “yeniden beraber olursak” cümleleri kurdu bana. “Sana 150 dakika her yöne görüşmeyi ben de 15 liraya vereceğim. Üstelik 1 yıl boyunca da fazladan 120 dakika bedava” dedi. “Boş ver 120 dakikayı, fazladan 50 sms ver, sarıl boynuma” desem de hayvan terlemişti besbelli. “Düşünmem lazım, 2 gün sonra yine ara” dedim.

2 gün boyunca sadece su içerek yaşadım. Geceleri uyku uyumadım. Geceleri başka şeyler de uyumadım. Hatta gündüzleri de… 2 gün sonra tekrar aradığında sordum, “peki bu 150 dakika 15 lira yeni bir tarife mi? Daha geçen ay 120 dakika 32 liraydı. Herkes geçebiliyor mu?” O da yeni bir tarife olmadığını, herkesin geçebildiğini ve ek 120 dakikanın bana özel olduğunu söyledi.

Kesin kararımı verip, yeniden Turkcell’e döndüm. İşin rengi de bu esnada belli oldu. Beni geçirdikleri her yöne 150 dakika 15 lira olan tarife aslında sadece kamu çalışanları için olan KamuCell tarifesiymiş.  Başka bir operatörden Turkcell’e geçerken istemeleri halinde bu tarifeye geçebiliyorlarmış. Şu an ben bir KamuCell’liyim.

Turkcell hattım yeniden açıldığında bir sms aldım. “sana 12 ay boyunca 120 dakika bedava vereceğim. Ama bir yıl benden ayrılmayacağına söz vermeni istiyorum.” Önceli görüşmelerimde bu 120 dakikanın taahüt karşılığı olduğu hiçbir şekilde belirtilmemişti. Buna rağmen Turkcell’e bu sözü verdim. Hala ufaktan kucak dansı yapıyor olsak da Turkcell kalitesini öncekinden ucuza alabiliyorum.

Not: Bu yazıyı yazdığım tarihte sms paketleri 3 katına çıkartılmış durumda. Her yöne 300 sms 11 lira. Ayrıca 100 mb internet de 10 lira.

Sonuç: Önce Avea’ya geçip aynı fiyata +90 dakika, +50 sms ve 100 mb internet kârım oldu. Daha sonra Turkcell’e geçtim. Bu defa 1 lira fazlasına +120 dakika ve + 150 sms daha kazandım. Turkcell’e tekrar geçeli henüz bir hafta olmadığı için faturalar geldiğinde ne olur bilemiyorum. Ancak kağıt üzerinde oldukça kazançlıyım.

Daha iyi görebilmek için

Bundan iki yıl kadar önceydi. “Bu defa da daha çok paraya muayene olayım” düşüncesiyle olacak,  rutin göz muayenem için Dünya Göz Hastanesi’ne gittim.

Pek çok cihazla göz göze, diz dize vakit geçirdikten sonra “oku bakayım” testi ve rapor için doktorun yanına geçtim. Sohbet sırasında lazer tedavisinden de söz edilince sordum, “nası olur ki?” Beni bu konu ile ilgilenen doktora yönlendirdi. “Bilmem kaçınca kattaki Falanca Bey’e git.”

Falanca Bey’e gittim. “Gözlerimin hali budur, olursa lazer tedavisi olmak istiyorum” dedim. Falanca Bey’den bana tedaviyi, uygun şartları, maliyeti vs. anlatmasını beklerken, bana hiç beklemediğim bir soru sordu direkt: “Neden gözlüklerden kurtulmak istiyorsun?”

O an soruya hiçbir yanıt veremedim. Hazırlıksız yakalanmıştım. Ancak eve gelip o yorgunluktan, göz damlasının hışmından kurtulunca kendi kendime sorunun en sağlıklı ve net bir şekilde vermem gereken yanıtını bulmuştum. “Ben mevcut gözlüklerimden kurtulmak istemiyorum. Sadece daha iyi görebilmek istiyorum.”

Zaman zaman hala benzer soru(n)larla karşılaşabiliyorum. Eğer kapını çaldıysam, sadece daha iyisini hedefliyor olabilirim. Bu, olağan şartlarda sana -ya da konu her neyse ona- ihtiyacım olduğu anlamına gelmez. Gözlükle de görebiliyorum.

Konu göz değil ama merak edenler varsa söyleyeyim; 18. yaşımda ilk ciddi göz muayenemde sol gözüm 9.5 miyoptu. Lazer ile de ancak %40 iyileşme sağlanabilirmiş ve bana tavsiye etmiyorlar.

Yasaklı Google servisleri ve Youtube çözümü

Yakın zamanda TİB Youtube ile birlikte onlarca Google servisinin IP bazlı erişimini bir gecede durdurdu. O kadar konuşuldu, yazıldı çizildi ki; bilmeyeniniz yoktur. Bu yüzden haberden bir daha etraflıca bahsetmeyeceğim. TİB’in açıklamasındaki gerçek dışılıktan ve kanunun Anayasa’ya aykırı tavrından da bahsetmeyeceğim. Hukukçular yerince anlatıyor. Engelleme hakkında yüzeysel olarak teknik bilgi verip, geçici çözümden bahsedeceğim.

Daha düne kadar IP değil, domain tabanlı bir engelleme sözkonusuydu. Bu yüzden DNS ile sorunsuzca engelleri aşıyorduk. Tarayıcınızın adres çubuğuna bir site adresi yazdığınızda DNS’e (alan adı sunucusu) bir istek gönderilir. Denir ki; “bu site hangi bilgisayarda ise o bilgisayarın IP adresini ver bana” DNS arşivinden çıkarıp IP adresini verir. Daha sonra tarayıcımız o IP adresinin kapısını çalıp, “bana şu siteyi göster” der. TTnet ve diğer Türk servis sağlayıcıların DNS arşivleri kaba bir tabirle yasaklı bir sitenin adresini yazdığınızda yanlış IP vermesi konusunda düzenlenmişti. Biz farklı DNS’ler ile doğru IP’lere ulaşabiliyorduk.

Yasaklı sitelere girmek suç mu sorusunun hala net bir cevabı olmasa da DNS ya da hosts dosyası (aşağıda anlatıyorum) kullanmak suç değildir. Siteyi açtığınızda DNS’e gönderilen IP sorgulaması o sitedeki her resim, script, css, flash vb. dosyası için yenileniyor. DNS’in bize cevap vermesi de, bizim ona erişmemiz de milisaniyeler dahi olsa zaman alıyor. Her resim için yenilendiği düşünüldüğünde… Bizim için hızlı çalışan bir DNS kullanmak oldukça zaman kazandırıcıdır. Sık kullandığımız sitelerin IP adreslerini hosts dosyasına yazarak da DNS’yi de aradan çıkarmak mümkün. (üzeri çizili cümleler hatalı bilgidir ve Egemen Ergel’in düzeltmesi yazının sonundadır.)

TİB bugün domain tabanlı engellemeden vazgeçip yazının başında da belirttiğim gibi IP bazlı engellemeye geçti. Bunun anlamı şu; DNS ile de bu sitelere erişemeyiz çünkü DNS’in verdiği IP adresine “bana şu siteyi göster” dememize izin verilmiyor. Google konusunda ise şanslı olduğumuz nokta servislerini ayakta tutabilmek için onlarca sunucu ve IP adresi kullanmasıdır. Yani aynı site adresinin birden çok IP’de kopyası var diyebiliriz kabaca. DNS hangi IP’i denk getirirse artık… Google bu IP’leri dönüşümlü kullanıyor. TİB ise bu IP’lerin tamamını engelle(ye)medi. Bu durumda yapılabilecek en etkili şey; DNS’in engellenmemiş bir IP denk getirmesini beklemek yerine, doğru IP adresini hosts dosyasına yazmaktır.

hosts dosyası, hangi adrese hangi IP’den erişileceğini yazdığımız dosyadır. Mesela hosts dosyasına www.google.com adresini açtığımızda, 74.125.43.103 numaralı IP adresindeki www.google.com’u getirmesini isteyebiliriz. hosts dosyası yalnızca bir metin dosyasıdır.  Gerekli bilgileri her satıra bir tane gelmesi koşuluyla “IPadresi SiteAdresi” şeklinde yazmak gereklidir. (hosts dosyanızı nasıl bulacağınızı anlatacağım)

Google servislerine erişebileceğiniz toparlanmış IP listesi ise http://tinypaste.com/4c797f adresinde. Buradaki satırları hosts dosyanıza kopyalamanız yeterli. En azından tüm IP adresleri engellenene kadar. Yasağa (benim güvenmediğim proxy’ler gibi) alternatif çözümler her zaman bulunabilecek olsa da bu çözümler her zaman geçici olacaktır. Kalıcı çözümse bu yasaklara ve haksız engellemelere, yalanlara kanmadan itiraz etmektir.

Yasaklı sitelere erişimin ne kadar suç olduğunun belirsizliğini söylemiştim. Ancak Youtube harici hiçbir Google servisi için herhangi bir mahkeme tarafından verilmiş bir yasak kararı yoktur. Açıklamalar da bu IP’lerden yasaklı olan Youtube’a da erişilebildiği için engellendiği yönündedir. Hiçbir Google servisi yasal olarak engelli olmadığından, girmek tamamen serbesttir. Yine de hilesiz mümkün değil…

Windows kullanıcıları hosts dosyasına,
C:\Windows\System32\drivers\etc adresinden ulaşabilir. hosts adlı dosyaya çift tıklayıp, Not Defteri (Notepad)’ni seçerseniz, gerekli düzenlemeyi yapabilirsiniz. Eğer dosyayı kaydedemezseniz, Not Defteri’ni yönetici olarak çalıştırıp, hosts dosyasına erişmeniz gerekmekte.

Diğer işletim sistemleri için Google’a sorabilirsiniz. Ya da cevap verebileceğim bir sorun(un)uz olursa yorum bırakmanız yeterli.

Düzeltme: Egemen Ergel, DNS’in bir kere IP’yi verdikten sonra, her resim vb. için yeniden istek gönderilmediği konusunda bu blog yazısının FriendFeed yansısına uyarı ve düzeltmede bulundu. İletisini burada da paylaşıyorum…

Bir sayfadaki her bir obje icin tekrar tekrar dns sorgulaması yapılmaz. DNS Zone ayarlarında isteyene verilen bilginin ne kadar sure gecerli olduguna dair bir TTL degeri verilir. Misal www.simto.com‘un ip adresi x.y.z.t’dir ve bu bilgi 24 aat gecerlidir der alan adının DNS sunucusu. Sonrasında sizin sorgularınızı yaptıgınız DNS’de de, sizin kendi makinanızdaki DNS client servisi de bu bilgi ışığında aynı sayfayı tekrar sorgulamak isteyen uygulamaya zaten bilmekte oldugu, önbelleğinde tuttugu( cacheledigi) bilgiyi verir. Ta ki TTL suresi sonuna kadar ya da DNS onbellegi temizlenene kadar… Artık hangisi once olursa.

sunipeyk32
visitor stats