logo

Telefon tacizine bir son verin artık

Hem sabit ev telefonumuz, hem de cep telefonumuz (benim adıma kayıtlı değiller ve hat sahibi aynı) son 1-2 haftadır evvelinden fazla çalar oldu. Turk.Net, Smile, BiRi, Turk Telekom sırayla bir gün seçip arıyor ve bitmeyen bir döngüde bu aramalar tekrarlanıyor. Servis sağlayıcılar aynı kampanyayı tekrar edip duruyor. Birini reddettim, birini dinledim, birine “sizi 2 gün önce reddettim” dedim. Biriyle de bir 15 dakika tartıştık, sonra telefon suratıma kapandı.

Bu servis sağlayıcılar Türk Telekom’a ait ortak bir veri tabanı kullanıyormuş (kendileri söyledi). Kimde sözleşmesiz ya da sözleşmesi bitecek olan ADSL hizmeti varsa, birbirinin aynı kampanyayı anlatıp duruyorlar. Birini reddetmek, diğerinin aynı kampanyayı tekrar sunmasına da engel değil.

“Kampanyanızı biliyorum ve istemiyorum, boşuna anlatmayın” dersem, “ama bir de şu var, buna bakın” diyorlar. Hiçbiri bana uymuyor! Aranacak Müşteriyi Doğru Seçmek diye de yazmıştım daha önce. Ya bana deli gibi internet kullandığım halde daha ucuza kotalı paket sunuyorlar ya da kotasız ama daha hızlı, daha pahalı paket sunuyorlar. Kullandığım internetin hızı, ödediğim para, aylık ne kadar para harcadığım vb. konulardan tamamen bir haberler. Ekranlarında “kampanya ile ilgilenmiyor” diye işaretlenecek bir alan bile yok ya da kasti işaretlemiyorlar.

Bugün de Türk Telekom bu haftaki 4. arayışını gerçekleştirdi. Bu kez mesele ADSL değil. Hat sahibiyle görüşmek istiyorlar ama denk getiremiyorlar. Önceki aramalarında sebep belirtmeseler de bu defa öğrendim. “Acıbadem sağlık hizmetleriyle ilgili bir tanımımız var” dedi. İlgilenmediğimizi söylesem de hat sahibini bulmakta ısrar etti. “O da ilgilenmiyor” dediğimde, “Olsun, biz bir de kendisinden duyalım” dedi. Şimdi yine aramasını bekliyoruz.

Ha, “ben hat sahibiyim” demek de mümkün ama ısrarla laf anlatmaya, tacizden gerçek manada kurtulmaya çalışıyorum. Anlık olarak başımdan atmaya değil. Bakalık nereye varacak? Türk Telekom’un neden sağlık hizmeti tanıttığını da merak etmiyor değilim…

9. Altın Örümcek’in ardından

Dün gece, 9. kez düzenlenen Altın Örümcek Web Ödülleri‘nin, ödül törenini, tören sonrası Sertab Erener konserini izlemek ve belki de ajansımla birlikte iki ödül sahibi olmak için Turkcell Kuruçeşme Arena‘daydım. Altın Örümcek sektörde biraz tartışılan, değer verenin de vermeyenin de çok olduğu bir ödül. Türkiye’de düzenlenen ilk web ödülleri olduğu için belki de bir başka değerli. Ben yine de şaşasını büyük ölçüde kaybettiğine inanıyorum.

9 Yıl boyunca geçmişte daha aktif olmak üzere takip ettim, zaman zaman çeşitli projelerle aday olduk ama dün gece ilk kez töreni yerinde izleme fırsatı buldum. C.O.R.E ekibi olarak iki kategoride birer siteyle adaydık. (U2İstanbulda & Finans Emeklilik) Arkadaşım Çiçek “senin de davetiyen var” dediği andan beri, içten içe ufak bir heyecana kapılıp ödülü nasıl alacağımızı düşündüm.

Nasıl olacağını görmek için, Cihan ve Kağan’ın beni almasıyla Şişli’den Kuruçeşme’ye 1 saati aşan bir yol mücadelesini atlatmamız gerekti. Birkaç eksikle ekipçe toplandığımızda tören saatini kaçırmış olsak da tören henüz başlamamıştı. Fırsattan istifade biraz lafladık, fotoğraf çektik, eğlendik. Fiziksel durumum itibariyle evden çalıştığım için her günümü iş arkadaşlarımla geçirmediğim ve hatta Berk ve Kağan’la ilk kez karşılaştığım için ayrı bir neşeliydim. Ayrıca yıllar sonra, Kağan sayesinde analog bir makine ile fotoğrafım çekildi. Nasıl çıkacağını çok merak ediyorum.
Bu yazının devamını oku »

Oy kullanmak hala engelli

Bugün oy kullanma hakkı olan hemen herkes gibi devletimi yönetecek topluluğu seçmek için sandık başındaydım. Oy kullanmak hem bir vatandaşlık hakkıdır hem de manevi boyutta bir görevdir. Bu nedenle seçmen olma vasfına erişmiş her birey oy kullanmalı ve bu kişilerin oy kullanabilmesi için gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır. Malesef her şey, her zaman olması gerektiği gibi olmuyor.

Blogumu takip edenler muhakkak biliyorlardır. Bilmeyenler de bu cümle ile öğreneceklerdir ki ben bir engelliyim. Daha önce bir seçimde ve referandum‘da şartlar üzerine yazmıştım. Bu yıl da; 2011 genel seçimlerinde zaman çok ilerlemiş olsa da hiçbir şey değişmemişti. Dolayısı ile oy kullanma güçlüğü ile yeniden karşılaştım.

Oy kullanacağım 1219 numaralı sandık 2. katta idi. Polis memurları sağ olsunlar hemen yardıma koştular beni tekerlekli sandalye ile 2 kat taşımak için. Teşekkür edip durdurdum. Cümlelerimin özeti ile “yasal olarak sandık başkanının gözetiminde oyumu burada kullanabilmem gerekiyor. Ayrıca tüzükte “sandık alanı”nın 100 metre yarı çapta bir çemberi kapsadığı yazar” dedim. Memurlardan biri hemen sandık başkanına bu konuda bilgi vermek için koştu.

Birkaç dakika merdven başında görevli polisi bekledim. Fakat o sandık başkanının olumsuz yanıtını bana aktardı: “buraya kadar geldiyse yukarı da çıkacak!” Yapacak bir şey yok. 2 polisin kuvvetli kolları arasında arasında 2. kata kadar çıktım. Sandık odasına kadar girip, sandık başkanı ile durumu tartışmaya başladık. Durum daha da vahimleşti.
Bu yazının devamını oku »

LG yeni teknoloji monitörlerini (D42P ve E81) 8 ülkede aynı anda düzenlediği etkinliklerle tanıtıyor. Geçtiğimiz Cumartesi günü de Türkiye blog yazarları lansmanı düzenlendi ve henüz satışta olmayan ürünler bizlere sergilendi. Ben de LG Türkiye ve Zarakol Dijital‘in davetlisi olarak katıldım. Davete icabet ederken merak ettiğim tek şey ürün modellerinin sürpriz olduğu lansmanda “bu organizasyonu yapmaya değer” ne olduğu idi. Bu monitorlerin ne farkı olacaktı? Belki de boş yere gidecektim. Fakat hiç de öyle olmadı.

Beklentilerimin negatif olanlarının tam tersini görürken, pozitif olanlarının da fazlasını yakaladım. Bu yazıda biraz monitörlerden, biraz etkinlikten bahsedip araya da yorumlarımı serpiştireceğim. Eğer bu süper iki teknolojiyi merak ediyorsanız, kısa kesmeyi -yine- beceremeyeceğim bu yazıyı okumaya devam edin.
Bu yazının devamını oku »

Bi' Büyük Blog