Sabah uyandıktan sonra, henüz yataktan çıkamadan gözümü yeni açtığımı sezmiş gibi telefon çaldı. (Garanti de aynı taktiği uyguluyor) Ekrana baktım, Private Number yazıyor. Açtım. Gerisini diyalog halinde aktarayım:
Parantez içindekiler yazıya dahildir. Diyalogun parçası değildir.

- Alo
- İyi günler. Ben bilmem kim..
- Hıı..
- Simto Alev’le görüşecektim.
- Benim.
- Ben Boyner Grup’tan arıyorum. Yeni bir sağlık hizme..bla bla. Vaktiniz var mı efendim?
- İlgilenmiyorum desem?
- Çok üzülürüz desem?
- Sürekli esemes de atıp rahatsız ediyorsunuz desem?
- Kehkehehehe (çok gevrek güldü)
- ..!?!..
- Bu hizmetten sadece özel yararlanacak. Siz de 4. sıradasınız. (Cümleyi net hatırlamıyorum ama çok özelim ben)
- Eveet? (‘Şimdi ilgileniyorum işte’ der gibi)
- Kekhkağaheha bu hizmeti anlatabilmem için birazcık vaktiniz var mı? (‘özelsin deyince nasıl atladı” gülüşü ile)
- Hayır, hiç yok gerçekten! (…)
- Peki. Biz daha sonra arayalım o halde. İyi günler.
- İyi günler

  1. Tekrar arayacağını söylediğini o uyku haliyle tekrar arayacağını fark edemedim. Ama olsun. Arasın. Yine aynını yapacağım.
  2. Garanti  şu kredi kartını iptal ettikten 1-2 hafta sonra, aynı taktiği kullanıp bir kart daha çıkardı. Bunlar uyku düzenimi takip ediyor adeta.
  3. Diyalogda soru olmadığı halde soru işaretiyle biten cümleler, telefonda birer soruymuş gibi vurgulandı.