Etiket: engelli

Engelli Kültür Günü – 1 – Kararlaştırma

Önceki iki yazımda, 20 Mart’ın benim için bir Kültür günü olduğunu yazdım. Ozan Eicher ile birlikte sergiden tiyatroya derin bir mücadele ile yol alıp durduk. İlk olarak Van Gogh Alive sergisini görüp yazdım. Sonra da aynı akşam izlediğim 3. Türden Yakın İlişkiler – Başlangıç oyununu yorumladım. Bu yazılarda yalnızca sergi ve oyunun içeriklerine odaklandım. Ancak bahsedilmesi gereken bir detay daha var: Sergiye, tiyatroya, sinemaya, vesaire ulaşmak bir tekerlekli sandalyenin üzerindeyken hiç de kolay değil. Üstelik, ulaşmak da yetersiz. Bu yazıda günün kararlaştırılmasından, bir sonraki yazımda ise yolculuk ve süreçten yorumlarımla bahsedeceğim. (Fotoğraf wowturkey‘den. Orada bir çözüm de bulunmuş.)

13 Mart akşamı Ozan “Van Gogh ilgini çekiyor mu? Birlikte gidelim mi?” diye sordu. Ben de “nasıl gideceğiz olum?” diye karşılık verdim. O çok rahattı. “Ne var ki? Önce metroya bineriz, sonra füniküler, sonra tramvay. Biraz yürürüz hepsi bu.” Ben tereddüt ettim. “Hepsinde asansör var mı?”, “Tekerlekli sandalye için uygun mu?” diye sorgulamaya başladım. Bir tek fünikiler biraz sorunlu. Akülü tekerlekli sandalye ile binmek pek mümkün değil. İttirmeli olanla ise çok zor değil. Biraz Yandex Panorama’dan biraz Google Maps’den civarı inceledik. Youtube’da füniküler ve tramvay videolarını bulup izledik ve nihayetinde sergiye gitmeye karar verdik. Devamını oku →

Mart 23 / 2012
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok

Oy kullanmak hala engelli

Bugün oy kullanma hakkı olan hemen herkes gibi devletimi yönetecek topluluğu seçmek için sandık başındaydım. Oy kullanmak hem bir vatandaşlık hakkıdır hem de manevi boyutta bir görevdir. Bu nedenle seçmen olma vasfına erişmiş her birey oy kullanmalı ve bu kişilerin oy kullanabilmesi için gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır. Malesef her şey, her zaman olması gerektiği gibi olmuyor.

Blogumu takip edenler muhakkak biliyorlardır. Bilmeyenler de bu cümle ile öğreneceklerdir ki ben bir engelliyim. Daha önce bir seçimde ve referandum‘da şartlar üzerine yazmıştım. Bu yıl da; 2011 genel seçimlerinde zaman çok ilerlemiş olsa da hiçbir şey değişmemişti. Dolayısı ile oy kullanma güçlüğü ile yeniden karşılaştım.

Oy kullanacağım 1219 numaralı sandık 2. katta idi. Polis memurları sağ olsunlar hemen yardıma koştular beni tekerlekli sandalye ile 2 kat taşımak için. Teşekkür edip durdurdum. Cümlelerimin özeti ile “yasal olarak sandık başkanının gözetiminde oyumu burada kullanabilmem gerekiyor. Ayrıca tüzükte “sandık alanı”nın 100 metre yarı çapta bir çemberi kapsadığı yazar” dedim. Memurlardan biri hemen sandık başkanına bu konuda bilgi vermek için koştu.

Birkaç dakika merdven başında görevli polisi bekledim. Fakat o sandık başkanının olumsuz yanıtını bana aktardı: “buraya kadar geldiyse yukarı da çıkacak!” Yapacak bir şey yok. 2 polisin kuvvetli kolları arasında arasında 2. kata kadar çıktım. Sandık odasına kadar girip, sandık başkanı ile durumu tartışmaya başladık. Durum daha da vahimleşti. Devamını oku →

Haziran 12 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar 1 Yorum
Etiketler ,

“Engelli Dosyası” Timeout İstanbul’da

Timeout İstanbul dergisin’de Selin Damla “Dikkat Engel Var!” başlığı ile bir engelli dosyası hazırlamış. İstanbul odaklı dergide, engelli konusu da İstanbul odaklı işlenmiş olması, konuyu ülke genelinde anlamaya “engel” değil. Sözümona “gelişmiş” ve her konuda önceliği olan bir kent dahi bu haldeyse… İstanbul’da engelli olmakla ilgili çeşitli istatistikler, belediyelerin bu konudaki çalışmaları ile birlikte, engelliler için bir şeyler yapmayı görev edinmiş gönüllüler  ile yapılmış röpörtajlar da yer alıyor. Bir engelli olarak ben de bu röpörtajlar arasında yer bulup, kendimce olup biteni anlatmaya çalıştım.

Belediyelerin iddiaları ile olup bitenin bir arada olduğu sayfalardaki tezatta, aslında -neredeyse- hiçbir şeyin farklılaşmadığını görmek hiç de şaşırtıcı değil. Tabii sokakta her şey aynı rutinde devam ediyor olsa da, kimlerin neler yaptığını hatırlamak ve hatta bazılarınız için belki ilk kez görmek adına çok önemli ve faydalı bir dosya konusu olmuş. Bence hiç kaçırmadan alıp okuyun. En olmadı derginin hediyesi “Yeme İçme rehberi” ile İstanbul’da yepyeni mekanlar keşfedersiniz. Belli mi olur, belki onların birinde karşılaşırız bile.

Hem konuya yer verdiği, hem de benim de görüşümü alma nezaketini gösterdiği için Selin Damla’ya blogum aracılığı ile açık olarak bir kez daha teşekkür ediyorum…

Şubat 03 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok

Şişhane metrosu asansör çıkışı

Dün vaktimin bir kısmını Taksim‘de geçirdim. Hem birkaç yeni yüzle tanışacaktım, hem de hayatıma küçük, yeni bir deneyim katacaktım. Bu nedenle sabah saatlerinde arkadaşım Berna ile Cevahir’de buluşup, hızlı bir kahvaltı süreci geçirdik ve yola koyulduk.

Taksim’de, Tünel taraflarında olmam gerekiyordu. Bu nedenle en ideal ulaşım biçimi Şişhane metrosudur. Taksim-Şişhane metrosu pek hızlı olmasa da yazın sıcaktan, kışın soğuktan ve her daim İstiklâl kalabalığından koruyarak Tünel’e ulaştırıyor. Benim için tekerlekli sandalyemin akülerini de koruyarak bonus puanları da toplamayı başarıyor aslında.

Şişhane istasyonunda indirdiğimizde, hemen hemen indiğimiz kapının karşısında kalan asansöre binip yukarı çıktık. Gişelerden geçip ikinci asandöre doğru yol aldık. Ancak her şey bir tuhaf görünüyor bana. Geçtiğimiz yerler tamamen yabancı. Oysa defalarca kullandım buraları. İkinci asansörde kapı açıldığında ise, “burası değil” dedim. Yanlış yerdeydik…

Şişhane metrosunun en güzel özelliği görme engelliler için değnekle kullanabilecekleri ve doğrudan asansörlere ulaştıran yollar döşeli olması. Ben de ikinci bir asansör olduğunu bilmeden bu yolları takip ediyordum. Bir kat aşağı dönüp görevliye sorduğumuzda, “diğer tarafta” cevabını aldık. Katta başka asansör olmayınca peron katına da yeniden indik.

Peron katında, koridorun diğer ucunda bir başka asansör daha vardı, İstiklâl caddesi  yönüne çıkan. Bu asansörü kullanarak yeniden bir üst kata çıktık ve bu defa bambaşka bir yerdeydik. Etraf daha tanıdık, doğru yolda olmalıyız. Hemen sıradaki asansöre bindik. Bu asansörün diğerlerinden farkı diğerleri gibi iki değil, üç kat arasında hareket ediyor olmasıydı. Biz ara katı es geçip, doğrudan cadde katına çıktık.

Uzun uğraşlar sonucu ikinci kez açık hava görüyoruk. Ancak yine yanlış yerdeyiz! Bu defa dışarıda biraz dolandık, birine İstiklâl’e nasıl çıkacağımızı sorduk. Hem yol tekerlekli sandalye ile gözümü kesmedi hem de başka bir çıkış olduğundan emindim. Değiştirmediler ya?

Berna’ya da ısrarcı davranıp, aynı asansörle bu kez ara kat’a indik. Bu defa her şey çok daha tanıdıktı.  Bildiğim yollar, duvarlar… Yine görme engelliler için hazırlanmış yolu bu kez kendimden emin bir şekilde takip ederek son asansöre de ulaşmış olduk. Yine sadece iki kat arasında çalışan bu asansör, cadde katına çıkıyordu. Hiç düşünmeden bindik. Sonunda Tünel durağının hemen yanı başından, İstiklâl’e kıvrılan o harika meydana çıkmış olduk…

Aslında rahatsız edici gibi görünse de Şişhane gibi avuçiçi kadar ancak engebeleri olan bir alana çıkan 3 (içeridekilerle birlikte 5) farklı asansör olması oldukça güzel. Hele Mecidiyeköy gibi bir merkez için yıllarca beklemişken. Ancak en azından birkaç yönlendirici tabela asın da nereye çıkacağımızı bilelim be İstanbul-Ulaşım A.Ş.

Ağustos 19 / 2010
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok

Okumana Engel Var Mı?

“Okumana Engel Var Mı?” bir sosyal sorumluluk projesinin adı. Ben Fırat Berkan Bağcı’nın nazik bir daveti vesilesi ile tanıştım. Hemen projenin detaylarını, paylaşmak için öğrendim.

“Kişisel Gelişim ve Girişimcilik Kulübü”, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin yeni bir kulübü. Kurucuları kulübü Berkan’ın deyimiyle bir evlat gibi sahiplenmişler. Kulüp olarak da adındaki iki konuya bağımlı kalmak istemeyerek gözlerini büyük hedeflere dikmişler. Bir sosyal sorumluluk projesine.

Takip edenler biliyor, zaman zaman sosyal sorumluluk projelerine en azından bir yazı ile olsun destek vermeye çalışıyorum. Bunu yaparken de içtenliğine inandığım adamları, projeleri seçiyorum. Yoksa herkesin bir projesi var. Bu adamlar da o içten insanlardan işte.

Ali Rıza Aydoğdu, engellilerin aslında diğer insanlar tarafından engellendiği düşüncesi ile bir projeye başlamak istediğini söylüyor. Kulübün de kabulü ile proje başlıyor.

Projeye emek veren 100’ün üzerinde üniversite öğrencisi var. Bu öğrenciler 15 Mart’tan beri haftanın iki günü, Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Eğitim Öğretim Rehabilitasyon Merkezi’ne gidip, oradaki öğrencilerle kitap okuma etkinliği gerçekleştiriyor. Amaçları hem onlara kitap okuma alışlanlığı kazandırmak hem de eğitimlerine destek olmak. Berkan , 100’ü aşkın gönüllü üniversitelinin her etkinlik sonrası yüzlerinde tebessümle okula döndüklerini söylüyor.

“Okumana Engel Var Mı?” projesinin bu dönemki on haftasını Dünya Engelliler Haftası’na denk getirmişler. Bu bahaneyle proje dahilinde engellileri de (kulüp  onlara “engelsiz” diyor) eğlendirmek maksatlı bir eğlence düzenliyor.

Eğlence 13 Mayıs Perşembe akşamı, saat 19:00’da; YTÜ Beşiktaş Kampüsü Oditoryumunda gerçekleşecek. Geceye Sertab Erener, Demir Demirkan, Murat Evgin, Batıkan Manço, Hasan Şaş, Hakan Şükür ve Kurtalan Ekspres de katılımlarıyla destek olacak.
Berkan bu eğlence ile engelsiz kardeşlerimize bir de kitlesel olarak “Yanınızdayız” mesajı vermek istiyoruz diyor.

Kulüp, “Okumana Engel Var Mı?” projesini gelecek yıl da devam ettirmek niyetinde. Ben de daha fazla uzatmadan, yazıyı Berkan’ın cümlelerinden biriyle bitireceğim:

Sosyal işkencelerin artık son bulmasını ve toplumda engelli kavramının değil, aslınd engelleyen kavramının olduğuna dikkat çekmek istiyoruz.

Mayıs 04 / 2010
Yazar Simto ALEV
Kategori Engelliyim, Haber
Yorumlar Yorum Yok

Starbucks’da engel yok

Bundan birkaç ay evvel Özgür Alaz Starbucks‘ın LikeMind‘a sponsor olduğunu ve elde edilen gelirin tamamının yıl sonunda Tohum Otizm Vakfı’na bağışlanacağını duyurmuştu. (Sadece Ekim’de 263 içecek satılmıştı) Starbucks‘un elini böyle bir taşın altına iyi niyetle koyduğunu görünce aklıma gelen ilk şey “engelliler için de bir şey yaparlar mı?” oldu…

Özgür’ün de yardımıyla hemen (aynı tarihlerde) Starbucks ile iletişim kurduk. Onlar da erişim probleminin farkında olduklarını, mimari yapının hali hazırda uyumsuz olmasından da sıkıntı çektiklerini belirttiler. Ve hemen ilk müjdeyi de verdiler. Bir şubelerine engelli müşterilerin erişimi için bir zil takmışlar. Hedeflerinde bu projeyi büyütmek de varmış.

Bu konuda kısa bir iki e-posta trafiği yaşadık. Ben naçizhane görüşlerimi ve deneyimleri, onlar ise yaptıklarını paylaştı. Ve ardından derin bir sessizlik çöktü. Ta ki birkaç gün öncesine kadar.

Starbucks bu konudaki çalışmalarını sürdürmüş. Şu an itibariyle 10 adet mağazasına bu zillerden yerleştirmiş. İhtiyaç halinde bu zilleri kullanarak yardımcı olacak birilerini çağırmak mümkün. (bu uygulama yokken dahi ne kadar yardımsever olduklarını bizzat deneyimlemiştim.) İlk hedefleri Ocak ayı sonuna kadar İstanbul’da cadde üzerindeki tüm mağazalara bu zillerden takmak.  Projenin bir sonraki aşamasında ise belirli mağazalara erişimi kolaylaştıracak rampaların yerleştirilmesi var..
(Şu an zil takılan mağazalar: Suadiye, Caddebostan, Bahariye, Plajyolu, Çiftehavuzlar, Beyoğlu, Tünel, Galatasaray, Elmadağ ve Bebek.)

Böylece ilk kez zincir mağazalardan biri engelli erişimi konusunda gereken hassasiyeti gösterip çalışmış oldu. Umarım bir gün başkaları da bu yolda küçük de olsa bir adım atacak. Ben de o zamana kadar tek başıma gidebildiğim bir Starbucks mağazasında keyifle mocha’mı içeceğim…

Ocak 12 / 2010
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 11 Yorum