logo

Ah Ama Pizza Hut!

Her şey 1 yıl kadar önce gecenin bir yarısı boya, tiner kokan evimde aç bilaç otururken ısmarlanan o pastırmalı pizza ile başladı!.. 23 yaşıma kadar pizzadan hiç hoşlanmayan ben, buna bayılmıştım. Haliyle yeni pizza arayışlarına girdim. Arkadaş tavsiyelerinden de yararlanarak favori pizzamı buldum. Tesadüftür, bugün pizza yiyecek iki farklı arkadaşım benden favori pizzamı istediler. Herkese sevdirdim. :D Hemen formülü size de açıklayıp, asıl meseleye geçiş yapacağım…

Pizzacı: Pizza Hut
Pizza: Supreme Pizza
Malzeme Değişikliği: Biber yerine mısır, kıyma yerine sucuk. Soğan olmayacak…
Hamur Tipi: Kalın

Her pizza siparişimi istisnasız YemekSepeti aracılığıyla Pizza Hut Gayrettepe şubesinden veririm. Ve özel bir durum oluşmadığı sürece de aynı pizzayı seçer, aynı notu yazarım. Ancak hiçbir siparişim maksimum servis süresi olan 40 dakika‘nın altında gelmez. Ve her 3 siparişimden birinde malzeme değişikliği uygulanmaz ve ben pizzayı değiştirtirim…

Dün de misafirim pizza ısmarladı (bizde böyle:p) Aynı yöntemle aynı pizzayı sipariş ettik. Yine pizza hatalı geldi. Fakat bu kez iyice azıttılar. Aşağıda madde madde listeliyorum durumu.

  • Sipariş onay mail’imde Supreme Pizza ve malzeme notlarım yazzıyordu.
  • Pizza 45 dakikada geldi.
  • Pizzada soğan vardı! Korkunç…
  • Fişte Super Supreme pizza yazıyordu.
  • Fişte “+mısır +sucuk -kıyma -soğan -biber” şeklinde malzeme değişikliğim yazıyordu.
  • Pizzada zeytin de vardı. Oysa Supreme’de yoktur.
  • Pizzam 25.50 liraydı ama gelen fiş ve ödenen bedel 26.40 liraydı
  • İlk siparişten 100-110 dakika sonra ancak doğru pizzayı yedik
  • pizza soğuktu
  • pizza kesinlikle lezzetsiz ve yabancı bir malzeme tadı vardı

İşte böyle…
Var mı benim gibi bir çok sebzeyi reddeden ama et fanatiği de olmayan bir adama pizza tavsiyeniz?

Eski Arkadaşlar

Ve gün itibariyle etkisini hayli azaltan gribin verdiği neşe ile önce bu uzun ve manasız cümleyi kuruyor, ardından hiçbir bağlayıcı cümle kullanmadan bodoslama konuya dalıyorum. Ne yazacağımı tam olarak ben de bilmiyorum aslında ama… Başlayalım haydi!

Önceki Cumartesi akşamı SanalCafe‘de organize ettiğimiz iftar yemeği vardı. İftardan sonra vaktin de erken olmasıyla, 20-25 kişi kadar Cafe’msi adında, berbat bir cafe’ye gittik. Berbat çünkü hepimiz birer çay söyleyince bardaklar yetişmedi ve 2 grup halinde sırayla içtik çaylarımızı. Ben ve 2 arkadaşım da cafe’den erken ayrıldık. İyi ki de ayrılmışız…

Taksim’de tam engelli metro girişi için karşıya geçecekken önüme gencin biri atladı. Resmen yolumu kesti. Yüzümde de bir “n’oluyo lan” ifadesi oluştu. “Simto sen misin?” dedi. “E, evet?..” dedim. “Ben Samim” dedi. Ben de direkt yüzüne karşı “oha!” dedim… Nasıl demeyeyim?

Samim’le tanıştığımda (buna tanışmak denirse) 1 yaşımda değildim. Aynı apartmanda, bahçeleri arasında alçak bir duvar olan karşılıklı dairelerde oturuyorduk. 11-12 yaşımıza kadar da birlikteydik. Sonra görüşmedik. Tabii bir kaç ay önce Facebook’ta karşılaştık. Beni de fotoğrafımdan tanımış sanıyorum. Normalde Sinop’ta yaşadığı ve karşılaştığımız gün askerden izinli geldiği için ancak yarım saat görüşebildik. Yine de çok güzeldi. Çok değerliydi, özeldi…

Ben neredeyse reşit olana kadar yalnız büyüdüm. Bir 12 yaşıma kadar Samim ve Sinem vardı. Şartlar öyle gerektirmişti tabii. Bir de ilkokul 1. sınıftan sonra ayrılmak zorunda kaldığım okul arkadaşlarım vardı. Bir kaçına yıllar sonra telefonla ulaşabildim. Ya tanımazdan geldiler, ya da konuşmak istemediler. Bir öğretmenim bile!.. Çocuktuk ama. Olur böyle şeyler, çocukluk… Ve büyüdük…

Büyünce internetin mucizelerinden nasibimi aldım, bir kaç ilkokul arkadaşımı buldum. Biriyle 7-8 sene önce, ben daha interneti chat için kullanırken IRC platformunda tanıştım. Hala zaman zaman görüşürüz. Ama çok istememe, davet etmeme rağmen bir defa olsun yüzyüze gelemedik. Facebook gelince, bir kaçına daha rastladım. Hepsini listeme ekleyip kendimi tanıttım. Biri ile bile düzgün bir iletişim kuramadım. Oysa her defasında nasıl heyecanlandım? Ve hep nasıl söndü…

Bir kaç ay önce de tesadüfe bakın ki, bizim yakınlarda annem yine bir ilkokul arkadaşımla karşılaşmış. Tanımışlar birbirlerini. Tuttu eve getirdi. Vakti yoktu. 10 dakika durdu ve oturmadı bile. Çoktan üniversite mezunu olmuş, çalışıyormuş. MSN’sini de istemiştim. İstemesem belki adreslerimizi almayacaktık. Yine müthiş heyecanmış, hakkında bir şeyler yazmış hatta MSN iletilerime taşımıştım. Şimdi o yurtdışında ve ancak ben mesaj atarsam MSN’de konuşma ihtimalimiz var..

Yaa.. Yaa..
Neden eski arkadaşlar beni olduğu kadar onları da heyecanlandırmıyor anlamıyorum. Oysa öyle özlediğim anılarımın başkahramanları olmuşlardı hepsi…

Çok Pis Kafa Oldum

Önceki yazımda grip nedeniyle bir süre yazamama ihtimalimden bahsetmiştim. Aslında yazmak için ne halim var ne de keyfim. Ancak kısa ve yavan bir şekilde bugünümü yazmak istiyorum. Siz okumasanız da olur, kayıtlara geçsin yeter. Gerçekten çok acayip!..

Bugün yakın bir arkadaşımın, bir akrabası için kan aradığını öğrendim. Her kan arayışı gibi bu da acildi. Yalnızca da doğru kan grubu (A Rh -) kabul ediliyordu. Araştırmaya başladım. Selim‘den (Selim, sanalcafe.com‘da tüm kodları yazan adam) kan grubu uyan, forum bölümüne 200′den çok mesaj atmış üyeleri listeletmesini istedim. Forumda aktif üyelerin büyük bölümüyle sohbetim de vardır. Fakat daha iyisi oldu! Uzun zamandır görüşmediğim (aslında bir bakıma dargın olduğum) eski bir arkadaşımın kan grubu uyuyormuş. Önce telefonunu buldum, sonra kendisini arayıp durumu izah ettim. Kan verebileceğini söyledi. (tabii bu sırada iki ünite kan zaten bulunmuş.)

Kan arayan arkadaşım bir çok kişiye haber verdiği gibi, forum bölümüne de başlık açmıştı. Bu akşam başlığa gelen cevapları kontrol ediyordum ki, dünün tarihi var tüm mesajlarda! Hemen Selim’e haber verdim forumdaki sorunu. Tarihler karışmış, nasıl olur? Evet, tüm bu olaylar dün yaşanmış… Selim’den teyit ettiğim yetmedi, telefon kayıtlarımı da inceledim. Herkesi dün aramışım… Ve ben her şeye rağmen bunları bugün yaşadığımı savunabilirim.

Dün yalnızca bir ilaç kullandım gribe karşı. Bugünse doktor ilaç sayımı 4′e çıkardı. Hangisi yaptı emin olamıyorum ama bu ilaçlardan biri çok pis kafa yapıyor. Ki ben en çok alkol aldığım zamanlarda bile hiçbir şeyi unutmam.

Yaa.. Yaa..

Gripsel Vukular

Gün itibariyle kendimi hasta hissediyorum. Klasik grip uyarısı olan belirtilere sahibim. Yarına kadar iyileşmeyi umut ederek, iyileşene kadar bir şeyler yazamayacağımı belirtmek istedim. Sonrasında paylaşmak istediğim bir kaç şey var; yazacağım…

Bi' Büyük Blog