Kategori Benden..

Yeni, Yine, “İlkler”

İlkler özeldir” adeta klasikleşmiş bir cümledir. Bence boşuna da değildir. Herkes için bir çok ilk (belki tüm ilkler) özel, güzel ve anlamlıdır. Benim için de öyle. İşte bugün ben, yeni bir ilk’imi yaşadım; günün  detaylarını paylamak istiyorum.

Önce bu yazıyı okuyup da bilmeyenler için belirteyim ki; 15 yıldan uzun süredir fiziksel engelli sıfatıyla yürüyemiyorum. Kısa bir süredir de akülü bir tekerlekli sandalye sahibiyim. İşte bugün ben ilk kez yalnız başıma (aslında kardeşimle) dışarı çıktım.

Bir süredir gitar kursuna giden kardeşimi(10) kursa götürmem için birlikte yola çıktık. Şişli’den Taksim’e… Çeşitli kaldırım engellerine takılmamak için yolu birazcık uzatarak da olsa Osmanbey metrosuna vardık. Engelli asansörü her zamanki gibi genç ve sağlıklı görünen insanlarla doluydu. Devamını oku →

Eylül 13 / 2008
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 12 Yorum

İletişelim

Efenim siteye bir iletişim formu ekledim. Olur da bir gün birileriniz benimle iletişmek ister diye. Ee, devir iletişim devri. Üşenmezsem yakın zamanda şeklini şemalini de düzelteceğim..

Form için WordPress’in Contact Form 7 eklentisini kullandım. Aşağıda hakkında bazı bilgiler de mevcut.
– Türkçe desteği var.
– Birden çok form oluşturulup farklı postlara eklenebilir.
– Formlar kolayca düzenlenip değiştirilebilir.

Contact Form 7’yi İndir

Eylül 12 / 2008
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar Yorum Yok

Google Chrome’un Gizli Sayfası

Google Chrome‘un gizli bir sayfası bulundu. Chrome‘da adres satırına about:stats yazmanız halinde Shhh! This page is secret yazılı bu sayfa ile karşılaşıyorsunuz. Sayfada browser kullanımınızla ilgili bir çok teknik detay yer alıyor.

Eylül 09 / 2008
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 2 Yorum
Etiketler ,

Hedeflerden Uzakta..

Bu blog boşuna kurulmadı esasında. Hatta blogdan önce hayaller kuruldu. Kimi zaman izlediğim filmleri, okuduğum kitapları yazacaktım; kimi zaman öğrendiklerimi anlatacak, php, javasript fonksyonları, css trickleri paylaşacaktım. Kimi zaman da “Benden” yazacaktım. Tıpkı 3,5 ay sonra gelen yazı gibi..

Ertelenen şeylere başlamak zor, başlamayanları ise bitirmek imkansız. Fakat bazen başlangıçlar birden çok kez bitip kısır bir döngüye giriyor. İşte benim blogum da hayatımın çok başlangıçlı öğeleri arasında. An geliyor, tüm hevesler yıkılıyor, an geliyor iş yoğunluğu yazmaya engel oluyor. Halihazırda gelmiş anların tek sebebi ise tembelliğim oluyor.

Hani çekirdek çitlemek için “başlandı mı bırakılmıyor”  denir ya; bazen de bırakıldı mı başlanmıyor. İşte bugün ben; geç kalmışlığıma geç kalmışlık eklemekten korkarak bir başlangıç yapıyorum. Umarım bir dahaki bitiş yakın zamanda gerçekleşmez.. Umarım yaşamımı, yaşamınızı daha büyük geç kalmışlıklar kaplamaz. Eğer yapmak ve bitirmek, şekillendirmek, sonsuzlaştırmak istediğiniz işler, aşklar, dostlar, planlar, projeler varsa hemen başlayın. Başlamazsanız asla bitmeyecek..

Gariptir; yazmak en büyük tutkularım arasında iç kulvarda birinciliği kaptırmamak için mücadele ederken, ben yazmaya çekinir oluyorum. Bu tutkuysa hiçbir zaman bana kırılganlık göstermeyip her defasında sözcüklerle oynamam için yeterli toleransı gösteriyor. Hatta ileri gidip, bitireceğim noktayı belirlememe izin vermiyor.

Durmaksızın, bayılana dek yazabileceğimi belirten bu cümle de bu yazının sonu olsun. Konuyu toparlayan sonuç cümleleri yazmak benim işim değil zira..

Eylül 06 / 2008
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 3 Yorum

1 Mayıs, Evimdeki Biber Gazı…

1mayis.jpgGösteriler Taksim’de olsun mu olmasın mı tartışıldı durdu bütün hafta. Büyük bir inatlaşma sürdü gitti. Sonucunda da Taksim’e izin çıkmadı. Fakat göstericiler de bunu kabullenmedi ve 1 Mayıs sabahı erken saatlerde Taksim’e çıkma mücadelesi başladı.

Bir yanda panzerler, biber gazı bombaları; öte yanda göstericiler… Bir o yana, bir bu yana kovalamaca oynayıp duruyorlar. Fakat bundan zarar gören ne gösterilere katılan işçiler, ne de onları kovalayan polisler. Tamamen bu grupların dışında kalan halk.

Sabah yatağımdan slogan ve helikopter sesleriyle uyandım. Televizyonun olayları gösterdiğini sandım fakat durum öyle değilmiş. Ben gösterilerin içinde kalmışım. Slogan atan gruplar ve polisler benim sokağımda oynuyormuş kovalamaca oyununu. Televizyon da bizim sokağı ve çevre sokakları gösteriyor. Çok garipsedim. Televizyondan ve pencereden gördüğüm şey aynı…

Annem 15 adım ötedeki bakkala ekmek almaya gitti ama biber gazını koklayıp geri döndü. İkinci girişiminde ise ekmek alma girişimi başarılı oldu. Zemin kattaki evimizin camına taş sektirmeyi başardılar. Cadde veya sokağa bakmayan bahçemiz, biber gazı doldu.. Üstelik, ömrümün 4/5’i bu sokaklarda geçti. İlk kez böylesini görüyorum.

Dahası, yukarıda paragrafta anlattıklarım bir şey değil aslında. Göstericilerin güzergahı Şişli Etfal Hastanesi çevresinde. Polis de tüm gücünü buralarda çekinmeden kullanıyor. Bir çok hasta ve yakını acıları yetmezmiş gibi, bir de biber gazından zarar görüyor. Hastane çevresindeki malmısın?com ekibi de biber gazından nasibini almış durumda.

Peki ama neden tüm bunlar? Bugün bayram değil miydi? İşçilerin güzelce bu günü kutlaması gerekmiyor muydu? Neden bu kargaşa? Bugünün suçlusu kim olacak? Vali? Hükümet? İşçiler?

Mayıs 01 / 2008
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 5 Yorum

Domino Effect Türkiye rekoru

Bilmeyenlere önce küçük bir not: Hani dominoları yanyana dizip, sonra yıkarlar ve güzel bir görsel çıkar ya ortaya. Buna Domino Effect deniyor.

domino_effect_1.jpgBiraz önce Kanal D‘de canlı yayında izledim. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi‘nin 23 Nisan için hazırlatığı bir gösteri. gösteride 165.000 domino taşı kullanıldı. Bu da Türkiye rekoruymuş. Fakat doygunluk (constrast) ayarı bozulmuş, 37 ekran televizyonumda müthiş bir heyecanla izledim. Gösteriyi yabancı bir ekip hazırlamış. Sanırım Türkiye rekoru olmasının sebebi, Türkiye’de gerçekleşiyor olması. Tabii ben burada “bu nasıl Türkiye rekoru” nutukları atmayacağım. Zira heyecanım başka. Ha bu arada gösteriyi hazırlayan ekibin 4.000.000‘dan çok taşka hazırlanmış gösterileri de varmış…

Domino taşlarının diziminden, dev bir İstanbul portresi hazırlanmış. Gösteri küçük, mekanik düzeneklerle de desteklenmiş. Düşen domino taşları düzenekleri harekete geçirip, çeşitli bayraklar yükseltti mesela. Gösteriyi başlatmak için baştaki bir domino taşı yerine, 7 tepemizi temsilen 7 farklı nokta 7 domino taşı itildi. Dominoların gezdiği parkurun bir bölümünde taşlar aşağı değil, yukarı doğru yıkılarak bir kuleye tırmandı. Galatata Kulesine. Zirvedeki son taş düzeneği harete geçirdi. Hezarfen Galata‘dan Üsküdar‘a uçtu. Aşağı indiğinde yeni bir taşa çarpıp, hareketi sürdürdü.

Düzenekte İstanbul Marmaray‘dan boğaza, Boğaz Köprüsü‘ne tüm detaylarıyla hazırlanmıştı. Taşların köprüden geçişi çok hoştu. Boğazda, domino taşlarının etkisiyle gemilerin, teknelerin hareketi ise mükemmeldi..

Her taşın tek tek boyandığı, dizilirken milimlerle ölçüm yapıldığı hazırlık sürecinde bazı taşları arka yüzü özenle boyanmıştı. Taşlar o noktaya geldiğinde kocaman bir düzlemde taşlar hızla yıkıldı. Taşlar yıkıldıkça bir Atatürk tablosu oluştu. Ve o an kesinlikle müthişti…

Nisan 20 / 2008
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 4 Yorum