logo

Yeni duvarım!

duvar1Tam olarak ne zaman anımsamıyorum, yaz aylarıydı. Bizim evin bahçesinde çekilmiş birkaç fotoğrafı görünce, FriendFeed’den “senin bahçenin duvarına resim yapalım” diye bir ileti attı Ebru Baranseli. Çok sevindim, ama bahçeye doğa muhalefeti ile yapamayacağımızı anlattım. Annemi de ikna ettikten sonra, odamı renklendirmeye karar verdik.

İşte bu kararın sonucunda, duvarım geçen hafta, şu fotoğraftaki hale büründü. (fotoğrafı Müge Çerman çekti) İlüstrasyonu Yiğit Karagöz benim için çizdi. Hiç izlemedim, karışmadım, ipucu vermedim. Sürpriz olan bu tasarımı tarifle sipariş etsem, daha farklı bir şey olmazdı sanıyorum.  Tüm bu süreci canlı tutan bir diğer isimse Özlem Ceylan‘dı. Duvarların incelenmesi, boyanması, stickerın üretimi, uygulanması… Her aşamada onun parmağı vardı. Ve bugün şu feed’de öğrendim ki; hiç haberim yokken Tunç Kılınç da bu harika ekibe katılıp destek olmuş.

Fotoğrafa ancak bugün ulaşabildiğim için, bugün blog konusu edebiliyorum.
Vesile ile arkadaşlarıma yoğun uğraşları, Eskişehir, Antalya, İstanbul arasındaki enfes iletişim için tekrar çok teşekkür ediyorum.
Duvar harika oldu; fakat daha harikası Ebru ile görüşme fırsatım oldu. Sayesinde 2 süper insanı (Özlem ve Yiğit) daha tanımış oldum.

Ayrıca o trafiğe rağmen Ebru’yu bana ulaştırdığı için (kekimi yapmasa da) Devletşah‘a da teşekkür ediyorum.

Seviyorum ben hepinizi.. (:

duvar1

  • 3 Comments
  • Filed under: Benden..
  • İki gün ardarda benzer konularda girdi hazırlamak ilginç oldu aslında. Sosyal sorumluluk projeleri ile bir köşede çalışmam sürse de peşisıra gelen röpörtaj videoları tamamen tesadüf. Bugün her ay olduğu gibi LikeMind‘a gitmiş, kahve içip sohbetimi ederken bir sürprizle kendimi yine MYK-Medya kameraları karşısında buldum.

    Yanımda Tolga Arıcan, Yiğit Kalafatoğlu ve Dilara Bilgen ile Kirli Sepeti programi ile Hasan Yalçın‘ın konuğu olduk. Çeşitli nedenlerle blogumda bir türlü bahsedemediğim Bi’ Bakar Mısınız? projesini ve yarın gerçekleşecek ilk etkinliğimizi anlattık.  Etkinliğe olan ilgisinden dolayı MYK-Medya ve Hasan Yalçın’a teşekkürler.

    Resme tıklayarak röpörtajı izleyebilir, bibakarmisiniz.com‘dan tüm bilgileri görebilirsiniz.

    kirli_sepeti

    Engelleri Kaldır ile E-tohum tv’deydik

    Engelleri Kaldır Hareketi, benim bir süre önce biraz tesadüfle tanıştığım, bir ucundan destek vermeye çabaladığım bir sosyal sorumluluk projesidir. Projenin temelinde para toplayıp engellilere yardım etmekten ziyade, farkındalık yaratmak ve gerçekten engelleri kaldırıp, daha yaşanılası şehirler yaratmak var.

    “Engelleri Kaldır Hareketi kimsenin değil, sahiplenen herkesindir!” diyen oluşumu bugün sahiplenmiş yüzlerce kişi ve kurum var. Herkes kendi adına bir şeyler yapıyor. Projenin en güzel yanı da, bir kurum, vakıf, dernek altına girmeden, bireyselleşmeden, özgürce hareket edebilmesidir. (not: resmi platformda söz sahibi  olmak için bir dernekleşme olacak;  ”Engelsizler Derneği”)

    Geçen haftalarda, Projenin yaratıcısı Rodin Alper Bingöl ve Fırat Demirel ile ben  E-Tohum TV için bir röpörtaj verdik. Projeye olan ilgisi ve bizi misafir ettiği için Burak Büyükdemir Hocamıza çok teşekkür ediyorum.

    Video’yu izlemek için resme tıklayın:

    engelleri_kaldir

    Konuşmak yazmaktan daha zor geliyor

    konusmaBu başlığı bir piyanist-şantör bestelesin de tavernalarda hoş gelenler eşlik etsin diye atmadım elbette. Durumu daha net izah edebilecek bir cümle kuramadım, yazının içeriğini bir başlık için daha tanımlayamadım. İki cümlede neden aynı şeyi tekrar ettim, onu da anlayamadım.

    Bu yazarken, yani fiil halde yazma işini sürdürürken çok net farkettiğim bir şey. Yazarken kendimi o kadar doğru ifade edebiliyorum ki… Yani bunu güzel, iyi anlamında demiyorum. O ayrı bir konudur. Demek istediğim, aklımda ne varsa, ne düşünüyorsam direkt olarak onu aktarabiliyorum yazarken. Tam ihtiyacım olan cümleleri, doğru şekilde sıralayıp derdimi anlatmaya en uygun cümleleri sıralayabiliyorum.

    Özellikle böyle olduğunu gördüğüm her yazımda, neden konuşamadığıma hayıflanıyorum. Benim düşüncelerim, benim hislerim. Fakat hemen hiçbir zaman sese doğru bir biçimde dönüşmüyorum. Yazılarımda kelime çeşitliliği gösterme çabam var ve hatta bu kendi halinde bir otomasyon oluşturmuş olduğu halde, konuşurken bu sözcüklerin bir çoğunu kullan(a)mıyorum. Ve dahası zaman zaman sözüm kesiliyor, ne diyeceğini bilemez olabiliyor ve dahası kekeliyorum.

    Bir anlamda istemli olmasa dahi kendimi ve en önemli iletişim kaynağımı bizzat engellemiş oluyorum. Elbette düşüncelerimi her an, herhangi bir şekilde anlatabilmem mümkün. Yazarak, resim çizerek, fotoğrafla, grafikle ve başka şeylerle. Fakat o an, yüzyüzeyken gereken şey, benim için daha zor olan konuşmak.

    Neden böyle?..

  • 5 Comments
  • Filed under: Benden..
  • Bi' Büyük Blog