Simto’nun Åžeysi

Şşş!. Çok kiÅŸisel…

Medeniyet Tiyatrosu

medeniyet_tiyatrosu.jpgÇarÅŸamba akÅŸamı Profilo AVM’nin düzenlediÄŸi Liseler Arası Tiyatro yarışması kapsamında Özel Kadıköy Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi‘nin oyununu izledim; Medeniyet Tiyatrosu. Aslında oyuna sadece arkadaşımı (simin tahaoÄŸlu) izlemek için gitmiÅŸtim. Fakat oyunla birlikte fikirlerim baÅŸka yana kaydı ve oyunu “mutlaka izlenmeli” diye mimledim. Oyunu YiÄŸit Sertdemir yazıp yönetmiÅŸ. İlk kez sahnelenen oyunda, aÅŸağıda adı yazan birbirinden yetenekli gençler de oynadı.

Didem Poyraz, Simin Tahaoğlu, Gülşah Bayar, Damla Gerçeker, Cemre Ün, Bora Küp, Ecesu Sevindik, Aktuğ Karabay, Ayşegül Taşdemir,Burcu Hocaoğlu, Doğa Uğurel, Bengü Yılmaz, Gizem Akkuş, Can Hacıkadiroğlu, Nedim Suri

Bir ülke düşünün, tiyartolar yasaklanmış. Yasaklanmakla kalmamış, yıkılmış.. Ve bu ülkede 2 çocuk düşünün; tiyatro nedir bilmiyor. Tüm bu düşünceler ne kadar ütopik görünse de ülkemizde tiyatrolar yıkılmadı, kapanmadı değil. Bu ütopik ülke belki bir şeyler değişmezse Türkiye adıyla gerçek olacak. İşte Medeniyet Tiyatrosu da bu fikre baş kaldırıp, tiyatroların önemini anlatıyor.

Eh, sıradan mesaj kaygılı; sıkıcı, sanatçı boÅŸgevezeliklerinden biri gibi görünüyor belki yukarıdaki paragrafla ama, Medeniyet Tiyatrosu derdini gevezelik yapmadan, nasihatlar vermeden, tiyatro içinde tiyatro oynayarak anlatıyor. Anlatırken de günümüzden bir çok noktaya ince ince dokunduruyor. Belki aslında ortada tek bir oyunun da olmadığını söyleyebiliriz… Tüm bunları yaparken de kahkahalarla güldürüyor.

Oyun hakkında güzel yorumlarım ve eleÅŸtirilerim ve var tabi ama; asıl eleÅŸtiri izleyiciye geliyor.. Tiyatroların önemini anlatıyor, anlatırken dokunduruyor dedim ya. Eh, tiyatro kadar tiyatro seyircisi olmak da önemlidir. Ki asıl vurgu da budur belki. Fakat salonda bir kiÅŸi horlaya horlaya uyuyordu. Hiç beÄŸenmesen, sıkılsan saygıdan bir doÄŸru durman lazım. Arkamda da salon çalışanları kola içiyordu. Hem de öyle böyle deÄŸil, 2.5lt’lik pet ÅŸiÅŸe.. Oyun boyunca salona girip çıkanlar da cabası.. Gerçi onları tepkiler de ilgilendirmiyor. Gülmesinler, eÄŸlenmesinler hatta sıkılsınlar. Yeter ki anlasınlar

EÄŸer siz bir tiyatro izleyicisi olduÄŸunuzu düşünüyorsanız ve oyunu izlemek istiyorsanız, 30 Mayıs Cuma günü saat 20.00‘de Barış Manço Kültür Merkezi‘nde olmalısınız..

Medeniyet Tiyatrosu taÅŸ devrinden günümüze oynanan oyunları, tiyatronun evrimini sergiliyor. Özellikle tiyatro’un yıkılışını anlatan oyun müthiÅŸti. Ben sırf o 3-4 dakikalık bölüm için bile izlemenizi tavsiye edebilirim. Basit figürlerle, kendini tekrar eden bir sesle, dialogsuz bir anlar dizisi ancak bu kadar ürpertici olabilirdi..

Yazacak çok ÅŸey var daha ama, bu kadar uzun yazdım mı da okuyan sayısı 5′i geçmiyor. Son sözümü söyleyeyim bari; bu oyunu izleyemeseniz bile gidin tiyatro izleyin. Tiyatroların yıkımının sürmesine, kültür yoksunu nesiller yetiÅŸtirilmesine izin vermeyin. Bu gençler siz onları izlemeseniz bile amaçlarına ulaÅŸmış olacak…

  • 0 Comments
  • Filed under: Tiyatro
  • 1 Mayıs, Evimdeki Biber Gazı…

    1mayis.jpgGösteriler Taksim’de olsun mu olmasın mı tartışıldı durdu bütün hafta. Büyük bir inatlaÅŸma sürdü gitti. Sonucunda da Taksim’e izin çıkmadı. Fakat göstericiler de bunu kabullenmedi ve 1 Mayıs sabahı erken saatlerde Taksim’e çıkma mücadelesi baÅŸladı.

    Bir yanda panzerler, biber gazı bombaları; öte yanda göstericiler… Bir o yana, bir bu yana kovalamaca oynayıp duruyorlar. Fakat bundan zarar gören ne gösterilere katılan işçiler, ne de onları kovalayan polisler. Tamamen bu grupların dışında kalan halk.

    Sabah yatağımdan slogan ve helikopter sesleriyle uyandım. Televizyonun olayları gösterdiÄŸini sandım fakat durum öyle deÄŸilmiÅŸ. Ben gösterilerin içinde kalmışım. Slogan atan gruplar ve polisler benim sokağımda oynuyormuÅŸ kovalamaca oyununu. Televizyon da bizim sokağı ve çevre sokakları gösteriyor. Çok garipsedim. Televizyondan ve pencereden gördüğüm ÅŸey aynı…

    Annem 15 adım ötedeki bakkala ekmek almaya gitti ama biber gazını koklayıp geri döndü. İkinci giriÅŸiminde ise ekmek alma giriÅŸimi baÅŸarılı oldu. Zemin kattaki evimizin camına taÅŸ sektirmeyi baÅŸardılar. Cadde veya sokaÄŸa bakmayan bahçemiz, biber gazı doldu.. Üstelik, ömrümün 4/5′i bu sokaklarda geçti. İlk kez böylesini görüyorum.

    Dahası, yukarıda paragrafta anlattıklarım bir şey değil aslında. Göstericilerin güzergahı Şişli Etfal Hastanesi çevresinde. Polis de tüm gücünü buralarda çekinmeden kullanıyor. Bir çok hasta ve yakını acıları yetmezmiş gibi, bir de biber gazından zarar görüyor. Hastane çevresindeki malmısın?com ekibi de biber gazından nasibini almış durumda.

    Peki ama neden tüm bunlar? Bugün bayram değil miydi? İşçilerin güzelce bu günü kutlaması gerekmiyor muydu? Neden bu kargaşa? Bugünün suçlusu kim olacak? Vali? Hükümet? İşçiler?

  • 2 Comments
  • Filed under: Benden..
  • Domino Effect Türkiye rekoru

    Bilmeyenlere önce küçük bir not: Hani dominoları yanyana dizip, sonra yıkarlar ve güzel bir görsel çıkar ya ortaya. Buna Domino Effect deniyor.

    domino_effect_1.jpgBiraz önce Kanal D‘de canlı yayında izledim. İstanbul Büyük Åžehir Belediyesi‘nin 23 Nisan için hazırlatığı bir gösteri. gösteride 165.000 domino taşı kullanıldı. Bu da Türkiye rekoruymuÅŸ. Fakat doygunluk (constrast) ayarı bozulmuÅŸ, 37 ekran televizyonumda müthiÅŸ bir heyecanla izledim. Gösteriyi yabancı bir ekip hazırlamış. Sanırım Türkiye rekoru olmasının sebebi, Türkiye’de gerçekleÅŸiyor olması. Tabii ben burada “bu nasıl Türkiye rekoru” nutukları atmayacağım. Zira heyecanım baÅŸka. Ha bu arada gösteriyi hazırlayan ekibin 4.000.000‘dan çok taÅŸka hazırlanmış gösterileri de varmış…

    Domino taÅŸlarının diziminden, dev bir İstanbul portresi hazırlanmış. Gösteri küçük, mekanik düzeneklerle de desteklenmiÅŸ. Düşen domino taÅŸları düzenekleri harekete geçirip, çeÅŸitli bayraklar yükseltti mesela. Gösteriyi baÅŸlatmak için baÅŸtaki bir domino taşı yerine, 7 tepemizi temsilen 7 farklı nokta 7 domino taşı itildi. Dominoların gezdiÄŸi parkurun bir bölümünde taÅŸlar aÅŸağı deÄŸil, yukarı doÄŸru yıkılarak bir kuleye tırmandı. Galatata Kulesine. Zirvedeki son taÅŸ düzeneÄŸi harete geçirdi. Hezarfen Galata‘dan Üsküdar‘a uçtu. AÅŸağı indiÄŸinde yeni bir taÅŸa çarpıp, hareketi sürdürdü.

    Düzenekte İstanbul Marmaray‘dan boÄŸaza, BoÄŸaz Köprüsü‘ne tüm detaylarıyla hazırlanmıştı. TaÅŸların köprüden geçiÅŸi çok hoÅŸtu. BoÄŸazda, domino taÅŸlarının etkisiyle gemilerin, teknelerin hareketi ise mükemmeldi..

    Her taşın tek tek boyandığı, dizilirken milimlerle ölçüm yapıldığı hazırlık sürecinde bazı taÅŸları arka yüzü özenle boyanmıştı. TaÅŸlar o noktaya geldiÄŸinde kocaman bir düzlemde taÅŸlar hızla yıkıldı. TaÅŸlar yıkıldıkça bir Atatürk tablosu oluÅŸtu. Ve o an kesinlikle müthiÅŸti…

  • 4 Comments
  • Filed under: Benden..
  • Yeni Bloglar..

    Åžu Yazıda iki blogdan bahsettim ama, öncesinde kaptırıp gitmiÅŸ ve bir kaç paragraf yazmışım. Yazmaya baÅŸlarken amacım o sitelerden bahsetmekti ama muhtemelen o kadar cümleyi okuyacak çok kiÅŸi yoktur. Hemen o iki blog’u linkleyeyim:

    Yazmak İstedim
    Bloglandım

  • 5 Comments
  • Filed under: Benden..
  • Yarım Bırakıyorum..

    Aslında önce giriş için güzel bir kaç cümle sıralamak lazım ama, böyle bir konuya da nasıl gireceğimi bilemedim. Bu yüzden direkt olarak mevzuya dalacağım. Mesela son bir kaç aydır okuduğum iki kitap var. Birini okumaya başlıyorum, yarım bırakıyorum. Diğerine başlıyorum. Sonra ilk kitaba dönünce unutmuş oluyorum. Yeniden başlayıp bırakıyorum. Bilmiyorum bu iki kitap bitecek mi? İşin garibi ise her iki kitabı da gerçekten beğendim. Yani tamamını okumadığım halde beni saran bir şeyler oldu. Ama nafile.. Kitaplar da şunlar: Olasılıksız, Verona Toprağı..

    Resme merak saldım mesela.. Düz çizgi çizmeyi beceremeyen adamım ben. Teknik olarak oldukça hatalı da olsa, çok acayip ÅŸeyler çizdim. BeÄŸenmedim ama beÄŸendirdim de hani. Nasıl bir heves ya, öğrenmeliyim bu iÅŸi.. Kitap falan da aldım. Okumadım. Bırak onu, çizemiyorum ya hiçbir ÅŸey. Yarım yarım bıraktığım bir kaç karalamam oldu anca…

    Mızıka aldım bir de kendime. Çok meraklıyım aslında müziğe. Tüm tekniğiyle hani. Popüler kültür hikaye de.. Mızıkayı iki üfledim, bıraktım. Nasıl bi hayvanım ben ya. Hayır, gücendi de resmen alet.. Nasıl bakıyor bilemezsiniz..

    En son da iÅŸte bu siteyi açtım. Zaten HBS‘de yazamıyordum. O duygusal potansiyelim tükenmiÅŸ. Bari daha kiÅŸisel bir ÅŸeyler yapayım dedim. Tam günlük gibi. Biraz da deli saçması. Hem de not defterim olur dedim. Fakat yazmıyorum iÅŸte. Oysa anlatacaklarım da yok deÄŸil. Fakat sürekli yeni bloglar tanıtıyorum burada..

    Aslında hayırlı bir işe de vesile oldum sanki. Başkalarını da blog yazarlığına özendirdim.

    Bakın mesela benim için özel bir dost olan Pingo, SanalCafe’de paylaÅŸtığı “yazmak istedim” serisini kendi sitesinde sürdürüyor. Gerçi o özenmediÄŸini savunuyor ama pek de önemi yok. Cillop gibi yazıyor iÅŸte adam www.yazmakistedim.com ‘da.

    Bir de durmadan beni dinleyen, çok şeyimi paylaştığım süper ablam blog açtı. O işte tamamen özendi:P Her neyse, onun da sitesi şöyle: www.bloglandim.com

    Sevgiyle kalın efendim..Â

  • 2 Comments
  • Filed under: Benden..
  • Türkiye’de Televizyonculuk

    television-posters.jpgZaman kavramım sorunlu olduğu için net süre veremeyeceğim ama yaklaşık 5-6 yıl süreyle neredeyse hiç televizyon izlemedim. Zaman zaman belgesel kanalları, bir de Okan Bayülgen. Onlara dahi çok da vakit ayırdığım söylenemez. Hal böyle olunca televizyonda olup bitenlerden bir haberdim.

    Magazin gündeminden, gündüz kuÅŸağındaki kadın programlarından kaçamadım. Sokakta, internette, gazetelerde… Her yerde gözüme gözüme sokuldu. Ben kaçtıkça onlar peÅŸimden gelip kabusum oldular.. Ne var ki benim bahsediceklerim bunlar deÄŸil aslında…

    Son zamanlarda akÅŸam vakitleri ailemle zaman geçiriyorum biraz. Tam da dizi saatlerine denk geliyor. Bakıyorum biraz haliyle. Ne kadar özensiziz bu konuda. Geçen gün mesela hangisi olduÄŸunu bilmediÄŸim bir dizide oldu ÅŸunlar: Adamın biri, baÅŸka “adamın biri”lerden kaçıyor. Hafif ormanlık bir alan. Kaçan adam max. 30 derecelik açıda, 10 metre bi tepede tökezliyor. AÅŸağı kadar da yuvarlana yuvarlana ilerliyor. Åžiddetli bir düşüş deÄŸil. Yaralanmaz bile insan. Neyse, sahne deÄŸiÅŸiyor. Ardından da tekrar bu “adamın biri”ne dönüyor. Yerde boylu boyunca yatıyor, baygın. Normalde düşmesi gereken yerden biraz öteye uçmuÅŸ. Üzerine bir sonbahar boyunca dökülen yaprakların tümü yığılmış. Bir kaç da dal parçası. Resmen topraÄŸa gömülmüş.. Nasıl oldu anlamadım..

    Beni asıl rahatsız eden ÅŸeyse; özel bölümler. Her bölümden önce, bir önceki bölüm için özel bölüm yayınlanıyor. Bölümün tam 30 dakikalık özeti. (Amerika’da dizilerin bir bölümü 40-45 dk arasında deÄŸiÅŸiyor.) Özel bölüm yetmiyormuÅŸ gibi, 5-10 dakika da “özet” veriyorlar. Çıldırıyorum. (yine Amerika’da özetler 2 dakikayı geçmiyor.) Ayrıca tüm bunların aralarında 8-9 dakika da reklam veriyorlar.  (6dk rtük’ün izin verdiÄŸi reklam süresi + tanıtıcı reklam + dizi trailer’leri)

    İşte böyleyken böyle.. Derken toparlayıp yazıya bir final yazamadım. Eğer öncesini okuduysanız, final için de bu cümlelerle idare edin. Öpüyorum sizi..

  • 1 Comment
  • Filed under: Benden.., Yorumsal
  • İki Blog, Bir BaÅŸlangıç..

    Bir süredir yazmıyorum. Bilmiyorum kim takip ediyor, kim farkında bunun. Ama bahsetmek istediklerim olmasına rağmen yazmak istemiyordum. Bu yazıda bahsedecğeğim iki blog da yeni bir başlngıça vesile olacak sanıyorum. Hoş, bu duraksama ve başlangıçlar hiç bitmeyecektir ya..

    Efenim ilk blogumuz yeni değil aslında. PHP konusunda bana hocalık eden arkadaşım victorious (Muzaffer Akyıl) blogunu 3 hafta kadar kapalı tuttuktan sonra, yeni domaini işe sürprizini yaptı.. Muzafferin yeni adresi de şöyle: http://muzaffer.akyil.net/ 

    İkinci blogumuz ise yeni sayılır. SanalCafe‘nin biricik böcüğü Osman Seven uzun bir aradan sonra yeniden bir blog sitesi açmış.. Osman’ın blogu da ÅŸu adreste: http://blog.osmanseven.com/

  • 2 Comments
  • Filed under: Benden..
  • 28 Yaşındaki Sperm!

    Resme tıklayıp haberi görün..
    little_sperm.jpg

  • 0 Comments
  • Filed under: Mizah
  • Can sıkıntısı için Pazar’dan daha muktebil* bir gün olamaz zannediyorum. EÄŸer planlı bir ÅŸeylerim yoksa, yapacak hiçbir ÅŸey de bulamıyorum. Tüm gün ölü geçiyor. Bu yüzdendir ki Pazar günlerinin yayından kaldırılmasını, yerine bir Cumartesi Gecesi konmasını talep ediyorum. Böylece Pazar günleri eÄŸlenceli bir gün olacak ve can sıkıntısından eser kalmayacak. Ayrıca her ne kadar sendrom günü (pazartesi sendromu) olsa da YaÅŸasın Pazartesi!

    * Her ne kadar muktedir sözcüğünü anımsatsa da tamamen uydurma bir sözcüktür.

    Yazımı da uygun bir resimlle süsllemek için Google Images‘de Sundey Boredom (pazar can sıkıntısı) aradım.. Fakat sonuç sayfasında 3. görsel gir gayin dolgun külodunu kapsayan bir fotoÄŸraf olunca bunu sürdürmek istemedim ve yazıyı resimsiz bıraktım.

  • 0 Comments
  • Filed under: Benden..
  • Cem Yılmaz - AROG Kamera Arkası

    Cem Yılmaz‘ın bu yıl vizyona girecek olan yeni filmi AROG‘un (a.r.o.g) kamera arkası görüntüleri yayınlandı. Daha doÄŸrusu o malum 3 dakikalık teaser‘ın kamera arkası ve bazı röpörtajlar. İzleyin..

  • 0 Comments
  • Filed under: Sinema, video
  •