logo

İnanılmaz Evlenme Teklifi’nin ardından

Birkaç gün önce, Türk Hava Yolları’nın “İnanılmaz Evlenme Teklifi” başlıklı video’su (yazının devamında video var) ortalıkta dönmeye başladı. Daha birkaç kez izlenmiş olmasına rağmen de viral yaftası yapıştırıldı. “Viral nedir?”, “Bu video viral midir?” hala tartışılan ve net olarak kavranamamış mevzulardan. Ben bu tartışma üzerine uzun uzun bir şeyler yazmayacağım ama bir içerik organik olarak viral etki ile henüz yayılmadan viral diyemeyiz.

Yine de viral diye sözedeyim; THY’nin bu viralinde en ilginç bulduğum detay, -Dipnot TV haberine göre- reklamı Okan Bayülgen‘in yeni şirketi Fakulte Reklam Ajansı‘nın hazırlamış olması. Okan’ın son zamanlarda sosyal medyaya hızla artan ilgisini görmemek mümkün olmasa da bu kadar büyük bir hamle beklemiyordum.

Şu an Youtube’da 350.000 izlenme sayısına sahip video’nun etkisi de bir başka detay. İnternette viral olarak yayılan pek çok video’nun onlarca replikasını görmeye hiç de yabancı değiliz. Bunlardan bazıları izlenmeye sayılarıyla: İdare Edemem Anne (2.8 milyon),  Mario’cu Kız (92 bin), Charlie Bit My Finger (308 milyon). Ancak ben ilk kez bir viral reklam filminin bu kadar replikasının ya de cevap video‘sunun çekildiğini görüyorum.

Aşağıda orijinal video ile birlikte, çekilmiş cevap ve replikalardan bazılarını paylaşıyorum. Bu videolar üzerinden başka örneklere de ulaşabilirsiniz. THY video’su viral mi tartışıladursun, bu kadar makarası yapılıyorsa istediği etkiyi yarattığını düşünebiliriz.


Bu yazının devamını oku »

Philips’den gelen GoGear Ariaz MP4 Player

Cumartesi sabahı henüz kahvaltı ederken kapı çaldı; kargoymuş. Dekatlon Buzz’dan geldiği görülen paketi merak ve heyecanla açtım. İlk gördüğüm şey Philips yazılı bir kutudaki kulaklıklar oldu.  Sadece bir saniye sonra GoGear Ariaz MP4 Player olduğunu farketmem, sevincimi de arttırdı.

Paketten çıkan bir diğer detay ise şişedeki nottu. İçi kum ve deniz taşları dolu ahşap tıpası olan cam bir şişede parşömene yazılmış bir not bu. Adeta denize atılmış, bir gün bulunmayı bekleyen kayıp bir not gibi. Neyse ki günümüzde böyle notları kargo firmaları denizden çok daha hızlı sahibine iletiyor. (hepsinin fotoğrafını yazının altında bulabilirsiniz)
Bu yazının devamını oku »

Damla Su, sosyal medyayı dinliyor

Sosyal Medya kategorisine ağırlıklı olarak gördüğüm hataları, yaşanan sorunları ve nadiren de başarıları yazıyorum. Bugün de başarılı bir aksiyonla sonuçlanan Damla Su hikayemi yazacağım. Bu yazı da aslında Damla Su’yu tebrik etmekten ziyade, iletişim eksikliği gösteren markalara bir eleştiri getirmek maksadıyla yazılıyor.

Olay, ilk ŞehirFırsatı siparişimle başladı. Günün fırsatında değeri 6 TL olan 19 litrelik damacadada Damla Su 1 TL’ydi ve 5 adetlik alım limiti getirilmişti. Evde günde 8-10 litre su tüketirken iyi bir fırsattı ve hemen 5 adet aldım. Sipariş verilebilecek ilk gün Damla’nın sipariş hattını aramam -bugün müspet sonuçlanan- sorunun başlangıcı oldu.

Çağrı merkezinde iki seçenek vardı. Biri sipariş için, diğeri ise ŞehirFırsatı için. Uygun seçenekte direkt olarak, kupon kodu sormadan “kaydınız alınmıştır” diyor; sipariş seçeneği ise bayiye yönlendiriyor. Sonucunda, bayiye kuponum var diyorum ve su kısa sürede evime ulaşıyor ancak görevliye kupon kodunu ilettiğimde “benim bundan haberim yok” diyor, basılı bir kupon görmek istiyor. Sonra çalıştığı bayiyi arıyor, anlatıyoruz durumu… “çağrı merkezini arayıp kayıt yaptırmanız lazım” diyor. Uzun süre anlaşamayınca, suyun parasını 6 TL olarak yeniden ödeyip, adamı yolluyorum.
Bu yazının devamını oku »

Sosyal Medya’ya başlarken

Son birkaç aylık dönemde, bazı arkadaşlarım elindeki iş için “sosyal medya”ya girme kararından bahsedip, benden fikir almaya çalıştı. Her birine de bilgim yettiğince, “social media for beginners” tadında anlatmaya çalıştım. “Nasıl daha çok takipçi kazanırım” sorularını yanıtladım. Şimdi “sosyal medya nedir” sorusunu pas geçerek ve o saçma “sosyal medya uzmanı” etiketine sahip olmadan, arkadaşlarıma ilettiklerimi burada da yazacağım.

Peşinen söylüyorum, bu yazıyı okuduktan sonra markanızın takipçi sayısı pik noktasına erişmeyecek. Burada kampanya kurguları önermeyeceğim. O zaten markaya özel tasarlanması gereken bir meseledir. Yalnızca, bugünün en popüler sosyal medya araçlarının birer aktif kullanıcısı olmadan “benim markam neden takip edilmiyor” deyinlere, başlangıç bilgileri vermeye çalışacağım. Fazlası hiç değil… Aşağıda yer alan bilgiler yalnızca benim tecrübe ve gözlemlerimin bir yansımasıdır. Rahatlıkla “Olmaz o öyle!” diye haykırabilirsiniz.

Öncelikle kabul edilmesi gereken şey, sosyal medya denen olgunun, Facebook ve Twitter’a eşit olmadığıdır. “Bookmarking”, video paylaşım siteleri, bloglar, slayt paylaşım siteleri, forumlar, soru-yanıt siteleri, hayat akışları (life streaming) derken onlarca kola ayrılıyor ve en nihayetinde internete eşitleniyor. Yine de hiçbir mecrada şu an için Facebook ve Twitter’da olduğu kadar ekmek yiyemeyeceğiniz açık. Sadece bilin ki; Twitter kullanarak sosyal medyada var olamazsınız.
Bu yazının devamını oku »

Bi' Büyük Blog