Kategori Benden..

Avon’dan hiçbir şey beklemiyorum

İnternetten alışveriş yapmak artık insanların eskisi kadar korktuğu bir şey değil. Gerek yaygınlaşmasıyla, gerek bankaların güvenliğini arttırmasıyla, ve gerekse daha birçok sebeple insanlar internetten alışveriş yapar oldu. Ben de uzun zamandır hemen her ihtiyacımı internetten satın alabiliyorum. Tanıdığım, bildiğim bir ürünse, elektronik eşya almaktan da çekinmiyorum.

Hal böyle olunca sıkça kargo beklemek de kaçınılmaz oluyor. Yurtiçi, Aras ve MNG kargo evime bir kaç adım uzakta. Bir de ben biraz heyecanlı olunca, çöp dahi almış olsam kuryeyi beklemeden şubeye pakedi almaya gidiyorum. Daha doğrusu ben gidemediğimden (bir iki üç), annemi yolluyorum. Sağolsun, gidip bakıyor.

Yurtiçi Kargo personeli de artık annemi tanır oldu. İsim dahi sormadan paket gelmiş mi, gelmişse nerede diye kontrol ediyor. Fakat her defasında, ilk denemesinde bulamıyor. “Kargo gelmemiş” diyor. Sonra da soruyor, “Avon’dan mı gelecekti?” Annem “hayır” deyince, benim paket ortaya çıkıyor.

Anneme ne zaman “Bir Yurtiçi Kargo’ya baksana” desem, döndüğünde aynı hikayeyi ekliyor. Evet Yurtiçi Kargo! Ben, Avon’dan bir şey beklemiyorum. Bu kadar…


Aslında söz kargodan açılmışken hafızamda net olarak canlansa, ya da eski bir yazımı bulsam, cep telefonumu kalem sanan kuryeyi de anlatmalıyım. Bir karıştırayım bakalım etrafı, bulursam bir tür devam yazısı gelir.(:

Mart 12 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Acayip, Benden..
Yorumlar 2 Yorum

Basın Bülteni yağmuru

Hakkımda sayfamda da belirttiğim gibi, ‘webmaster’ statüsü ile PC World dergisinde çalışıyorum. Dergideki işim, sitedeki uygulamaları kodlamak. Kullanıcı ve yönetim arayüzünü geliştirmek, sunucu sorunlarına müdehale etmek vesaire. Ancak ne yazarlığım ne de editörlüğüm var. Gerek siteye, gerekse dergiye tek bir haber girmişliğim dahi yok. Çünkü işim bu değil. (: Künyede de adımın yanında “webmaster” yazıyor.

Buna rağmen site üzerinden eposta adresimi almış bir firma çalışanı ayda 1-2 defa, bazen daha seyrek olmak üzere basın bültenleri gönderiyordu. Aynı bültenler zaten bu konuda yetkililerin de eline ulaştığı için (ki asıl yağmur onlara olan gönderidir) gözardı ediyordum.

Fakat 3 gündür garip bir şekilde en az 2-3 bülten düşüyor eposta kutuma. Farklı isimler, farklı kurumlar ve geneli aracı firma. Aynı sebeplerle gelen epostaları (ısrarcı “okudundu raporu” istemlerine karşın) gözardı ediyorum. Haber girme yetkim yok (teoride yok), “webmaster” olarak anılmışım, eposta adresimi amaç doğrultusunda kısmen de olsa illegal elde etmişsin. Ben de tüm bu basın bültenlerini bir tür spam olarak görmüşüm. Buraya kadar da yine kabul edilir görüyorum. Basın bültenini bir dergi çalışanının eposta adresine gönderiyorsun, eyvallah.

Ama ben, tüm bu yazdıklarımı yoksaysak dahi siteye şu haberleri nasıl girebilirim;

– MARKS & SPENCER ERKEĞİ BU SEZON DA ŞIK VE İDDİALI
– Çocuklar 23 NİSAN’ı Kemer Golf & Country Club’da Kutluyor

Not 1: Tüm bu yazdıklarım tamamen bireysel görüş ve yorumumu içermektedir. Ötesi değildir.
Not 2: Basın bülteni acemisiyim, o yüzden yadırgıyorum tüm bu olanları
Not 3: İçimden geldi, okuyan herkesi öpüyorum. Valla..

Mart 11 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 2 Yorum

Sahte Adsense Raporu Üretici

adsense_raporGeçen gün FriendFeed’de Özer bir link paylaştı. Site, sizin yazdığınız sayılarla sahte bir Google Adsense rapor ekranı oluşturuyor. Fakat hem site, hem de oluşan rapor İngilizce. Türkçe’si de olsa pek güzel olurdu diye düşündüm ve yaptım:  Adsense Rapor Üretici 

Yaparken, orijinalinde eksik gördüğüm bir detayı da (mail adresi) ekledim. Yaklaşık 40 dakikada textleri uygun şekilde yazmayı başardım. Ancak “content-type  image/jpeg” tanımlamama rağmen browser üzerinden dosya bir türlü doğru kaydedilemeyince, 6 saat kadar daha uğraşıp PHP Manual’i hatmetmem, ezberlemem gerekti. (:  İstediğim sonucu net olarak elde edemesem de çalışan bir araç elde etmiş oldum.

Kazanımlarım: 
– 2 Haftadır pek pek bir iş yapmadığım için pasımı azalttım.
– Eğlendim.  
– Beynim patladı (:
– 2 Yeni bilgi öğrendim.  ( a: PHP ve Image header’i çok belalı. b: GUID

Notlar:
– Sayfa yabancı bir örneğinden çalıntı olarak oluşturulmuştur. 
– Sayfanın Google ile hiçbir bağlantısı yoktur ve sayfadan hiçbir gelir elde edilmemektedir. (evet, tırsıyorum.)
– Tamamen eğlence amaçlıdır. (:

http://www.simtoalev.com/adsenseolustur/

Mart 07 / 2009
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 5 Yorum

İplerim Kesiliyor…

the_puppeteerİlk profesyonel blog deneyimimi 23 Nisan 2005’de aldığım domain hicbirsey.net üzerinde başlattım. Arkadaşım VaGa ile (onun ismi sırdır. (: ) başlattığımız bir projeydi. İkimiz de edebiyat ağırlıklı olmak üzere çeşitli yazılarımızı paylaşıyorduk. Siteye üye olup, üyelerin de yazılarını göndermesi mümkün. Bunun için bazı kurallar belirledik ve en önemlisi kusursuz imla oldu. Siteyi “Hiçbir Şey . Net …değil” olarak andık, “mental masturbasyon sitesi” dedik. (Aslında ben ruhsal diyorum.) 

Hep geçmiş zaman eki kullandım ama site hala ayakta ve VaGa yazmayı sürdürüyor. Bense aynı biçimde “şiirsel”ler yazabilecek şeyler yaşadığımı düşünmediğimden, artık kendimi tekrar ettiğimi gördüğümden ve yazdıklarımı iyice beğenmez, hatta yenilerini yazamaz olduğumdan yazmayı bıraktım. Aslında bu bir final değil, bir ara vermek. Fakat yeniden başlamak hiç de yakın görünmüyor..

Aktif yazdığım süreç içerisinde yaşadıklarımı anlatan, şiire benzer (benim şiirsel dediğim) bir çok yazım, birkaç anı yazım, biraz da eğlencem oldu. Bugüne kadar yazdığım her şeyi bir solukta yazdım. Ortada duygularıma karşın yazacak tek bir cümle yokken, bir anda satırlar geçti beynimden. O düşündü, ben yazılı ortama aktardım. Hiçbir cümlem üzerine düşünmedim ve hiçbir şiirselimi (imla hataları hariç) düzenlemedim…

Bu şartlarda yazdığım her şiirselimi, yazımı zaman içinde tekrar okudum. (genellikle yazdıktan sonra okumam, uzun bir süre) Sonra değerlendirdim. İçinde bir şeyleri beğendim, ya da “bu olmamış” dedim. Bu değerlendirmeler de giderek bir tarz oluşturdu bende. Hala hiç üzerine düşünmeden, yazdığımı düzenlemesem de; beynim benim için bu kontrolü yapar, cümleleri özenle seçer oldu…

Ben şiirde zoraki yazılmış kafiyelerfi kabul edemiyorum. Açıkla duyguyu anlatan cümleleri de: “Seni seviyordum / sen beni terk ettin. / Sonra ben ağladım / ağlamaktan şişti gözlerim” gibi. Şiirde bence duygular, yaşananlar, söylenecekler betimlenmeli. Hem birazcık gizemli olmalı (karizma yapmak için değil, düşündürmek için), hem de okuyucuya da bir şeyler bırakmalı. Eline şiiri bir bütün olarak verip, “al bunu oku, bak ben ne yaşadım” dememeli. O kendi duygularını eklemeli. Betimlemeleri kendi yaşantısına yakıştırmalı. Çünkü şiir biraz da okuyucu için yazılır. Okura bir şey katamıyorsan, ya da okur sana bir şey katamıyorsa bir anlamı yok bu işin…

Her neyse; şimdiye dek aslında tam olarak bu düşünceyi kapsayan şiirseller yazamadım. Bir çoğunu okuyunca çokça eksik gördüm, beğenmedim. Çok azı için de “Bu güzel galiba” dedim. Tabii değerlendirirken yaşadıklarımı düşünmüyor, ne kadar iyi anlatabildiğime bakıyorum. Yazdığım onlarca şiirsek arasındaysa ancak birini gerçekten sevdim. Her fırsatta birilerine okutmak istedim. Beğenmelerini değil, açık fikirlerini bekledim..

Bu yazıyı yazma amacım da bu şiirselimi paylaşmaktı. Bir paragraflık bir giriş yazısı yazıp, ilgili bağlantıyı vermekti niyetim ama, tutamadım kendimi. Bu yüzden de şiirselimi okutmadan önce epey bir vaktinizi almış oldum. Affedin… 

Buyrun, ilgili şiirsele bağlantı:

İplerim Kesiliyor

Mart 05 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 2 Yorum

Nokia 5800 (tube) için 11 link

Bir kaç gün önce artık tarihi eser konumuna geçen 7610’umdan vazgeçip, taksitle de olsa bir 5800 aldım. Telefon Symbian’ın son versionunu (s60v5) kullanıyor ve telefona henüz uygulama bulmak zor. Bu konuda aramalar yaparken henüz yeterli içerikleri olmasa da aşağıdaki linklere ulaştım.

1) http://n5800xmusic.blogspot.com/
5800 için çeşitli makaleler, programlar, oyunlar içeren yarı Türkçe bir blog.

2) http://nokia5800.net/
Pek uygulama içermese de 5800 için çeşitli haberler içeren bir site.  Aynı sitenin bir de uygulamalardan temalara kadar içerik sunan bir forumu var. http://nokia5800.net/forum/

3) http://www.tube5800.com/
Yine Nokia 5800 haberlerine yer veren bu sitede, bazı ücretli uygulamalara da erişmek mümkün.

4) http://www.nokia.com.hk/A41437258
Nokia’nın resmi olarak yayınladığı bazı ücretsiz yazılımlar. Buraya zaman zaman yeni programlar, oyunlar da ekleniyor. Fakat denediklerimin (Touch Piano, Touch Guitar) çok da başarılı olduklarını söyleyemem.

5) http://dailymobile.se/2008/12/15/nokia-5800-wallpapers-640×360-mobile-wallpapers-gallery-7/
Aslında bir sitenin parçası bu link. 5800 için uygun boyutta (640×360) kesilmiş yüzlerce duvarkağıdı. Ben seçtiğim birini kullanıyorum bile..

6) http://dailymobile.se/category/applications-s60v5/
Aynı sitenin s60v5 uygulamalarına ayrılmış bölümü. 50 kadar uygulama var. İçlerinden bazılarını keyifle kullanıyorum..

7) http://dailymobile.se/forum/index.php?board=52.0
Yine aynı sitenin s60v5 forumu. Dolu dolu bir içeriğe sahip. (üyelik gerekli)

8) http://nokia5800java.blogspot.com/
5800 ile uyumlu Java uygulamaları.

9) http://symbianv5.com/
Symbian s60v5 üzerine bir blog

10) http://onlysymbian.mobihand.com/platformMain.asp?deviceid=969
5800 için büyük bölümü ücretli (ve bence pahalı) olmak üzere bolca uygulama bulabileceğiniz bir link.

11) http://nokia5800xmusic.blogspot.com/
Nokia 5800 için oyun, program, temalarla dolu sürekli güncellenen bir Türkçe blog sitesi.

Şubat 24 / 2009
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 27 Yorum

Diş sorunsalı

Her şeyden önce itiraf etmeliyim ki -kimi zorunlu, kimi sudan sebeplerle- diş sağlığımı ihmal ettim. Şu an sağlıklı ve güzel dişlere de sahip değilim. Gülümsemekten çekinmiyor ama o görüntüden de utanmıyor değilim. 

Son yıllarda çok daha özenli olsam da, dişçi koltuğuna ilk kez bundan bir yıl önce oturdum. Özellikle su içerken dayanılmaz olan sancılarım (sağ altta, arkalarda bir dişime) yapılan dolguyla son buldu. Buraya kadar her şey şahane! Dişçi tabii ki kontrole gelmemi söyledi ama tekrar gelmemi gerektirecek bir problem olmadığını da ekledi. O günden sonra da iki ay kadart öncesine kadar sorunsuz yaşadım.

İki ay önce su içerken özellikle aynı yerin ağrıdığını hissettim. Genelde dolgu tedavisine maruz kalan insanlar dolgularınının düşmesinden şikayet eder. Ben de öyle olduğunu düşündüm. Burda özellikle belirtmek isterim ki öyle aman aman bir ağrım yoktu. Fakat durumu daha da kötülemeden dişçiye gitmeye karar verdim. İki hafta önce de aynı dişçiye gittim. Derdimi anlattım.

Bir baktı, hangi dişin ağrıdığını bulmak için bir kaç test yaptı(k) ve yine sağ tarafta fakat üstteki bir dişin ağrıdığını kabul ettik. (Ben ağrıyı nasıl alt dişimde hissettiğimi hala anlamıyorum.) 3 iğne ile üst dudağımın kontrol dışı kalmasıyla birlikte üst iki dişimi oydu. Oydukça, oyası geldi. Daha da oydu… Kanal tedavisinde de karar kıldı. Dişin çok kötü olduğunu, bir adım sonrasının dişi çekmek olduğunu söyledi. Hatta “önemli bir ağrı yok ama daha kötü olmadan geleyim dedim” deme “bu diş nasıl ağrımaz?” Dedi. Kanal tedavisine o an başladık.

Bilmeyenler için yazayım; kanal tedavisi eski usuüllerle bir kaç seanslık, yeni teknolojilerle iki seanslık bir tedavi. İlk seansta diş köke ulaşana kadar oyulup derin bir çukur kazılıyor. Sinirler alınıyor. Oluşan boşluğa bir ilaç sürülüp, geçici dolgu ile kapatılıyor. İkinci seansta da bu geçici dolgu kazılarak çıkartılıyor. Ve yeri başka bir maddeyle dolduruluyor. Sanırım bu madde dolgu tedavisinde kullanılandan farklı.  

İkinci seans canlı sinir olmadığı için uyuşturulmadan yapılıyor. Tabii ki hiç acı hissetmiyorsunuz. Aslında aktif tüm çalışma zamanı 40 dakikayı geçmiyor ve tamamen acısız. (ama gürültülü (: )  Ben de geçtiğimiz Cumartesi günü ikinci seansı derin bir mutlulukla, doktora teşekkür ederek bitirdim.  Her ne kadar tekrar gelmem gerektirecek bir sorun olmadığını söylemesinden altı ay kadar sonra iki dişimi oydurmam gerekse de, hiç ağrım sızım kalmamıştı.

Bu akşam ise sofrada çorba içerken sert bir şeyler çiğnedim. O parçacığı çıkarmaya çalışırken, dişimden döküldüğünü, o bölgede olağan dışı bir sivrilik ve eksiklik olduğunu hissettim. Evet, o parça dişimden düştü. Dilimle hissettiğim şey ise, hüzün verici. Oyulan dişimin çeperinin ağız içi tarafının kırılıp düştüğünü, geriye ise dolgu malzemesinin kaldığını düşünüyorum. Çeperin yanak tarafının sağlam olarak durduğundansa eminim…

Cumartesi günü sanırım tekrar kapısını çalacağım dişçinin. Umarım yalnızca dolgu malzemesinden düşen parçacıklardır onlar. Yoksa ne olacak gerçekten merak ediyorum… :(

Bu arada düşen bu parçaların ardından önce dizimi yaraladım. Ardından da bir ayna kırılmasına vesile oldum. Ayna da yalnızca üzerini kurularken kırıldı. Kırılan ayna da annemin elinde ufak bir kesiğe neden oldu….

Şubat 12 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 6 Yorum