Kategori Benden..

“Bi’ bakar mısınız?” ile Kirli Sepeti’ndeyiz

İki gün ardarda benzer konularda girdi hazırlamak ilginç oldu aslında. Sosyal sorumluluk projeleri ile bir köşede çalışmam sürse de peşisıra gelen röpörtaj videoları tamamen tesadüf. Bugün her ay olduğu gibi LikeMind‘a gitmiş, kahve içip sohbetimi ederken bir sürprizle kendimi yine MYK-Medya kameraları karşısında buldum.

Yanımda Tolga Arıcan, Yiğit Kalafatoğlu ve Dilara Bilgen ile Kirli Sepeti programi ile Hasan Yalçın‘ın konuğu olduk. Çeşitli nedenlerle blogumda bir türlü bahsedemediğim Bi’ Bakar Mısınız? projesini ve yarın gerçekleşecek ilk etkinliğimizi anlattık.  Etkinliğe olan ilgisinden dolayı MYK-Medya ve Hasan Yalçın’a teşekkürler.

Resme tıklayarak röpörtajı izleyebilir, bibakarmisiniz.com‘dan tüm bilgileri görebilirsiniz.

kirli_sepeti

Kasım 20 / 2009
Yazar Simto ALEV
Yorumlar Yorum Yok

Engelleri Kaldır ile E-tohum tv’deydik

Engelleri Kaldır Hareketi, benim bir süre önce biraz tesadüfle tanıştığım, bir ucundan destek vermeye çabaladığım bir sosyal sorumluluk projesidir. Projenin temelinde para toplayıp engellilere yardım etmekten ziyade, farkındalık yaratmak ve gerçekten engelleri kaldırıp, daha yaşanılası şehirler yaratmak var.

“Engelleri Kaldır Hareketi kimsenin değil, sahiplenen herkesindir!” diyen oluşumu bugün sahiplenmiş yüzlerce kişi ve kurum var. Herkes kendi adına bir şeyler yapıyor. Projenin en güzel yanı da, bir kurum, vakıf, dernek altına girmeden, bireyselleşmeden, özgürce hareket edebilmesidir. (not: resmi platformda söz sahibi  olmak için bir dernekleşme olacak;  “Engelsizler Derneği”)

Geçen haftalarda, Projenin yaratıcısı Rodin Alper Bingöl ve Fırat Demirel ile ben  E-Tohum TV için bir röpörtaj verdik. Projeye olan ilgisi ve bizi misafir ettiği için Burak Büyükdemir Hocamıza çok teşekkür ediyorum.

Video’yu izlemek için resme tıklayın:

engelleri_kaldir

Kasım 19 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden.., Engelliyim
Yorumlar Yorum Yok

Konuşmak yazmaktan daha zor geliyor

konusmaBu başlığı bir piyanist-şantör bestelesin de tavernalarda hoş gelenler eşlik etsin diye atmadım elbette. Durumu daha net izah edebilecek bir cümle kuramadım, yazının içeriğini bir başlık için daha tanımlayamadım. İki cümlede neden aynı şeyi tekrar ettim, onu da anlayamadım.

Bu yazarken, yani fiil halde yazma işini sürdürürken çok net farkettiğim bir şey. Yazarken kendimi o kadar doğru ifade edebiliyorum ki… Yani bunu güzel, iyi anlamında demiyorum. O ayrı bir konudur. Demek istediğim, aklımda ne varsa, ne düşünüyorsam direkt olarak onu aktarabiliyorum yazarken. Tam ihtiyacım olan cümleleri, doğru şekilde sıralayıp derdimi anlatmaya en uygun cümleleri sıralayabiliyorum.

Özellikle böyle olduğunu gördüğüm her yazımda, neden konuşamadığıma hayıflanıyorum. Benim düşüncelerim, benim hislerim. Fakat hemen hiçbir zaman sese doğru bir biçimde dönüşmüyorum. Yazılarımda kelime çeşitliliği gösterme çabam var ve hatta bu kendi halinde bir otomasyon oluşturmuş olduğu halde, konuşurken bu sözcüklerin bir çoğunu kullan(a)mıyorum. Ve dahası zaman zaman sözüm kesiliyor, ne diyeceğini bilemez olabiliyor ve dahası kekeliyorum.

Bir anlamda istemli olmasa dahi kendimi ve en önemli iletişim kaynağımı bizzat engellemiş oluyorum. Elbette düşüncelerimi her an, herhangi bir şekilde anlatabilmem mümkün. Yazarak, resim çizerek, fotoğrafla, grafikle ve başka şeylerle. Fakat o an, yüzyüzeyken gereken şey, benim için daha zor olan konuşmak.

Neden böyle?..

Kasım 16 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 5 Yorum

Bugün YoungGuns’taydım

YoungGunsYoungGuns, Project House‘un “yeni nesil reklam insanları” yaratmak üzere başlatığı bir projedir. Projenin, proje koordinatörlüğünü de Uğur Özmen hocamız yapıyor. Nitekim Danışma Kurulu da pek değerli insanlardan oluşuyor. Proje hakkında detaylı bilgi sitelerinde var. Bu yüzden ben gelinen konumla birlikte kısa, eksik ve belki dolaylı olarak yalan yanlış bir özet geçeceğim. Detaylı ve daha doğru bilgiler için, projecilerle de görüşebilirsiniz. Hoş, şu an başvuru için geç kalınmış bir zamandayız. (yazının devamında Project House’dan PH kısaltması ile bahsedeceğim.)

Projeyi duyup, iddianameleriyle katılan 100’ün biraz üzerinde adaydan, 25’i seçildi. Bu sabah için PH bünyesinde, Young Guns için ayrılmış ofise davet edildi. Bir sunum şeklinde brief’i alan adaylar kura ile 5 gruba ayrıldı. Bu grup, yaklaşık 28 saatini brief üzerine fikir, çözüm üreterek, Young Guns’ın kimliğini, pazardaki konumunu belirlemek için çalışmakla geçirecek.

Yarın ise bu gruplar, (ister grupça, ister gruptan bir kişi olacak şekilde) ürettiklerinin sunumunu yapacaklar. Bunların arasından seçilecek 12  genç, birebir mülakata hak kazanacak ve sonunda 6 genç, YoungGuns olacaklar…

Bu 6 genç, istetikleri zaman vazgeçebilmek şartı ile, en çok 18 ay süre ile YoungGuns olarak çalışacaklar. İşin güzel yanı, bu adamlar, kızlar, PH’nin birer parçası değil, kendi ajanslarının başındaki insanlar olacak. Kendi müşterilerini bulup, kendi işlerini yapacaklar. Bu bir staj değil, yeni bir ajans. Bir grup gencin, sıfırdan bir ajans kurup müşteri bulması, şahlanması sahiden de enfes bir şey.

18 ay sonra (belki daha erken) her biri belki PH’de çalışacak, belki başka bir ajansa geçecek. Ya da “bu iş bana göre değilmiş” deyip, kendi yolunu çizecek. İşte, benim özetim budur.

Bugün ise, bu 28 saatlik eğlencenin bir kısmını izlemek için PH’daydım. Devamını oku →

Kasım 15 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 4 Yorum

Bir kalp çıktı rokamızdan

Bir İnsanı Tanımak başlıklı yazımı blogumu okuyan birinden aldığım e-posta üzerine yazdığımı belirtmiştim. Yazının ardından başlayan arkadaşlığımız, Cumartesi günü (Cevahir Fisho’da) yediğimiz yemek, yemeğin yanında nasıl geçtiği belli olmayan 3 saatlik çok keyifli sohbet ile nihai bir tanışmaya dönüştü. Bir İnsanı Tanımak hakkında bir şeyler yazdıkdan kısa bir süre sonra yazdıranı tanımak da ayrı eğlenceli tabii ki.

Sohbet sırasında o, koca roka yaprakları arasında boğulmuş kalp şeklindeki roka yaprağını görmüştü. Hemen Bir Kalp Koptu Tenimden başlığımı anımsadı ve bu sohbetimizde bizi gözleyen kalbi fotoğraflamaya karar verdik. İşte o fotoğraf aşağıda. (tıklayarak tam boy görebilirsiniz.)

Ben de bu başlığı vesile bilip, Cumartesi günümü keyiflendirdiği için arkadaşıma teşekkür edeyim. (:

rokakalp

Ekim 26 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 4 Yorum

Love That Chicken? Popeyes

popeyes-chicken-biscuitsPopeyes Türkiye’de yeni ya da benim yeni yeni görmeye başladığım bir fast-food zinciri. Aslında 3-5 şubeye ne kadar zincir denir, onu da bilmiyorum. Fakat ben son bir kaç hazır yiyeceğimi Popeyes’dan aldım. Kutularında “Love   That Chicken” yazan ürünlerden aslında memnunum. Popeyes sadece tavuk ürünleri satıyor. Bu konuda en bilinen isim KFC’ye rakip olabilir mi bilmiyorum ancak son derece iyi bir alternatif olduğunu söyleyebilirim.

Ürünleri oldukça lezzetli. Ancak Poproll denen tavuklu dürümlerin lavaşı damağa her yapışışında sinir bozuyor. Kızaymalar için Acı sos, Barbekü sos, Sarımsaklı Mayonez seçenekleri varken, burger’lerin içinde yalnızca mayonez, salata ve domates var. Farklı tatlar denenmeliydi sanıyorum.

Menü fiyatları oldukça uygun. Hatta şu sıralar bir menüleri kampanya ile 9.5 liraya 2 adet alınabiliyor. Menü seçimlerinde orta boy patates kızartması yerine, büyük boy patates püresi, mısır, tavuklu pilav, coleslaw salata seçebilmek ve ek ücret ödememek oldukça şık. Demem o ki ben Popeyes’ı sevdim, paylaşırım.

Paylaşmasına paylaşırım ama gördüğünüz gibi başlıktaki slogana bir soru işareti ekledim. Bunun sebebi ise lezzet değil, hizmet sorunları. Sırasıyla son 3 siparişimdeki eksikleri yazayım. Ardından YemekSepeti üzerinden geri bildirimde bulunacağım.

  • Mısır için kaşık gelmedi. Normalde siparişlere o şık, plastik mavi kaşıklarını ekliyorlar. Bulunduğum ortamda kaşık da olmayınca işkence çektim.
  • Bu defa da pipetler ve seçtiğim baharat eksik.
  • En önemlisi ise bu yazıyı yazmama sebep olan sorundur. Aldığım 2 menüde de mısır seçmeme rağmen, ikisinde de patates kızartması çıktı. Ayrıca seçtiğim limonata daha önce hiç duymadığım Kınık markaydı. Limonatayı beğenmeme sebebim, markaya karşı oluşan önyargım değildi.

Özetle; İyisin Popeyes. Lezzetlisin, ucuzsun, hızlısın. Ama biraz da özensizsin..

Ekim 17 / 2009
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 2 Yorum