Pizza Hut ‘Dipsos Pizza’ gerçeği!

Bir süredir reklamları dönüyor Dipsos Pizza’nın. 3 kişilik kare pizza, sosa kolayca bandırmak için dikdörtgen dilimlenmiş. Yanında da birbirinden nefis 3 farklı sos… Hayır arkadaşlar, kanmayın! Bu pizza 1,5 parmak kalınlığında 16 dilimden oluşuyor. Dilimlerin 4 tanesi kenar ve pek malzeme bulaşmamış. Bu 4 dilimi de dahil ederek söylüyorum ki;  çok aç değilseniz 2 kişiyi doyurabilir. Açsanız tek kişi anca. 3 Kişi ise asla!

Aşağıda Dipsos Pizza’nın reklam afişi ve benim çektiğim 3 fotoğraf var. Kıyaslayınız…

Mart 04 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Acayip, Resim, Yorumsal
Yorumlar 9 Yorum

Neden büyütülen uçak kazaları olur?

Bugün herkesin bildiği üzere Türk Hava Yolları’na ait bir uçak, Amsterdam’da iniş yaparken düştü. İkisi pilot 9 kişinin öldüğü, geri kalanların yaralı olduğu bildirildi. Gerçekten önemli ve üzücü bir haber. Tüm gün aralıksız televizyonlarda izledik.

Tabii ki bahsetmek istediğim konu, buna karşı bir duruş değil. Büyük bir kaza oldu ve yaklaşık 150 kişinin hayatı söz konusuydu. Yolcuların büyük bölümünün sağ olarak çıkmasına sevinsek de, 9 kişinin hayatını kaybetmesi insanı yeterince üzüyor. Ölenlerden, kurtulanlardan bahsetmeyeceğim. Neye sevinip, neye üzüldüğümden de. Netekim 9 ölü varken geri kalanların sağlığı için zil takıp oynayamayız.

Benim bu kazadan yola çıkıp geleceğim nokta -kara- trafik kazaları. Ve asıl sormak istediğim soru bu yazının başlığına rakip: Neden trafik kazaları büyütülmez?

Uçaklar belki seyahat için en güvenli araçlardır. Bir çok firmanın da ölümlü kazaları arasında uzun yıllar fark oluyor. Hemen ardından “ihmâlkarlık mı?” diye konuşuluyor. “Uçağın bakımı mı yapılmadı?”, “Pilot mu çömezdi?” sürüp gidiyor. Fakat ülkemde ölümlü trafik kazasının yaşanmadığı gün yok gibi. Her biri de gazetelerin ara sayfalarına, haber bültenlerini 3 dakikalarına konu olup, kimse görüp duymadan unutuluyor. 

Bir yılda trafik kazasında ölen kişi sayısı, bir yılda uçak kazasıyla ölenlerden çok çok fazladır. Üstelik sebebi de net bir şekild ihmâlkarlık! Şoför hatası… Bozuk yollar, sorunlu trafik ışıkları, eksik tabelalar, tuzlanmayan yollar… Tüm bunları öylesine sindirmişiz ki, bugün olası bir otobüs kazasında 50 kişi hayatını kaybetse kimsenin sesi bu kadar çıkmayacak…

Yanlış anlaşılmamak için tekrar belirtiyorum. Ne kimsenin hayatını kıyaslıyorum, ne ölü sayısı az diye seviniyorum. Bugünkü uçak kazasını da kesinlikle küçümsemiyorum. Sadece diyorum, işin bu yanına da biraz özen göstersek, üzerine düşsek hoş olmaz mı?

Bugünkü kazanın sebebi bakım sırasında gözden kaçmış ufacık bir detay dahi olsa, faturası THY için oldukça ağır olacak. Olmalı da… Fakat diğerlerine kesilen bir fatura yok. Ya da sürücü üç kuruşluk bir para cezasıyla can almaya devam eder. Ne devlet üstüne düştüğü gibi trafiği denetler, ne de bilinçsiz sürücüler trafikten elenir…

Şubat 25 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Yorumsal
Yorumlar 1 Yorum

Ideshot’tan sinema bileti kazandım.

ideshot_logoIdeshot henüz genç bir internet girişimi aslında. Bir o kadar da güçlüler. Ideshot‘un amacı kullanıcı marka ile bir araya getirmek. Üye olanlar Ideshot‘a bağlı olan markalara çeşitli önerilerde bulunuyor. Markalar da bunları değerlendirip, uygulamaya konuyor. Ideshot‘ta sadece anlaşmalı markalara öneride bulunabiliyorsunuz. Anlaşmalı markalar direkt olarak sistemi takip ettiğinden, önerilerinizin de markaya kesinlikle ulaştığınızdan emin olabilirsiniz. 

Ideshot‘un bir şikayet değil, ‘öneri’ sitesi olduğunu da tekrar vurgulamak lazım. Markalardan beklediğiniz yenilikleri, hizmetleri öneriyorsunuz. Örneğin ben Starbucks’a online sipariş almalarını, Cevahir AVM’ine engelli ulaşımı için destek olmalarını önerdim. Turkcell’e baz istasyonlarının güneş paneliyle çalışmasını öneren bile var. Üstelik tüm bu sistemi kullanmak ücretsiz. 

Hem öneri alan marka, hem de önerisi gerçekleşen kullanıcı kazanırken, Ideshot bir de Cevahir AVM ile anlaşıp özel bir kampanya başlatmış. Her hafta 6 kişi çift kişilik sinema bileti, çift kişilik tiyatro bileti ya da Atlantis Eğlence Merkezi’nden çift kişilik sınırsız eğlence bileti kazanıyor. Ben de bu kampanya dahilinde Megaplex’de izlemek üzere çift kişilik bir bilet kazandım. Cevahir AVM önerimi de yerine getirirse, çok daha mutlu olacağım tabii ki. Hatta belki bunun için bir yöneticiye çift kişilik sinema bileti de hediye ederim. (:

Teşekkürler Ideshot ve Metin Kahraman. (Ve projenin arkasında tanımadığım kimler varsa)
Ödül, yazmama vesile oldu ancak teşekkürüm ödülden çok bu güzel proje içindir…

Şubat 25 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Haber, İnternet, Yorumsal
Yorumlar 1 Yorum

Nokia 5800 (tube) için 11 link

Bir kaç gün önce artık tarihi eser konumuna geçen 7610’umdan vazgeçip, taksitle de olsa bir 5800 aldım. Telefon Symbian’ın son versionunu (s60v5) kullanıyor ve telefona henüz uygulama bulmak zor. Bu konuda aramalar yaparken henüz yeterli içerikleri olmasa da aşağıdaki linklere ulaştım.

1) http://n5800xmusic.blogspot.com/
5800 için çeşitli makaleler, programlar, oyunlar içeren yarı Türkçe bir blog.

2) http://nokia5800.net/
Pek uygulama içermese de 5800 için çeşitli haberler içeren bir site.  Aynı sitenin bir de uygulamalardan temalara kadar içerik sunan bir forumu var. http://nokia5800.net/forum/

3) http://www.tube5800.com/
Yine Nokia 5800 haberlerine yer veren bu sitede, bazı ücretli uygulamalara da erişmek mümkün.

4) http://www.nokia.com.hk/A41437258
Nokia’nın resmi olarak yayınladığı bazı ücretsiz yazılımlar. Buraya zaman zaman yeni programlar, oyunlar da ekleniyor. Fakat denediklerimin (Touch Piano, Touch Guitar) çok da başarılı olduklarını söyleyemem.

5) http://dailymobile.se/2008/12/15/nokia-5800-wallpapers-640×360-mobile-wallpapers-gallery-7/
Aslında bir sitenin parçası bu link. 5800 için uygun boyutta (640×360) kesilmiş yüzlerce duvarkağıdı. Ben seçtiğim birini kullanıyorum bile..

6) http://dailymobile.se/category/applications-s60v5/
Aynı sitenin s60v5 uygulamalarına ayrılmış bölümü. 50 kadar uygulama var. İçlerinden bazılarını keyifle kullanıyorum..

7) http://dailymobile.se/forum/index.php?board=52.0
Yine aynı sitenin s60v5 forumu. Dolu dolu bir içeriğe sahip. (üyelik gerekli)

8) http://nokia5800java.blogspot.com/
5800 ile uyumlu Java uygulamaları.

9) http://symbianv5.com/
Symbian s60v5 üzerine bir blog

10) http://onlysymbian.mobihand.com/platformMain.asp?deviceid=969
5800 için büyük bölümü ücretli (ve bence pahalı) olmak üzere bolca uygulama bulabileceğiniz bir link.

11) http://nokia5800xmusic.blogspot.com/
Nokia 5800 için oyun, program, temalarla dolu sürekli güncellenen bir Türkçe blog sitesi.

Şubat 24 / 2009
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 27 Yorum

İki yeni blog

Bir süredir kendi üzerime koyduğum grip teşhisi ile sürünür vaziyette olmamdan dolayı ara verdiğim yazma eylemine, iki arkadaşımın açtığı blog sitelerini tanıtarak devam ediyorum. (:

1) Ozan Eicher
Ozan, uzun zamandır fotoğrafçılıkla ilgileniyor. Sürekli çeşitli konserlerde ünlülerin fotoğraflarını çekiyor. Ben de artık bir blog açması gerektiğini, çalışmalarını DArt’ın ötesinde kişisel bir sitede toplayıp portfolyo oluşturması gerektiğini; bir yandan da insanların onu tanıyabilmesi geretktiğini düşündüm. Yoğun baskılarım sonucu da blogunu açtı. Blogunda fotoğraf çalışmalarını ağırlık vermek istiyordu ama çok keyifli yazılarla blogunu şekillendiriyor. Okuyunuz… (: İnşallah bir de yakında portfolyo sitesi oluşturacak.  Blogun adresi: http://blog.ozaneicher.com/

2) Hakan Şimşek
Hakan’ın ilgi alanı fotoğraf olmasa da, o da sanatın tam göbeğinde. Bir müzisyen, gitarist. Ensturmanına gerçekten hakim olabilen, iki akor basıp kaçmayan, Akdeniz Akşamlarında sevişmeyen ve benim için Little Wing çalarak beni öldüren Hakan, blogunda ‘kafasına takılanları’ kurcalamaya niyet etmiş. Henüz blogunda müzik çalışmalarına yer vermemiş olsa da, belki ileride bestelerini de paylaşmayı ihmal etmez diyorum. Blogun adresi: http://hakansimsek.wordpress.com/

Şubat 20 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Haber, İnternet
Yorumlar Yorum Yok

Diş sorunsalı

Her şeyden önce itiraf etmeliyim ki -kimi zorunlu, kimi sudan sebeplerle- diş sağlığımı ihmal ettim. Şu an sağlıklı ve güzel dişlere de sahip değilim. Gülümsemekten çekinmiyor ama o görüntüden de utanmıyor değilim. 

Son yıllarda çok daha özenli olsam da, dişçi koltuğuna ilk kez bundan bir yıl önce oturdum. Özellikle su içerken dayanılmaz olan sancılarım (sağ altta, arkalarda bir dişime) yapılan dolguyla son buldu. Buraya kadar her şey şahane! Dişçi tabii ki kontrole gelmemi söyledi ama tekrar gelmemi gerektirecek bir problem olmadığını da ekledi. O günden sonra da iki ay kadart öncesine kadar sorunsuz yaşadım.

İki ay önce su içerken özellikle aynı yerin ağrıdığını hissettim. Genelde dolgu tedavisine maruz kalan insanlar dolgularınının düşmesinden şikayet eder. Ben de öyle olduğunu düşündüm. Burda özellikle belirtmek isterim ki öyle aman aman bir ağrım yoktu. Fakat durumu daha da kötülemeden dişçiye gitmeye karar verdim. İki hafta önce de aynı dişçiye gittim. Derdimi anlattım.

Bir baktı, hangi dişin ağrıdığını bulmak için bir kaç test yaptı(k) ve yine sağ tarafta fakat üstteki bir dişin ağrıdığını kabul ettik. (Ben ağrıyı nasıl alt dişimde hissettiğimi hala anlamıyorum.) 3 iğne ile üst dudağımın kontrol dışı kalmasıyla birlikte üst iki dişimi oydu. Oydukça, oyası geldi. Daha da oydu… Kanal tedavisinde de karar kıldı. Dişin çok kötü olduğunu, bir adım sonrasının dişi çekmek olduğunu söyledi. Hatta “önemli bir ağrı yok ama daha kötü olmadan geleyim dedim” deme “bu diş nasıl ağrımaz?” Dedi. Kanal tedavisine o an başladık.

Bilmeyenler için yazayım; kanal tedavisi eski usuüllerle bir kaç seanslık, yeni teknolojilerle iki seanslık bir tedavi. İlk seansta diş köke ulaşana kadar oyulup derin bir çukur kazılıyor. Sinirler alınıyor. Oluşan boşluğa bir ilaç sürülüp, geçici dolgu ile kapatılıyor. İkinci seansta da bu geçici dolgu kazılarak çıkartılıyor. Ve yeri başka bir maddeyle dolduruluyor. Sanırım bu madde dolgu tedavisinde kullanılandan farklı.  

İkinci seans canlı sinir olmadığı için uyuşturulmadan yapılıyor. Tabii ki hiç acı hissetmiyorsunuz. Aslında aktif tüm çalışma zamanı 40 dakikayı geçmiyor ve tamamen acısız. (ama gürültülü (: )  Ben de geçtiğimiz Cumartesi günü ikinci seansı derin bir mutlulukla, doktora teşekkür ederek bitirdim.  Her ne kadar tekrar gelmem gerektirecek bir sorun olmadığını söylemesinden altı ay kadar sonra iki dişimi oydurmam gerekse de, hiç ağrım sızım kalmamıştı.

Bu akşam ise sofrada çorba içerken sert bir şeyler çiğnedim. O parçacığı çıkarmaya çalışırken, dişimden döküldüğünü, o bölgede olağan dışı bir sivrilik ve eksiklik olduğunu hissettim. Evet, o parça dişimden düştü. Dilimle hissettiğim şey ise, hüzün verici. Oyulan dişimin çeperinin ağız içi tarafının kırılıp düştüğünü, geriye ise dolgu malzemesinin kaldığını düşünüyorum. Çeperin yanak tarafının sağlam olarak durduğundansa eminim…

Cumartesi günü sanırım tekrar kapısını çalacağım dişçinin. Umarım yalnızca dolgu malzemesinden düşen parçacıklardır onlar. Yoksa ne olacak gerçekten merak ediyorum… :(

Bu arada düşen bu parçaların ardından önce dizimi yaraladım. Ardından da bir ayna kırılmasına vesile oldum. Ayna da yalnızca üzerini kurularken kırıldı. Kırılan ayna da annemin elinde ufak bir kesiğe neden oldu….

Şubat 12 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 6 Yorum