Kategori Benden..

Teşekkürler(?) Garanti Bankası

Gece uyumamış, sabah matkap sesleriyle uyanmış, güne kafam bi’ dünya başlayıp, çalışmaya geç kalmamak için kahvaltı dahi etmeden bilgisayarı açtım. Tam da o anda bir SMS aldım. Garanti‘den geliyor. Bonus Kartıma bağlı olan Sanal Bonus Kartım açılmış. İyi ama benim Bonus kartım yok ki… Herhalde yanlışlık vs. deyip, kafamı toplamaya devam ediyordum ki; bir SMS daha geldi.

Yeni Bonus Kartım yola çıkmış. “Sen çayı koy, ben simit alıp geliyorum” diyor. Bu defa “var” dedim “bu işte bir hinlik. Bayram değil, seyran değil. Bankam beni neden öpsün?” Garanti İnternet Şubesinden, hesaplarımı kontrol ettim. Gerçekten de bir adet Bonus, bir adet de Bonus Sanal Kartım varmış.

Bonus kartımın limiti de 2500 lira. ATM kartımdan kazandığım 10 liralık Bonusu da yeni kredi kartıma aktarabilecekmişim. Ama bu aktarımın garantisi yokmuş. Şimdi, kısa ve öz olduğunu düşündüğüm bir cümleyle yazımı bitireceğim.

Be hey Garanti! Sen hiç hesabımda 2500 lira gördün mü de, bana sormadan 2500 lira limitli kart çıkarıyorsun?

Düzenleme: Aynı gün akşamı kartımı iptal ettirdim. Hiç itiraz etmediler, ikna etmeye uğraşmadılar. Bu açıdan kolay oldu. Ancak bunu başarana kadar otuzbeş milyon tuşa bastım.

Haziran 11 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 7 Yorum

Eker Sütlü Tatlılar

Bir kaç aydır piyasada olan bir ürün grubu Eker Sütlü Tatlı’lar. Zaman zaman bahsetmek istediğim markalar arasında olmasına karşın, hep erteledim. Bir FikriMühim kampanyası, bu yazıyı yazmama vesile oldu.

Tatlı sevmeyen, sütlü tatlıları neredeyse hiç yemeyen biri olarak ne kadar söz hakkım var bilmiyorum. Genellikle 1 adet baklava, ya da 1-2 kaşık çikolatalı bir tatlı yerim. Aşırı tatlı şeyler midemi bulandırır. Eker ise bu konuda tam bir çözüm oldu benim için. Tatlılardaki şeker oranı, kaselerdeki tatlı miktarı tam ölçüsünde. Ne aşırı tatlı olup can sıkıyor, ne de insanı tatmin etmeyecek kadar yetersiz. Fiyatıyla da benden önce ailemin tercihi oldu.
Benim favori Eker’imse sütlü tatlı sevmememe inat, Eker Tavuk Göğsü oldu…

Aşağıda da kampanyaya dair aldığım paketin fotoğrafları var. Ürünleri de çekmek istedim ancak yemekten fırsat olmadı. (:

Haziran 04 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Yorumsal
Yorumlar Yorum Yok

SanalCafe 10. yıl partisi

sc-10yil-6-haziran-2009-2Zaman zaman yazılarımda SanalCafe‘den söz etmiyor değilim. SanalCafe, benim de neredeyse kurulduğundan beri projenin içinde bulunduğum bir organizasyon ve sosyal ağ sitesi. 22 Kişilik ekibimiz ve 46.000 üyemiz hem bir sosyal ağ sitesi yürütüyor, hem de (2003 yılından beri) düzenli olarak çeşitli organizasyonlar düzenliyoruz.

-Yaz ayları hariç- her ayın 2. Pazar günü sinemaya gidiyoruz (anlattım).  İmza günü düzenliyor, zaman zaman tiyatroya gidiyoruz. Sıkça bowling, halısaha, basketbol gibi turnuvaları üyeler arasında düzenliyoruz. Piknikler, iftar yemekleri vs. de bu işin ekstrası oluyor sanırım.

Bu işin en güzel yanı ise, (SanalCafe’ye çok fazla para harcansa, reklamlar alınsa dahi) ticari bir oluşum olmaması. Organizasyonları, katılımcıları minium masrafa sokacak şekilde, kimi zaman indirimler de oluşturarak düzenlemeye azami gayret gösteriyoruz. Bu da organizasyonların, olabileceğinden fazla samimi geçmesini sağlayan şeylerden biri oluyor.

İşin en güzel yanlarından biri de, organizasyonların artık bizim işimiz olmanın ötesine geçmesidir. Üyeler, kendi aralarında ya da açık duyuru ile bizden bağımsız olarak SanalCafe Organizasyonu düzenliyorlar. Yönetim olarak düzenlediğimiz 85 organizasyona üyelerin düzenlediklerini eklersek, bu sayı 150’nin üzerine çıkıyor. (malesef ben bile tam sayıyı takip edemiyorum.)  Organizasyonlar, SanalCafe adı altında olsa da, herkes, SanalCafe üyesi olmasa dahi organizasyonlara katılabilir. (ancak 10. yıl partisinde üyelik gerekli)

Ve SanalCafe olarak, dolu dolu geçen bir 10 yılı, 6 Haziran akşamı  güzel bir parti organizasyonuyla kutluyor. Parti, saat 19.00-23.00 saatleri arasında 80’leri yaşatmayı bırakmayan Mono Bar’da olacak. Saat 20.00-23.00 saatleri arasında ise tüm biralar SanalCafe’nin ikramı olacak. Dileyen katılımcılar daha geç saatlere kadar kalabilir, kutlamalar 40 gün 40 gece sürebilir. Her şey katılımcıların performansına bağlı. :D

Ben de bu yazımdaki açık duyuru ille sizleri hem SanalCafe’ye, hem de 10. yıl partisine davet ediyorum…
Partiye katılmak için şu linki kullanabilirsiniz:
http://www.sanalcafe.com/organizasyon_detay.asp?OrganizasyonID=122

Eğer hala SanalCafe üyesi değilseniz, bu link de sizin için:
http://www.sanalcafe.com/uye_ol.asp
(benim bu yazıyı hazırladığım saatlerde “happy hours” var. Bundan yararlanıp, davetiye kodu aramadan üye olabilirsiniz.)

Haydi, görüşmek üzere. (;

Haziran 03 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Haber, İnternet
Yorumlar Yorum Yok

Bir kalp koptu tenimden…

Mecaz yapmıyorum. Şiir yazmıyorum. Elimde, kuruyup soyulan deriyi koparırken bu hali aldı. Fotoğrafın üzerine tıklayarak da tam (kocaman) boy görebilirsiniz.
01062009031

Haziran 01 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 2 Yorum

Ben Olsaydım Öperdim!

hahaMariachi, Project House’un hazırladığı yeni bir mikro site açmış. Son zamanlarda moda gibi kullanılan yüz tanıma özelliği projeye başarıyla aktarılmış. Bu da size Mariachi reklamında güzel bir kızı ya da yakışıklı bir erkeği öpme imkanı veriyor. Yapmanız gereken tek şey siteye girip, fotoğrafınızı yüklemek. Kısa bir süre içinde sizin oynadığınız reklam filmini izleyebilecek ve arkadaşlarınızla paylaşabileceksiniz.

Benim gibi saçma bir fotoğraf kullanırsanız, ortaya çıkacak şey de oldukça korkunç olabilir. Buyrun, izleyin:

http://benolsaydimoperdim.com/?mId=30227950.3

Mayıs 26 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 6 Yorum

Bir sabah kahvaltısı

Twitter’da Cumartesi gününü 3 yazılık malzeme çıkararak yaşadığımı paylaşmıştım.  İlki, dün yazdığım “Kayacan” vukuatıydı. İkincisi ise şu an yazdığım kahvaltı. (fark ettim ki Twitter’a yazdığım sıralama farklıymış.)

Rutin bir yaşantıda; rutini bozma korkusuyla kontrolsüzce, kendini tekrarlayarak yaşanan olaylar, bazen rutinin getirdiği sıradanlığın dışına çıkabilirler. Kahvaltı (ve gibi) rutinler her ne kadar zorunlu sayılsa da, sıradanlaştıran şey muhtemelen yaşamın şartlarıdır. Ve bazen aşılırlar. O zaman da paylaşmaya değer olur diye düşünüyorum.

Ben aile ilişkilerimin (çekirdek hariç) çok da sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Yeterince sık görüşemiyoruz. Birbirimizi de yeterince tanımadığımızı düşünüyorum. Hatta 2. derece kuzenlerimi geçtiğimiz ay, ancak 20 yıl kadar sonra yüzyüze görebildim. Gerek yeterince tanımadığımdan, gerekse çok fazla ortak arkadaş vs. olmadığından, akrabalarımla bir araya gelmek benim üzerimde bir gerginlik yaratıyor. Ne konuşacağımı, neleri anlatabileceğimi kestiremiyorum. Genelde insanlarla, görüşmelerimde onların da ilgisini çekebilecek ve uzayan bir ortak sohbete vesile olacak laflar etmeyi severim.

Bundan bir ay kadar önce, -Cuma günü- kuzenim arayıp, “biz Cumartesi günleri amcamla kahvaltıya gidiyoruz. Yarın sen de gelir misin?” dedi. Son 15 yıl içinde örneği görülmemiş, heyecan verici bir plan olsa da, günün yoğunluğuyla reddetmek zorunda kaldım. (Bundan da şu sıkıcı yazımda bahsetmiştim.)  Bunun ardından kahvaltı planını 3 hafta daha ertelememiz gerekti.

İşte ben “sık görüşemiyoruz” derken, geçtiğimiz  Cumartesi günü kuzenim ve amcam ile ortalama görüşme standartlarımızın üzerine çıkıp, Nişantaşı’nda keyifli bir sabah kahvaltısı ve sohbetinin ortağı oldum. Yukarıda bahsettiğimin aksine, pek gerilmediğimi, hatta oldukça keyifli olduğumu söyleyebilirim. Yıllar sonra farklı bir ortamda bir araya gelip, farklıca sohbet edebilmek. Onların kahvaltı-yeme alışkanlıkları gibi farklı detaylarını deneyimlemek de oldukça hoştu. Bence “tanımak” sözcüğü asıl anlamını da bu noktada bulmaya başlıyor.

Ve bu anlatımın ardından, blogumu iyi bir aracı seçip kuzenim ve amcama açık teşekkür ediyorum.

Bunlar da o kahvaltıdan atraksyonel olmasa da, anıları sabitleyen araçlar arasında yerini alacak bir kaç fotoğraf:

Mayıs 25 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar Yorum Yok