logo

Behzat Ç.

Sanırım ilk defa bir televizyon dizisi hakkında blog yazıyorum. Bu zamana kadar yaz(a)mamış olmamın bir sebebi, benim sadık bir televizyon izleyicisi olmamamdır. 5-6 yıllık bir dönemi televizyonsuz geçirdiğim gibi, her izlemeye çalıştığımda gördüğüm türlü absürtlük ile yılmamdır. Yine de izlemeye değer bulduğum şeyler muhakkak var.

Yazmamamın diğer sebebi ise, dizilerde hep aynı şeylerden şikayet etmemdir.  90 dakika uzatılıp, hiçbir şey anlatamayan haller, gerçek dışı veya bize çok uzak ortamlar, izleyici kitlesi olarak hiç görmediğimiz bir ihtişamın benimsenmesi ya da tam aksine aile komedisi yapacağız derken birbirlerini taklit etmeleri, gereğinden fazla iyilik saçmaları, saçma mesaj kaygıları… Entrikalar, yalan dolu hayatlar, katledilen edebiyat eserleri… Bazılarında sokak sahnelerinin bile stüdyoya taşınması, arabayla 100 metre yol gitmemek için yapılan başarısız “greenbox” uygulamaları derken kahroluyorum.

Şimdi yazmamın sebebi ise: Behzat Ç. (daha fazla…)

  • 7 Comments
  • Filed under: Yorumsal
  • Mormani alışverişim

    Bir süre önce Hediyeni Seçmeye Hazır Mısın? başlıklı yazımda mormani.com desteği ile bir okuruma çekilişle  3 üründen seçeceği birini hediye edeceğimi duyurmuştum. (22 Ocak’da yapılacak çekiliş için hala vaktiniz var)

    mormani.com, okurlarıma hediye verme imkanını sunduğu gibi, güzel bir jestle bana da bir hediye çeki armağan etti. Vesileyle siteyi tanıma ve düşünmeden alışveriş yapma imkanı buldum.

    mormani diğer e-ticaret sitelerine sadece bir alternatif olsa da; enteresan bir görünümü var. Alıştığımız e-ticaret sitelerinden çok, “private shopping” dediğimiz (markafoni gibi) siteleri anımsatıyor. Fiyatlar ortalama değerlerde. Ancak Mormetre dedikleri bölümde, fazladan indirimli ürünler de bulmak mümkün.

    Hazır bir çekle alışveriş etmeme rağmen, biraz fiyatları incelemek, biraz da daha fazla ürüne erişmek için çekimi fütursuzca harcamak yerine sayfa sayfa ürünleri takip ettim. Aynı ürün grupları içinde farklı markalarda daha ekonomik ürünler bulmak mümkün. Ben de bundan yararlanarak ekonomik bir alışveriş yaptığımı düşünüyorum. Öyle ki, alışverişimi tamamladığımda çekin tamamını harcamamış olduğunu gördüm.

    Sürecin bir kampanyayı kapsaması ve tam yılbaşı arifesine denk gelmesi tesliman süremi biraz geciktirdi. Bu konuda negatif yorum yazmayı da planlamıştım aslında. Zira bir e-ticaret sitesinde güvenden sonra beklediğim ilk şey, siparişlerimin kısa sürede elime ulaşmasıdır. Ancak bir telefonla negatif yorum fikrinden vaz geçtim.

    31 Aralık Cuma günü mormani.com‘dan Selçuk Bey cep telefonumdan aradı. Kampanya konusundaki memnuniyetimi sordu. O sırada ben de birkaç soru yöneltip fikirlerimi dile getirdim. Uzun zamandır sektörde olduklarını ancak e-ticaret’e yeni başladıklarını öğrendim. Bu konuda blog yazarlarıyla çalışmayı, fikirlerini önemsediklerinden seçmişler.

    “Blog yazarları acımasız olur ama” dedim, güldük. Eleştirilebileceklerinin farkındalar ve kendilerine güveniyorlar. “Siparişlerim hala kargolanmadı, bunu da yazarım” dedim. Siparişlerimin hazır olduğunu fakat diğer blog yazarlarını beklediklerini söyledi. “isterseniz hemen göndereyim” diye ekledi ama yeniyıl tatiliydi zaten. Takibindeki ilk iş günü de siparişlerim kargoya verildi.

    Daha çok kişisel merakla, stok durumlarını, nasıl çalıştıklarını vs. de sordum. “Kişisel merakım” dediğim için bloguma taşımayacağım fakat aldığım cevaplar beni memnun etmeye yetti.

    Adresime ulaşan siparişlerim arasında kırılacak ürünler de vardı. Kargoda başına gelebilecek zevalleri düşünüyordum ama öyle paketlenmişti ki; kargoda değil de biz açarken kırılacaktı. Tabii ilk kez internetten cam eşya aldığım için diğerleriyle kıyaslayamıyorum.

    Eğer kampanya olmasaydı belki haberim olmayacak, belki de alışveriş etmeden önce tedirgin olacağım bir siteydi mormani.com. Haberdar olduktan sonra yaşadığım deneyim ve gördüğüm ilgi üst seviyedeydi. Diğer alışveriş sitelerinde arayacak telefon numarası bulamamak mümkünken, burada aranan ben oldum.

    Umarım bu ilgi ve müşteri deneyimi, çekiliş sonrasında da tüm müşterilerle yaşanır kalır diyorum. Eğer aynı başarı devam ederse, piyasaya dişli bir rakip girdi demektir. Bakalım, birkaç ay sonraki siparişim ne olacak?

    Pos makinesi eğitimi şart

    Yanımda nakit para taşımaktan çok da hoşlanmıyorum. “Paranın neye benzediğini bilmiyorum” desem sadece biraz abartmış olurum. Aynı şekilde Garanti’nin iki defa benden habersiz 5000 TL limitli kart çıkartmasına rağmen iptal ettim ve kredi kartı da kullanmıyorum.

    Alışverişlerimin yarısından çoğunu ATM kartı ile nakit öderim. Online alışverişlerimde de ATM kartına bağlı bir sanal kartı kullanmayı tercih ediyorum. Hal böyle olunca, ATM kartıyla çok fazla haşır neşir oluyoruz. Bu kartla ödeme yapmak tam bir işkence oluyor bazen.

    Özellikle küçük işletmeler ve evlere servis yapan bazı restoranların (aralarında zincirler de var) kuryeleri bu kartla para çekemiyor. Daha demin bir çocuk tam 8 kez denedi, olmadı! “Kart çalışmıyor” diyor. Olur mu öyle şey? Daha dün akşam alışveriş yaptım… Bazıları şubesini arayıp, bazıları ise varsa yanındaki birinden yardım alıp çözüme gidiyor.

    Ben zorda kalmadıkça (bugün siparişimi alamıyordum mesela) yardım etmeyi sevmiyorum. Daha önce de yazdım, işini iyi yapan adamı ayrı bir sever, hayranlıkla izlerim. İşi bana ürün teslim etmek ve bedelini önerdiklerinden uygun bulduğum yöntem ile tahsil etmek onun işi. Çok da zor olmamalı kartı cihazın kenarından çekmeyi öğrenmek. Madem bir işin var, para kazanıyorsun ve belki bahşiş vereceğim, o zaman işini doğru yap.

  • 4 Comments
  • Filed under: Yorumsal
  • [İzledim] Çakallarla Dans

    17 Aralık Cuma günü vizyona girdi Murat Şeker’in Çakallarla Dans’ı. Ben de aynı gün 14.00 seansında filmi izledim. Biraz da gereklilikten, farklı bir zamana alamadım izleme zamanını. Haftaiçi, buz gibi havada filme bir parça olsun isteksizlikle gittiğimi söyleyebilirim. Film -Barış Manço – Cacık ile- başladığı andan itibarense neşem yükselmeye başladı. Film aktıkça daha çok eğlendim.

    Filmleri yönetmenleriyle takip etmeyi tercih ederim. Bazı yönetmenleriyse özellikle takip ederim. Bir “Kubrick filmi” izlemek başka bir şeydir mesela. Yakın dönemde ismiyle takip ettiğim Türk yönetmenler de var. Onur Ünlü, Ümit Ünal, Çağan Irmak gibi isimler Türk sinemasına farklı bir tat kattılar. Kendi idealleriyle yeni bir yol çizdiler ve gerçekten “Türk filmi” yaptılar.

    Murat Şeker de benim böyle takip ettiğim bir yönetmen; Türk sinemasını var eden ve bitişiyle yakın zamana kadar yılda en çok 10-15 film çektiğimiz kısır döngüyü başlatan Yeşilçam kültürünün temsilcilerinden olmuş. Bir yandan Yeşişcam tavrını sürdürüp, bir yandan da günümüz gerçekliğinden faydalanarak ortaya güzel işler çıkarıyor. (daha fazla…)

  • 2 Comments
  • Filed under: Sinema, Yorumsal
  • Bi' Büyük Blog