Arşiv: Mayıs 2008

Medeniyet Tiyatrosu

medeniyet_tiyatrosu.jpgÇarşamba akşamı Profilo AVM’nin düzenlediği Liseler Arası Tiyatro yarışması kapsamında Özel Kadıköy Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi‘nin oyununu izledim; Medeniyet Tiyatrosu. Aslında oyuna sadece arkadaşımı (simin tahaoğlu) izlemek için gitmiştim. Fakat oyunla birlikte fikirlerim başka yana kaydı ve oyunu “mutlaka izlenmeli” diye mimledim. Oyunu Yiğit Sertdemir yazıp yönetmiş. İlk kez sahnelenen oyunda, aşağıda adı yazan birbirinden yetenekli gençler de oynadı.

Didem Poyraz, Simin Tahaoğlu, Gülşah Bayar, Damla Gerçeker, Cemre Ün, Bora Küp, Ecesu Sevindik, Aktuğ Karabay, Ayşegül Taşdemir,Burcu Hocaoğlu, Doğa Uğurel, Bengü Yılmaz, Gizem Akkuş, Can Hacıkadiroğlu, Nedim Suri

Bir ülke düşünün, tiyartolar yasaklanmış. Yasaklanmakla kalmamış, yıkılmış.. Ve bu ülkede 2 çocuk düşünün; tiyatro nedir bilmiyor. Tüm bu düşünceler ne kadar ütopik görünse de ülkemizde tiyatrolar yıkılmadı, kapanmadı değil. Bu ütopik ülke belki bir şeyler değişmezse Türkiye adıyla gerçek olacak. İşte Medeniyet Tiyatrosu da bu fikre baş kaldırıp, tiyatroların önemini anlatıyor.

Eh, sıradan mesaj kaygılı; sıkıcı, sanatçı boşgevezeliklerinden biri gibi görünüyor belki yukarıdaki paragrafla ama, Medeniyet Tiyatrosu derdini gevezelik yapmadan, nasihatlar vermeden, tiyatro içinde tiyatro oynayarak anlatıyor. Anlatırken de günümüzden bir çok noktaya ince ince dokunduruyor. Belki aslında ortada tek bir oyunun da olmadığını söyleyebiliriz… Tüm bunları yaparken de kahkahalarla güldürüyor.

Oyun hakkında güzel yorumlarım ve eleştirilerim ve var tabi ama; asıl eleştiri izleyiciye geliyor.. Tiyatroların önemini anlatıyor, anlatırken dokunduruyor dedim ya. Eh, tiyatro kadar tiyatro seyircisi olmak da önemlidir. Ki asıl vurgu da budur belki. Fakat salonda bir kişi horlaya horlaya uyuyordu. Hiç beğenmesen, sıkılsan saygıdan bir doğru durman lazım. Arkamda da salon çalışanları kola içiyordu. Hem de öyle böyle değil, 2.5lt’lik pet şişe.. Oyun boyunca salona girip çıkanlar da cabası.. Gerçi onları tepkiler de ilgilendirmiyor. Gülmesinler, eğlenmesinler hatta sıkılsınlar. Yeter ki anlasınlar

Eğer siz bir tiyatro izleyicisi olduğunuzu düşünüyorsanız ve oyunu izlemek istiyorsanız, 30 Mayıs Cuma günü saat 20.00‘de Barış Manço Kültür Merkezi‘nde olmalısınız..

Medeniyet Tiyatrosu taş devrinden günümüze oynanan oyunları, tiyatronun evrimini sergiliyor. Özellikle tiyatro’un yıkılışını anlatan oyun müthişti. Ben sırf o 3-4 dakikalık bölüm için bile izlemenizi tavsiye edebilirim. Basit figürlerle, kendini tekrar eden bir sesle, dialogsuz bir anlar dizisi ancak bu kadar ürpertici olabilirdi..

Yazacak çok şey var daha ama, bu kadar uzun yazdım mı da okuyan sayısı 5’i geçmiyor. Son sözümü söyleyeyim bari; bu oyunu izleyemeseniz bile gidin tiyatro izleyin. Tiyatroların yıkımının sürmesine, kültür yoksunu nesiller yetiştirilmesine izin vermeyin. Bu gençler siz onları izlemeseniz bile amaçlarına ulaşmış olacak…

Mayıs 24 / 2008
Yazar Simto ALEV
Kategori Tiyatro
Yorumlar Yorum Yok

1 Mayıs, Evimdeki Biber Gazı…

1mayis.jpgGösteriler Taksim’de olsun mu olmasın mı tartışıldı durdu bütün hafta. Büyük bir inatlaşma sürdü gitti. Sonucunda da Taksim’e izin çıkmadı. Fakat göstericiler de bunu kabullenmedi ve 1 Mayıs sabahı erken saatlerde Taksim’e çıkma mücadelesi başladı.

Bir yanda panzerler, biber gazı bombaları; öte yanda göstericiler… Bir o yana, bir bu yana kovalamaca oynayıp duruyorlar. Fakat bundan zarar gören ne gösterilere katılan işçiler, ne de onları kovalayan polisler. Tamamen bu grupların dışında kalan halk.

Sabah yatağımdan slogan ve helikopter sesleriyle uyandım. Televizyonun olayları gösterdiğini sandım fakat durum öyle değilmiş. Ben gösterilerin içinde kalmışım. Slogan atan gruplar ve polisler benim sokağımda oynuyormuş kovalamaca oyununu. Televizyon da bizim sokağı ve çevre sokakları gösteriyor. Çok garipsedim. Televizyondan ve pencereden gördüğüm şey aynı…

Annem 15 adım ötedeki bakkala ekmek almaya gitti ama biber gazını koklayıp geri döndü. İkinci girişiminde ise ekmek alma girişimi başarılı oldu. Zemin kattaki evimizin camına taş sektirmeyi başardılar. Cadde veya sokağa bakmayan bahçemiz, biber gazı doldu.. Üstelik, ömrümün 4/5’i bu sokaklarda geçti. İlk kez böylesini görüyorum.

Dahası, yukarıda paragrafta anlattıklarım bir şey değil aslında. Göstericilerin güzergahı Şişli Etfal Hastanesi çevresinde. Polis de tüm gücünü buralarda çekinmeden kullanıyor. Bir çok hasta ve yakını acıları yetmezmiş gibi, bir de biber gazından zarar görüyor. Hastane çevresindeki malmısın?com ekibi de biber gazından nasibini almış durumda.

Peki ama neden tüm bunlar? Bugün bayram değil miydi? İşçilerin güzelce bu günü kutlaması gerekmiyor muydu? Neden bu kargaşa? Bugünün suçlusu kim olacak? Vali? Hükümet? İşçiler?

Mayıs 01 / 2008
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 5 Yorum