Kategori Engelliyim

Şişli – Taksim arası sadece 1 saat!

Soldaki fotoğrafı dün, öğleden sonra Twitter’a paylaştım. (RT edebilirsiniz.) Aslında fotoğraf ve bu yazının başlığının her şeyi anlatacak kadar açık olduğunu düşünüyorum. Ancak ben sınır noktasına geldiğim için bu defa yazmaktan geri durmayacağım.. Çünkü bir defa, iki defa değil bu sorunla karşılaşmam. Öncelikle İstanbul’u bilmeyen birileri de okuyorsa diye belirteyim: Şişli Taksim arası mesafeyi biraz tempolu bir yürüyüşle yarım saatte almak mümkün. Metro tabii ki bu süreyi kısaltmak için var ancak bir tekerlekli sandalye kullanıcısı için bu şart çoğu zaman geçerli değil.

Evden çıkıp metroya ulaşmak 10 dakikamı alıyor. Buraya kadar da sorun yok. Ancak metroya inmek için asansörün önüne geldiğimde “servis dışı” ibaresini, kimi zaman arıza barikatlarını (evet, barikat kuruyorlar resmen) görünce işin rengi değişiyor. Şişli durağında olduğum için şanslıyım. Hemen dibinde Cevahir AVM var. Metroya ulaşmak için iyi bir araç. Diğer duraklarda bu olanak olmadığım için gidip, gün ışığı görmeden geri döndüğüm de oldu. Ha keza “Engelli engelli asansörü” yazımda, Şişhane durağındaki 3 haftalık arıza sürecini de yazmıştım.

Her neyse, Cevahir AVM metroya ulaşmak için iyi bir araç dedim ama içeri girmek öyle kolay değil. Kocaman bir döner kapının ardında, dışarı doğru 3-4 metre uzanan bir kuyruk var. Giriş ve çıkış yönlerinde normal kapılar var ama kilitli. Bir o kapıya, bir bu kapıya gidip birkaç maymunluk yapınca bir güvenlik görevlisi tabii ki farkedip kapıyı açmak için geliyor. Kuyruğu ortadan yara yara, aman kimseyi ezmeyeyim endişesiyle içeri girmekle de mücadele bitmiyor. Devamını oku →

Mart 12 / 2012
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok

Dünya rakı ve engelliler haftasını kutladık

Gerçek manasıyla olmasa da şiddeti her gün artan bunalımlı bir ay geçirdim. Sıkıcı bir bayram tatilinin ardından 3 haftalık haftasonlarını da kapsayan bir çalışma maratonuyla havaların pek güzel olmaması bir araya gelince, bir aylık bir süreyi evden dışarı adım atmadan geçirdim. Çalışma tempom yoğun yaşanmış olsa da işim oturup kod yazmak olunca yorgunluğum da ağırlı olarak mental oluyor. Artık fiziken yorulmam, zihnen boşalmam ve ardından güzel de bir dinlenmem gerekiyordu. Haftasonu tam olarak bunlar oldu.

3-10 Aralık Dünya Rakı Haftası ve aynı zamanda Engelliler haftası. Yani benim için çifte bir kutlama bahanesi vardı. Rakı haftası Türkiye ile birlikte 7 ülkede hafta boyunca kutlanıyor. Yeni Rakı’nın düzenlediği kutlamaların ilki Cumartesi gecesi Kumkapı’daydı. Ben ne gitmeyi planlamış ne de blog yazarı etkinliklerine katılmıştım. Ancak Cuma akşamı Zarakol Dijital’den gelen davete itiraz edemedim. Cumartesi rakı tadında bir akşam yaşadım. (elimde geceden fotoğraflar yok fakat sağdaki fotoğraf tüm rezilliğimin özetidir)

Hem bir süredir görmediğim insanlarla karşılaştım, hem bazılarından güzel haberler aldım hem de yeni yüzler gördüm, tanıştım o akşam. Vurulan kadehlerin eşlik ettiği davullu klarnetli bir müzikal çoşkudan, Yeni Rakı Orkestra’sının sokaktan geçişine; gece ilerledikçe artan çoşkuyla herkesin ayrı telden söylediği geceyi ben kısa bir uyku ile kapattım.  Aşırmayı planladığım tef de orada kaldı. (: Devamını oku →

Aralık 05 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok

Engelli engelli asansörü

Hemen soldaki, üzerine tıklayınca büyüyen fotoğraf bundan 2 hafta önce (03.07.2011) Şişhane metrosu Tünel çıkışında çekildi. Gişelerden geçerken dahi görevliler uyarmadığı için de bu sürprizi son ana kadar kimse bozamadı. Fotoğraf’ı “Tünel’e geldik, ger dönüyoruz” diye Twitter‘a attım. Tam da geri dönüyorken, Tünel’de ikamet eden bir abi (Yusuf abi) yardım ederek, benimle birlikte ağırlığı 100kg’ye ulaşan tekerlekli sandalyemi yürüyen merdivenlerde destekleyerek İstiklal’e kadar çıkardı. O kısa yol sohbetinde az şey konuşmadık aslında. Ben sadece Yusuf abinin asansöre dair cümlesini aktaracağım: “Bu asansör geçen haftadan beri böyle. Her gün önünden geçiyorum ben.”

Bu olaydan tam 2 hafta sonra (dün) yeniden Tünel’e inmek istedim. “3 Hafta geçti, yapılmıştır o asansör artık” diye hiç endişe etmeden yola koyuldum ama fazla iyimser düşürmüşüm. Malesef 3 haftanın sonunda asansör hala arızalı. Güvenlik görevlisinden yardım istiyoruz (kardeşimle). “2 kişi olsa çıkabiliriz” diyor kardeşim. Görevli iyi niyetli, yardıma hazır ama “ne iki kişisi, yerime bakacak adam bile yok” diyor. Biraz bekleterek, sağa sola telefon açarak ancak geçici olarak yerine bakacak birini buluyor. Oradan da bana yardım edip yine İstiklal’e ulaştırıyor.

Görevliden aldığım bilgiye göre (onun da alanı dışı olduğu için sadece duyduklarını aktarıyor) gelip asansöre bakmışlar. “Parçası yandı, yurtdışından gelecek” demişler. Öyle de kalmış. Böyle zaruri bir asansör, nasıl 3 hafta onarılamaz? Nasıl yurtiçinde yedek parçası olmaz? Neden bu kadar zamanda parça getirilemez anlamıyorum… Şimdi İstanbul Ulaşım‘ı arayıp (444 00 88) şikayet edeceğim ama ilgilenecekler mi bakalım?

Güncelleme: 1 gün sonra (19.07.2011)
Dünkü şikayetim üzerine İstanbul Ulaşım geri aradı. Arızalı parçanının Almanya’dan geleceğini ve bu hafta içinde beklediklerini iletti. Haftasonuna kadar onarılacakmış. Teşekkür edip kapattım telefonu. Umuyorum söyledikleri gibi olur.

Güncelleme: 10 gün sonra (28.07.2011)
4,5 hafta olmuş. Yapılan tek değişiklik, uyarı levhalarını azaltıp asansörün kapısına kadar çekmek olmuş. Hala bozuk. Bugün dünyanın her yerinden internet üzerinde alışveriş yapıp 1 hafta içinde teslim almak mümkün. Ta Çin’den 1 kuruş bile kargo ücreti ödemeden 2 haftada ürün teslimi alabiliyorum. Böylesi bir durumda, bir asansör yedek parçası 5 haftada nasıl getirilemez? Bir dahaki güncellemede aynı cümleyi 5’i 7 yaparak üçüncü kez tekrarlayacak mıyım? Bu nasıl sorumsuzluk?..

Güncelleme: 12 gün sonra (30.07.2011)
Ve nihayet, 5. haftanın tamamlanmasına 2 gün kala (yazıyı tekrar duyurduktan sonra), bir daha geri arandım. Dün akşam (29.07.2011) 21.30’da asansörün yeniden çalışır hale geldiği bilgisini verdiler.

Temmuz 18 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar 3 Yorum

Oy kullanmak hala engelli

Bugün oy kullanma hakkı olan hemen herkes gibi devletimi yönetecek topluluğu seçmek için sandık başındaydım. Oy kullanmak hem bir vatandaşlık hakkıdır hem de manevi boyutta bir görevdir. Bu nedenle seçmen olma vasfına erişmiş her birey oy kullanmalı ve bu kişilerin oy kullanabilmesi için gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır. Malesef her şey, her zaman olması gerektiği gibi olmuyor.

Blogumu takip edenler muhakkak biliyorlardır. Bilmeyenler de bu cümle ile öğreneceklerdir ki ben bir engelliyim. Daha önce bir seçimde ve referandum‘da şartlar üzerine yazmıştım. Bu yıl da; 2011 genel seçimlerinde zaman çok ilerlemiş olsa da hiçbir şey değişmemişti. Dolayısı ile oy kullanma güçlüğü ile yeniden karşılaştım.

Oy kullanacağım 1219 numaralı sandık 2. katta idi. Polis memurları sağ olsunlar hemen yardıma koştular beni tekerlekli sandalye ile 2 kat taşımak için. Teşekkür edip durdurdum. Cümlelerimin özeti ile “yasal olarak sandık başkanının gözetiminde oyumu burada kullanabilmem gerekiyor. Ayrıca tüzükte “sandık alanı”nın 100 metre yarı çapta bir çemberi kapsadığı yazar” dedim. Memurlardan biri hemen sandık başkanına bu konuda bilgi vermek için koştu.

Birkaç dakika merdven başında görevli polisi bekledim. Fakat o sandık başkanının olumsuz yanıtını bana aktardı: “buraya kadar geldiyse yukarı da çıkacak!” Yapacak bir şey yok. 2 polisin kuvvetli kolları arasında arasında 2. kata kadar çıktım. Sandık odasına kadar girip, sandık başkanı ile durumu tartışmaya başladık. Durum daha da vahimleşti. Devamını oku →

Haziran 12 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar 1 Yorum
Etiketler ,

“Engelli Dosyası” Timeout İstanbul’da

Timeout İstanbul dergisin’de Selin Damla “Dikkat Engel Var!” başlığı ile bir engelli dosyası hazırlamış. İstanbul odaklı dergide, engelli konusu da İstanbul odaklı işlenmiş olması, konuyu ülke genelinde anlamaya “engel” değil. Sözümona “gelişmiş” ve her konuda önceliği olan bir kent dahi bu haldeyse… İstanbul’da engelli olmakla ilgili çeşitli istatistikler, belediyelerin bu konudaki çalışmaları ile birlikte, engelliler için bir şeyler yapmayı görev edinmiş gönüllüler  ile yapılmış röpörtajlar da yer alıyor. Bir engelli olarak ben de bu röpörtajlar arasında yer bulup, kendimce olup biteni anlatmaya çalıştım.

Belediyelerin iddiaları ile olup bitenin bir arada olduğu sayfalardaki tezatta, aslında -neredeyse- hiçbir şeyin farklılaşmadığını görmek hiç de şaşırtıcı değil. Tabii sokakta her şey aynı rutinde devam ediyor olsa da, kimlerin neler yaptığını hatırlamak ve hatta bazılarınız için belki ilk kez görmek adına çok önemli ve faydalı bir dosya konusu olmuş. Bence hiç kaçırmadan alıp okuyun. En olmadı derginin hediyesi “Yeme İçme rehberi” ile İstanbul’da yepyeni mekanlar keşfedersiniz. Belli mi olur, belki onların birinde karşılaşırız bile.

Hem konuya yer verdiği, hem de benim de görüşümü alma nezaketini gösterdiği için Selin Damla’ya blogum aracılığı ile açık olarak bir kez daha teşekkür ediyorum…

Şubat 03 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok

Şişhane metrosu asansör çıkışı

Dün vaktimin bir kısmını Taksim‘de geçirdim. Hem birkaç yeni yüzle tanışacaktım, hem de hayatıma küçük, yeni bir deneyim katacaktım. Bu nedenle sabah saatlerinde arkadaşım Berna ile Cevahir’de buluşup, hızlı bir kahvaltı süreci geçirdik ve yola koyulduk.

Taksim’de, Tünel taraflarında olmam gerekiyordu. Bu nedenle en ideal ulaşım biçimi Şişhane metrosudur. Taksim-Şişhane metrosu pek hızlı olmasa da yazın sıcaktan, kışın soğuktan ve her daim İstiklâl kalabalığından koruyarak Tünel’e ulaştırıyor. Benim için tekerlekli sandalyemin akülerini de koruyarak bonus puanları da toplamayı başarıyor aslında.

Şişhane istasyonunda indirdiğimizde, hemen hemen indiğimiz kapının karşısında kalan asansöre binip yukarı çıktık. Gişelerden geçip ikinci asandöre doğru yol aldık. Ancak her şey bir tuhaf görünüyor bana. Geçtiğimiz yerler tamamen yabancı. Oysa defalarca kullandım buraları. İkinci asansörde kapı açıldığında ise, “burası değil” dedim. Yanlış yerdeydik…

Şişhane metrosunun en güzel özelliği görme engelliler için değnekle kullanabilecekleri ve doğrudan asansörlere ulaştıran yollar döşeli olması. Ben de ikinci bir asansör olduğunu bilmeden bu yolları takip ediyordum. Bir kat aşağı dönüp görevliye sorduğumuzda, “diğer tarafta” cevabını aldık. Katta başka asansör olmayınca peron katına da yeniden indik.

Peron katında, koridorun diğer ucunda bir başka asansör daha vardı, İstiklâl caddesi  yönüne çıkan. Bu asansörü kullanarak yeniden bir üst kata çıktık ve bu defa bambaşka bir yerdeydik. Etraf daha tanıdık, doğru yolda olmalıyız. Hemen sıradaki asansöre bindik. Bu asansörün diğerlerinden farkı diğerleri gibi iki değil, üç kat arasında hareket ediyor olmasıydı. Biz ara katı es geçip, doğrudan cadde katına çıktık.

Uzun uğraşlar sonucu ikinci kez açık hava görüyoruk. Ancak yine yanlış yerdeyiz! Bu defa dışarıda biraz dolandık, birine İstiklâl’e nasıl çıkacağımızı sorduk. Hem yol tekerlekli sandalye ile gözümü kesmedi hem de başka bir çıkış olduğundan emindim. Değiştirmediler ya?

Berna’ya da ısrarcı davranıp, aynı asansörle bu kez ara kat’a indik. Bu defa her şey çok daha tanıdıktı.  Bildiğim yollar, duvarlar… Yine görme engelliler için hazırlanmış yolu bu kez kendimden emin bir şekilde takip ederek son asansöre de ulaşmış olduk. Yine sadece iki kat arasında çalışan bu asansör, cadde katına çıkıyordu. Hiç düşünmeden bindik. Sonunda Tünel durağının hemen yanı başından, İstiklâl’e kıvrılan o harika meydana çıkmış olduk…

Aslında rahatsız edici gibi görünse de Şişhane gibi avuçiçi kadar ancak engebeleri olan bir alana çıkan 3 (içeridekilerle birlikte 5) farklı asansör olması oldukça güzel. Hele Mecidiyeköy gibi bir merkez için yıllarca beklemişken. Ancak en azından birkaç yönlendirici tabela asın da nereye çıkacağımızı bilelim be İstanbul-Ulaşım A.Ş.

Ağustos 19 / 2010
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok