Kategori Benden..

Muhabbet Kral olunca bloglar kaynadı

Bu cümleyi okurken yine uzun (hoş, kısa yazmayı da öğrenemedim) yazılarımdan biri olacak bu yazıyı okuyup okumamaya karar vereceksiniz. Gerçekten çok uzun ve ilgilenmeyen için sıkıcı bir yazı olacak. İçimde kalan bazı cevapları dillendirip kişisel masturbasyonumu yapacağım. Affedin.

Dün gece Okan Bayülgen‘in programı Muhabbet Kralı’nda konu bloglardı. Konuklarla haliyle blog yazarları ancak sadece kadın olanlar seçilmiş ve bu blog yazarları neredeyse sadece kadınlar için yazmakta. Ben eski bir blog yazarı olarak Okan’ın yapacağı bu programı uzun zamandır bekliyordum. Dünkü programı öğrendiğimde de heyecanlandım ama bir alandan seçilmiş yazarları görünce ilk hayal kırıklığımı yaşadım. (görsel kaynağı)

Program devamında da beni pek tatmin etmediği ve dahi içimde bir şeyler kaldığı için bu eleştirel yazıyı yazmaya karar verdim. Yapıcı olmak amacım, yıkıcı bulmak veya ciddiye almamak da tercihiniz. 3 saat 50 dakika süren programın ilk 3 saatlik bölümünde notlar aldım. Paylaşsam, hacim olarak iki kısa veya bir uzun blog yazısı olarak yayınlanabilir.

Programın konuklarından (kimliklerinden) bahsetmeyeceğim. Bunun iki sebebi var. Birincisi, Devletşah hariç hiçbir konuğu doğrudan tanımamam. İkincisi ise rahatsızlığımın konuklarla ilgili değil, tamamen programın konuyu işleyişi, seçilen konu başlıkları, programın gittiği yol ile ilgili. Birkaç kadın blog yazarının blog hayatlarına dair dinlediğimiz ve programda çok az yer kaplayan öykülerini çıkarttığımız zaman blog kavramı hiç konuşulmadı. Konu bloglarken, bloglar konuşulmayacaksa konuklar pekala ayakkabı boyacılarından da seçilebilirdi. Hazır blog yazarları oradayken, çok fazla soru sorulabilirdi. Hepsinden bahsedeceğim. Biraz programa bakalım. Devamını oku →

Şubat 17 / 2012
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 28 Yorum

Akıllı Duy almak aptallıkmış

Zaman zaman blogumda marka ve ürün deneyimlerimi paylaşıyorum. Kimi zaman memnuniyetimi, kimi zamansa şikayetimi yazılı olarak da kaydetmiş oluyorum. Marka ve ürünler hakkında yazarken dikkat ettiğim bir husus iyisini de kötüsünü de eksik tutmamaktır. Hatta ürünü çok kötü bulursam yazmamayı dahi tercih edebilirim. Ancak bazı anlarda da yazmak gerekiyor sanırım. Bu yazıda aracıyı güzelleyecek olsam da Sinbo’nun bir uzantısı olan Scarlett marka “akıllı duy” adlı ürün ve firmanın hizmet kalitesi hakkında tek bir satır iyi söz yazamayacağım.

Odamdaki mobilya değişikliğinin ardından masa lambamdan kurtuldum. Tavan lambasını açmak için ise anahtara erişemez oldum. Duvardan masama kablo çekerek bu sorunu geçici olarak halletsek de bu çirkin görüntüden kurtulmak istiyordum. Biraz araştırınca da uzaktan kumandalı duyları keşfettim. İlginç bir ürün. Elektrikçilerde veya yapı marketlerde bulamadım. İnternetten alacağım. (almaz olaydım) Pek çok yerde stok tükenmiş. Gittigidiyor ve Sahibinden’de 15 liralık ürünü 60-90 liraya satanlar var. Koşarak uzaklaştım!

Derken 12 Kasım tarihinde bir e-ticaret sitesinde ürünü 18 lira gibi bir fiyata buldum. Bolu’da bir şirket. Bizim “main stream” sitelerden biri de olmadığı için ilk başta pek güvenemedim. Sonra online destek servislerini gördüm. Yazılı olarak ürünün ellerinde olup olmadığını sordum, “var” dediler. “Peki kumandası içinden çıkıyor mu?” dedim. Cevap olumlu. Cumartesi akşamıydı. “O halde sipariş veriyorum” dedim. Pazartesi günü kargoya vereceklerini söylediler.

Nitekim öyle oldu. Hatta Pazartesi günü telefonla arayıp “Yanlış bilgi vermişiz. Ürünün kendi kumandası yok. Herhangi bir TV kumandasıyla çalışıyor.” bilgisini verdiler. Böylece beni vaktinde ve benden önce arayıp bilgilendiren ilk alışveriş sitesi olarak tarihe geçtiler. Onayımla birlikte ürün kargoya verildi ve 15 Kasım salı günü elime ulaştı. İşte gerginlik yaratan zamanlar da o zaman başladı. Devamını oku →

Aralık 14 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 15 Yorum

Dünya rakı ve engelliler haftasını kutladık

Gerçek manasıyla olmasa da şiddeti her gün artan bunalımlı bir ay geçirdim. Sıkıcı bir bayram tatilinin ardından 3 haftalık haftasonlarını da kapsayan bir çalışma maratonuyla havaların pek güzel olmaması bir araya gelince, bir aylık bir süreyi evden dışarı adım atmadan geçirdim. Çalışma tempom yoğun yaşanmış olsa da işim oturup kod yazmak olunca yorgunluğum da ağırlı olarak mental oluyor. Artık fiziken yorulmam, zihnen boşalmam ve ardından güzel de bir dinlenmem gerekiyordu. Haftasonu tam olarak bunlar oldu.

3-10 Aralık Dünya Rakı Haftası ve aynı zamanda Engelliler haftası. Yani benim için çifte bir kutlama bahanesi vardı. Rakı haftası Türkiye ile birlikte 7 ülkede hafta boyunca kutlanıyor. Yeni Rakı’nın düzenlediği kutlamaların ilki Cumartesi gecesi Kumkapı’daydı. Ben ne gitmeyi planlamış ne de blog yazarı etkinliklerine katılmıştım. Ancak Cuma akşamı Zarakol Dijital’den gelen davete itiraz edemedim. Cumartesi rakı tadında bir akşam yaşadım. (elimde geceden fotoğraflar yok fakat sağdaki fotoğraf tüm rezilliğimin özetidir)

Hem bir süredir görmediğim insanlarla karşılaştım, hem bazılarından güzel haberler aldım hem de yeni yüzler gördüm, tanıştım o akşam. Vurulan kadehlerin eşlik ettiği davullu klarnetli bir müzikal çoşkudan, Yeni Rakı Orkestra’sının sokaktan geçişine; gece ilerledikçe artan çoşkuyla herkesin ayrı telden söylediği geceyi ben kısa bir uyku ile kapattım.  Aşırmayı planladığım tef de orada kaldı. (: Devamını oku →

Aralık 05 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok

Teşekkürler & Tebrikler Çiçek Sepeti

Bugün benim doğum günüm. Çiçek Sepeti de kutlamak için bir şey(ler) göndermiş. Onun hikayesini anlatacağım, iletişim ve sosyal medyadaki  ilişkisini yorumlayacağım birazdan. Fakat önce söylemek istediğim bir şey var; bu yalnızca kurumsal bir teşekkür ve yorumdur. Bugün doğum günümü gerek internet üzerinden, gerekse telefonla kutlayan gerçek kişilerin önünde değildir. Olur da birileri alınır diye söylüyorum. Her birine onların kutladığı içtenlikle, teşekkür etmenin yerini zaten toplu teşekküre adanmış bir blog yazısına sığdırmak pek de akıl karı değildir. Tabii ki vesile ile hepsine ikinci bir teşekkür etmekten de kaçınmıyorum. Teşekkürler!

Bu sabah henüz yataktan çıkmadığım saatte çalan kapıyı annem açtı. Adımı duydum, imza istedi. “Herhalde sipariş ettiğim şeyler geldi kargoyla” dedim ama annemin masaya bıraktığı şeyin güçlü “tak” sesini duyunca da “o ne ya?” dedim. “Sana çiçek gelmiş” dedi annem. Allah allah? Kim çiçek yollayacak ki bana?

Devamını oku →

Ekim 20 / 2011
Yazar Simto ALEV
Yorumlar Yorum Yok
Etiketler

Bir sosyal medya başarısızlığı ifşası: Ylmz Mrgl

Dün öğle saatlerinde Facebook’umda ilginç bir arkadaşlık teklifi gördüm. İlginç, çünkü teklifi yapan Yılmaz Morgül’dü. On sekiz de ortak arkadaşımız var. Herhalde sahte hesaptır, biri eğleniyordur diye ilgilenmeden diğer 60 teklif arasında beklemeye bıraktım. Zaten ilgilenecek vaktim de yoktu. Ancak akşam saatlerinde bakmaya fırsat bulduğumda hesabın gerçekten Yılmaz Morgül olduğunu anladım. Aynı hesap bilgisini Twitter hesabına da yazmış zira.

O an tek düşündüğüm şey bu işin ne kadar saçma olduğuydu. Birbirimizi internette takip etmiyoruz, hiçbir diyalogumuz olmamış. Dolaylı yoldan dahi bir bağımız, ortak bir tanıdığımız yok. Çok saçma! Eh, madem bu kadar saçma, Twitter’da kendisine de “mention” ederek “ne iş” diye sordum. Sormaz olaydım!

Kendisini afişe etmekle suçlandığım gibi, bir sosyal medya başarısızlığına da tanık oldum. Şimdi tüm süreci, ekran görüntüleri ile aktarıp hem yorumlarımı yazacağım hem de “ifşa etme” suçlamasının pek de haksız kalmamasına sebep olacağım. Lütfen ekran görüntülerini aradaki yorumlarımla takip ediniz. (Resimlere tıklayarak tam boy görebilirsiniz) Devamını oku →

Eylül 18 / 2011
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 1 Yorum

Okan Bayülgen’le “Doğada Bir Gün”

Geçen hafta Okan Bayülgen’in Doğa Koleji için çektiği 1 saatlik filmin fragmanını Twitter’da paylaşıp, “1 saatlik reklam filmi” diye eleştirmiştim. Ben böyle düşünürken, bir süredir Okan’la tanışmak (engelliler ve medya ilişkili bazı projeler için) istediğimi bilen Berna‘nın da desteği ile filmin geçtiğimiz Perşembe günkü galasına gitmek için davetiye sahibi oldum. Bu sebeple Berna  ve Krombera‘ya da teşekkür etmek istiyorum. (görsel şurdan)

Tabii davetiye sahibi olunca, filmi umursamayıp “Okan’la tanışma fırsatı” diye sinemanın yolunu tuttum. Bu fırsat bana önyargılarımın ötesinde bir belgesel sinema izleme şansını da vermiş oldu. Bu, “reklam” konusundaki görüşümü elbette değiştirmiyor. Bu yazıda hem Okan’la tanışmamızdan, hem de filmden ve Doğa Koleji’nden bahsedeceğim. Enteresandır, bir yandan da beğenimle, bu reklamın parçası olacağım.

Okan’la Galadan evvel Starbucks’da karşılaştık. Yanına gidip sessizce kahvesini hazırlamasını bekliyordum ama o beklemeden eğilerek beni selamladı, hatrımı sordu. Karşılık verip, hemen “biraz vaktini alabilir miyim?” diye sordum. “Bir film çektik de, şimdi oraya yetişmem lazım” derken, sözünü kesip davetli olduğumu belirttim ve yukarıda (sinema katında) buluşmak üzere sözleştik. Devamını oku →

Eylül 10 / 2011
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Sinema
Yorumlar 2 Yorum