logo

Van İçin Rock

Bir süredir yazmak istediklerim, anlatmak istediklerim var. Aslında şu günlerde herkesin söyleyecek çok sözü var. Bazıları susmadı zaten. Kimileri güzel, kimileri acı, kimileri saçma sapan konuştu durdu. Ben sustum, izledim. Yazmayı da, yazacaklarımı da düşündüm. Karar verdim. Sonra “sus” dedim, “bu gürültüye bir ses daha eklemeye lüzum yok”. Ben yazmadım. Sadece düşündüm.

Önce şehit haberleriyle sarsıldık. Üstelik, bir gün öncesindeki 5 şehit haberi hiç kimseyi görünürde etkilememişken, ertesi gün şehit sayısı yirmi altıyı bulunca, medya adeta ulusal bir yas ilan etti. Bir günde ne değişti hiç anlamadım. Bir günde ölenlerin sayısı mıydı önemli olan yoksa bugüne kadar bir hiç uğruna ölenlerin çokluğu muydu yine anlamadım. O yirmi altı can daha mı değerliydi önceki gün şehit olan beşinden, yoksa unutturmuş muydu bugüne kadar yaşadığımız acıları? Ne oldu da bu sahte gördüğüm yas havasına büründük?.. Eğer yas tutmamız, acı çekmemiz, üzülmemiz gereken bir şey varsa, bu ne 18 Ekim’de verdiğimiz 5 şehit, ne de 19 Ekim’de verdiğimiz 26 şehittir. Benim acım, hala buna izin veren, bugün acımız geçse de yarın yine acımasına sebep olan politikadır. Beni acım, kemiğe dayanan bıçağın bata çıka körelip daha çok can yakmasıdır. (daha fazla…)

  • 1 Comment
  • Filed under: Yorumsal
  • Teşekkürler & Tebrikler Çiçek Sepeti

    Bugün benim doğum günüm. Çiçek Sepeti de kutlamak için bir şey(ler) göndermiş. Onun hikayesini anlatacağım, iletişim ve sosyal medyadaki  ilişkisini yorumlayacağım birazdan. Fakat önce söylemek istediğim bir şey var; bu yalnızca kurumsal bir teşekkür ve yorumdur. Bugün doğum günümü gerek internet üzerinden, gerekse telefonla kutlayan gerçek kişilerin önünde değildir. Olur da birileri alınır diye söylüyorum. Her birine onların kutladığı içtenlikle, teşekkür etmenin yerini zaten toplu teşekküre adanmış bir blog yazısına sığdırmak pek de akıl karı değildir. Tabii ki vesile ile hepsine ikinci bir teşekkür etmekten de kaçınmıyorum. Teşekkürler!

    Bu sabah henüz yataktan çıkmadığım saatte çalan kapıyı annem açtı. Adımı duydum, imza istedi. “Herhalde sipariş ettiğim şeyler geldi kargoyla” dedim ama annemin masaya bıraktığı şeyin güçlü “tak” sesini duyunca da “o ne ya?” dedim. “Sana çiçek gelmiş” dedi annem. Allah allah? Kim çiçek yollayacak ki bana?

    (daha fazla…)

    Bir sosyal medya faciası da DeFacto’dan

    Aslında Sosyal Medya kategorisinde güzel işleri yazmayı çok seviyorum. Ancak sürekli içine düştüğüm başarısız çabaları da yazmadan geçmek hiç içime sinmiyor. Dün gece de DeFacto markası ile alışılagelmiş, genel bir e-posta başarısızlığı yaşandı ve büyük bir spam mail (istenmeyen e-posta) çetesinin eline düştük. Bu, “şu beceriksizlere bak, bu zamanda hala e-posta atmayı beceremiyorlar” diye biraz öfkelenip unutulacak bir meseledir aslında. Fakat dün geceki vaka hiç  öyle değildi. Doğrudan bir sosyal medya başarısızlığına doğru yol aldı. Adım adım yazıp yorumlayacağım. Çok sıkıcı, saçma, uzun bir yazı olacağı konusunda peşinen uyarayım.

    Dün akşam 19:44′de bir e-posta aldım DeFacto’dan. Gönderen adresi @gmail.com uzantılı. Yani kurumsal değil. (ekran görüntüsüne bakabilirsiniz) Yeni bir Facebook uygulaması yapmışlar.  Bizim de paylaşmamızı “rica” ediyorlar. Bir de metin vermişler, “alın bunu kullanın” diye. Pek güzel. Böyle bir “rica”nın çirkinliğini bir yana bırakıyorum. E-Posta’nın CC (karbon kopya) alanında 350 mail adresi vardı. Bu e-postayı alan herkes görebiliyor. Oysa BCC (kör karbon kopya) alanına yazsalar, kimse kimsenin adresini görmeyecek. Fakat durum bundan çok daha karmaşık bir halde.

    Bu listede yer alan isimler arasında çok fazla sayıda dijital ajans, sosyal medya çalışanı var. Kimisi sektörün tam merkezinde, Türkiye’nin büyük ajanslarından; kimisi ise bir köşesinden bu işe sarılan ve ekmek yiyen profesyonellerden oluşuyor. Hal böyle olunca, liste birbirini tanıyan insanlardan oluşuyor. Profesyonellerin bir arada olduğu bir liste oldukça dikkat çekici en başta. (daha fazla…)

    Yandex.com.tr açıldı!

    Yandex, geçtiğimiz hafta Esma Sultan Yalısı‘nda düzenlenen özel bir davetle kendini internet kullanıcılarına tanıtıp, Türkiye pazarına girdiğini duyurdu. Lansmanda Rusya’nın lider arama motoru Yandex’in geçmişinden, Türkiye’ye girişinden, farklarından detaylıca bahsedildi. Ben de davetliler arasında yer alarak, gördüklerimi, dinlediklerimi bu yazıda paylaşmak istiyorum.

    Davet bana ilk ulaştığında, çok önemli bir gece olmasına rağmen kararsızca reddettim. Ortada Google gibi bir dev var. Lansmana günler kala Yandex’in sitesi hala Türkçeleşmemiş haldeydi ve benim Yandex’in geleceğine dair önyargılı bir umutsuzluğum vardı. Fakat devam eden ısrar ve artan merakımla katılmaya karar verdim.

    Yandex.com.tr Esma Sultan, benim yaşam sınırlarım için fazla lüks bir mekan. Ancak bu kadar şık ve pahalı bir mekan seçimi hem davetlilere verdikleri değeri, hem de özgüvenlerini simgeleyen önemli bir detay olarak görünüyor. Nitekim gece neredeyse kusursuzdu. Her şey için özenle çalışıldığı açık. Ancak daha önemlisi, sunum ve yemek öncesi koktelyde Yandex Türkiye çalışanlarının davetlilerin yanına gelip tanışmasıdır. Bana kendini tanıtan tüm Yandex ekibi, benim hakkımda az çok fikir sahibiydi. Kim olduğumu, ne yaptığımı kafi miktarda biliyorlardı. Daha önce hiçbir bağlantımızın olmadığını düşünürsek, davetliler için de özenli bir çalışma içerisine girdiklerini söyleyebiliriz. (daha fazla…)

  • 6 Comments
  • Filed under: İnternet, Yorumsal
  • Bi' Büyük Blog