3 Nis 2009
Tarihimin en uzun başlıklarından birini -mümkün olduğunca kısaltarak- yazdığım bu yazı, bir mim konusudur. İki gün önce Arman beni şöyle mimlemiş. Onu mimleyense AyDi. Aynı meselede Berker de beni böyle mimlemiş. Konumuz başlıkta yazdığı gibi, severek izlediğimiz ama artık yayında olmayan 3 dizi film. Hemen başlayalım…
1) Sıdıka
Gözlemlediğim kadarıyla bu diziyi bilen kişi az. Bilenlerinse bir çoğu bu diziyi sevmiyor. Ben bayılıyordum. Atilla Atalay‘ın müthiş hikayelerinin televizyona aktarımıdır bu dizi Türk’lerin yaptığı en iyi uyarlamalardandır. Bir Sıdıka kitabında okurken kafanızda ne canlanıyorsa, televizyonda gördüğünüz onun kopyasıydı. Bu hem Atilla Atalay’ın kaleminin gücünden, hem de Hasibe Eren‘in karaktere cuk oturmasındandır. Ayrıca gözardı edilse de aslında Türkiye’nin ilk sit-com’u da Sıdıka‘dır.
(daha fazla…)
31 Mar 2009
İkinci bir örneği olmayan bir ada sahibim; Simto. Bu kimi zaman özellikle telefon görüşmelerinde problem olmuştur bana. Kendimi tanıtabilmek için defalarca adımı tekrarlar, kimi zaman kodlarım. Simto’ya ulaşana kadar da pek çok isim geçer. Simpo, simtu vs. Daha fenası sesimin de inceliği ile pek çok defa soyadım, ilk adım gibi anıldı: Alev hanım, merhaba. Bu geçici bir görüşmeyse genelde bozmam. Ama “hanım değil” diye uyarınca alınan tepkiler de başka. Hatta bence bu yazıyı okuyan beyler, hanımlar ilk fırsatta kendisine bey/bayan diyenleri uyarsın, eğlensin. <Süleyman bey, nasıl yardımcı olabilirim? / Bey değil, hanım..>
Böyle farklı, bir örneği daha olmayan bir ismim olunca, çok defa da anlamı sorulur. Ben de her defasında üşenmez anlatırım. Bu yazıdan sonra ancak üşenip link verebilirim. (: Alışılagelmiş bir isme sahip olmamamın ön nedeni kimliğimin din hanesinde Musevi yazması. Bunun devamı ise biraz enteresan… (daha fazla…)
15 Mar 2009
İki, üç gündür bir şeyler yazmıyorum bloguma. Fakat bu sürede yine bloguma zaman ayırıp, ufak tefek şeyler yaptım. Gerçi okuyucu kısmının çok da ilgisini çekecek şeyler ya da pek mühim şeyler değil ama, her zaman okuyucuyu hedef alarak yazmamalı sanırım. Kendime notlar almak için açtığım blogumda, bayağı bayağı yazar oldum. Bu defa ama, yaptıklarımı kendime not babında yazayım.
- Temada dikkat çekmeyen, ama benim de gözüme takılan ufak tefek bir iki görsel hatayı düzelttim.
- Temanın tamamını değil ama, sık görülen/kullanılan yerlerini Türkçeleştirdim.
- Sayfa başına düşen yazı sayısını 10′dan 6′ya düşürdüm.
- Yazıların altında benzer konuları listeleyen bir eklentiyi kurdum.
- Etiketsiz yazılarıma etiket girmeye başladım. (Bu devam edecek)
- Sağ tarafa bir etiket bulutu ekledim.
- Süresi dolan reklamı kaldırdım. Ancak yerine yeniden AdSense koymadım. Yeniden reklam alırsam yayınlarım ama en azından şimdilik AdSense kalabalığı istemiyorum sitemde.
- Son günlerde artan ve Akismet’i de delip geçen spam yorumlardan ötürü, yorum yazmayı onay gerektirecek hale aldım. Ancak bir defa yorumu onaylanan, onay beklemeden yorum yazabilecek.
- RSS’imi FeedBurner’a taşıdım. Şurdan takip edebilirsiniz: http://feeds2.feedburner.com/simtoalev
–
Sanırım hepsi bu kadar…
20 Oca 2009
Sonunda ben de kendim için bir Hakkımda sayfası hazırladım. Merak eden varsa buyursun efenim. (: