Kategori Yorumsal

Gezi Parkı 2 gün sonra yeniden halka açılacak

2013-06-22 14.31.18Başlığa son günlerin moda deyimi “kesin bilgi”yi de eklemek isterdim ama artık hiç kimseye, hiçbir şeye güven duyamadığım için diyemiyorum. Ben bugün Gezi Parkı’na giderken yaşadıklarımı ve diyaloglarımı olduğu gibi aktaracağım ama siz de bana güvenmeyin.

15 Haziran akşamı İstanbul Valisi H. Avni Mutlu’nun “müdahale olmayacak” açıklamasına rağmen polisin orantısız değil, tüm şehri saran ve kapalı ortamlarda çocukları dahi gaza boğan acımasız saldırısı herkesçe biliniyor. Bu şekilde park boşaltıldı. Ertesi gün parka yeni çiçekler ve ağaçlar ekilmeye başladı. Yapılan açıklamalara göre her şey normale dönmüş, Taksim halka açılmıştı. Tek bir sorun vardı, Gezi Parkı’na insan sokmuyorlar. (Nasıl diyor Amerikalılar; WTF?)

Bu durum tek başına oldukça vahimdir. Dün yıkacağın parka olayları tırmandırıp sonradan ağaç dikmek, insanları kovup belediye işgali başlatmak ve parka kimseyi sokmamak, her zaman halkın olduğu Taksim’i halka açmak ve en önemlisi “temizledik” mesajı vermek son derece acı verici. Gezi Parkı yasağını benim için daha da vahim hale getiren bir detay daha vardı. Taksim’e tekerlekli sandalye ile çıkmamın tek yolu Gezi’den geçiyordu. Nasıl olacak? Bugün bu sorunun cevabını almak için parka girmeyi denedim. Devamını oku →

Haziran 22 / 2013
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 2 Yorum
Etiketler ,

Y Kuşağının apolitik Türk gençleri ve Gezi direnişi

joffrey1984 yılında doğdum ben. 1980’den sonra doğduğum için “Y kuşağı” dediler. Bazıları biraz da siyaseten “80 kuşağı” diyor. Şimdi Gezi Parkı eylemleri neticesinde eylemlere katılan “apolitik gençlik” ve eski nesillerden farkları yeniden tartışılırken bazıları “80 kuşağı”na da itiraz ediyor. “68 Kuşağı” olarak anılanlar 68 doğumlu değilmiş, biz de yaşananlar neticesinde “2013 kuşağı” olmalıymışız. Öncemize X, sonramıza Z kuşağı diyorlar. Kuşaklar ve  isimler üzerine bu kadar kafa yorarken de konunun özünden kopuyorlar. Kim olduğumuzun, ne olduğumuzun farkına varamıyorlar.

Biraz 80 sonrası doğumlular olarak “biz”i, biraz da bizzat beni anlatmaya çalışacağım. Öncesinde belirtmem gereken şeyse bu yazının iki önemli referans kaynağı var. Bunlardan ilki Gezi Parkı Direnişçileri. Gezi Parkı eylemleri her yaştan destekçi bulsa da eylemcilerin büyük bölümü 80 sonrası doğmuştu. 90 Sonrası doğanların sayısı da az değildi. Yani bu eylemlerin sahibi önemli ölçüde Y kuşağının apolitik Türk gençleriydi.

İkinci kaynağımsa Bedia Ceylan Güzelce‘nin TEDxReset’de yaptığı konuşmadır: Acılarınızı Küçümsüyorum. Bedia Ceylan’ı ben çok geç de olsa o konuşmasıyla tanıdım. Bana göre etkinliğin en güzel konuşmasıydı. 80 sonrası doğan apolitikleri anlatıyordu. Yani “biz”i (konuşmada 80 öncesi “siz”, sonrası “biz) diye ayrılmıştı)  anlatıyordu. Beni anlatıyordu. Eylemlerden bir ay önce, eylemlerin başrol oyuncuları gençleri anlatıyordu. Etkileyiciydi. Birkaç kez izledim. Siz de izleyin.

Hem bu konuşma, hem de Gezi Parkı eylemleri kim olduğumu ve siyasi tavrımı, kuşağımı düşünmeye daha fazla odaklanmama sebep oldu. Yazmanın çok zor ama her zamanki hali gibi rahatlatıcı olduğu şu günlerde, karışık aklımdakileri toparlamaya çalışarak anlatacağım. “Biz”i anlatırken içine çokça “ben”i koyacağım için yazının içeriği konuşmayla da, eylemci bireylerle de tamamen örtüşmeyebilirim. Yine de biz biriz. Devamını oku →

Haziran 13 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Yorumsal
Yorumlar Yorum Yok

Mesele 3-5 ağaç değilse ne?

peace_tree_by_blueciclesBugün Gezi Parkı direnişinin 14. günündeyiz. Artık günleri sayamaz, takip edemez oldum aslında. Zaten süreç bu kadar uzadıysa, kaçıncı güne vardığımız da önemini yitiriyor benim gözümde. Cuma günü yazdığım Başbakana Açık Mektup‘ta süreci özetler nitelikte anlattım. Üzerine, bu yazıda gözlemlediğim ve bizzat yaşadığım kadarıyla bu eylemcilerin ne istediğini ve nasıl bu hale geldiğimizi kendi yorumlarımı katarak anlatacağım. (görsel kaynağı)

10 yılı biraz aşkın süredir AK Parti’nin iktidarı ile yönetilmekteyiz. Seçimle başa geçmiş AK Parti, şüphesiz bugüne kadar gelmiş bütün hükümetler gibi Türkiye için iyi şeyler yapma mücadelesindedir. Zaten bir hükümetin ve temsilcilerinin ülkeyi geliştirmek ve daha ileri taşımaktan başka ne amacı olabilir ki? Devamını oku →

Haziran 10 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Yorumsal
Yorumlar 2 Yorum

Gezi direnişinde polisi destekleyenlere açık çağrı

Son 5 gündür olanlar herkesin malumu. Bilmeyenler veya bu yazıyı uzak tarihlerde okuyacaklar Twitter’da #direngeziparkı, #occupygezi gibi hashtag’leri takip edebilir, Serdar Kuzuloğlu’nun zaman zaman güncellediği şu özetini okuyabilir. Ben de çağrıma geçmeden önce kısa bir özet geçeceğim:

5 Gün önce, gece yarısı iş makinaları Taksim Gezi Parkı’na izin belgesi olmadan girip ağaçları izin belgesi olmadan sökmeye başladı. Bunu duyan bir grup (50 kişi kadar) engel oldu. Ertesi gün yeni bir teşebbüs olunca nöbetçilerin sayısı yüzleri buldu. Polis, tek yaptıkları halka açık bir parkta yatmak olan “eylemcilere” sabah’ın 5’inde saldırdı. Akşamına o yüzler, binler oldu. Saldırılar devam edince o binler de bir anda yüzbinler oldu. İnsanlar sokağa, meydanlara döküldü. Polis hepsine orantısız bir güçle saldırdı ve 5. günün sonunda saldırılar devam ediyor.

Meselenin ne olduğu önemli değil. Özellikle AKP yanlıları “3 ağaç için” diyor, “provakatörler” diyor, “ulusalcılar” diye öteliyor. Sebeleri ve o kalabalığın kimler olduğu elbette önemli olabilir. Mesele artık 3 ağaç değil, özgürlüktür. Polis şiddetir. Çünkü polis parkta kitap okuyan gençlere saldırdı. Ve o kalabalıkta Galatasaraylısı, Fenerlisi, Beşiktaşlısı kol kolaydı. Kimse yanındaki Kürt mü yoksa Türk mü sormadı ama Kürt’ü Türk’ü de kol kolaydı. Devamını oku →

Haziran 02 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Yorumsal
Yorumlar 1 Yorum

Gri Sahne’nin yeni oyunu Felaket prömiyer yaptı

felaketGeçtiğimiz ay Gri Sahne‘den söz eden bir yazı yazmıştım. Bana çok yakın konumlanması ve tekerlekli sandalye ile oyun izleme imkanı vermesi Gri’yi benim için bir parça daha önemli kılmıştı. “Burada oyun izleyebilir miyim?” Derken gördüğüm ilgi, yönetmen ve oyuncuların yansıttığı heyecandan sonra gidip en az bir oyun izlemek de farz olmuştu. Oradaki  ilk deneyimimi geçtiğimiz cuma akşamı prömiyer yapan Felaket‘le yaşadım.

Gri Sahne’nin programında şu an üç oyun var. Bunlardan ilki Samuel Beckett’in sekiz kısa oyunundan oluşan Kısalar. Bu oyunlardan bazıları ilk kez Gri tarafından sahnelenmiş. İkincisi ise Harold Pinter’ın 2000 yılında yazdığı son oyunu Kutlama. Bu oyun da Türkiye’de ilk kez Gri tarafından sahneleniyor. Ve  son olarak da Gri Tiyatro Laboratuvarı çalışmalarıyla ortaya çıkan Felaket! Devamını oku →

Mayıs 15 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Tiyatro, Yorumsal
Yorumlar Yorum Yok

Burak Yıldırım’ın ölümünü Galatasaray’a mal etmek

galatasaray-fenerbahceBurak Yıldırım’ın adını dün geceden beri herkes duydu. Bir Galatasaray taraftarının sözde fanatikliği ile bıçaklayarak öldürdüğü genç. Henüz 19 yaşındaymış. Ne kadar genç olduğunu tanımlamaya gerek yok. Ardından okuduğum birçok yorumda, özellikle Fenerbahçe taraftarının Galatasaray ve taraftarına tepkisini görüyorum. İtiraz edeceğim ama Galatasaray’ı savunmak için değil, hepimizi suçlamak için. (görsel kaynağı)

Bu yeni bir hikaye değil. Bu ilk defa olmadı. Bunu bugüne dek sadece galatasaray taraftarı yapmadı. Bugüne kadar ne bıçaklamalar, kavga dövüşler, “kaza kurşunu” ile ölümler yaşandı. Taraftarı stada döner bıçağıyla girerken yakalanmayan takım hangisi? Bir cinayet işlenmiş ve önüne geçilememişken, kimin kimi öldürdüğü ne kadar önemli? Taraftar olacağım derken insan olmayı unutan bir canlının suçu sırf Galatasaray taraftarı olduğum için benim omuzlarımda mı? Bence suç hepimizin.  Devamını oku →

Mayıs 13 / 2013
Yazar Simto ALEV
Kategori Yorumsal
Yorumlar Yorum Yok