Arşiv: Mart 2010

İlk Teleskobum!

Bundan bir ay kadar önce Nurcan Örgüten Gök Friendfeed’de bir sosyal sorumluluk projesi için gönüllü blog yazarları aradığını duyurdu. Hemen geri dönüş yapan blog yazarlarından belki en ilgilenemeyeni olsam da; olumlu yanıtımı vermiştim. Bugünse bu güzel proje hayata geçmiş.

www.ilkteleskobum.org adresinden ulaşabileceğiniz projede Nurcan her ilde en az 1 okula kendi yaptığı teleskoplardan birini vermeyi hedefliyor. Anlayacağınız Nurcan bir deli! Kendi elleriyle belki vaktinin tamamını harcayarak ürettiği teleskopları, maddi götürüsünü de kendi üstlenerek okullara dağıtmak için elinden geleni yapıyor. Bize düşense bu projeye destek olmak.

Tabii işin içine bir bütçe kısıtlaması da girince, proje ilk etapta sadece İstanbul için ilerleyecek. Aynı şekilde her okula bu (el yapımı 6 inch f/5 dobsonian kundak) teleskop verilemeyeceği için, bir yarışma düzenlemeye karar verilmiş.

(6)7-11(12) yaş arası ilköğretim öğrencileri Hayalimdeki  Uzay temalı resimler çizip gönderecek. Resimler, www.ilkteleskobum.org sitesinde üyeler tarafından oylanacak. En yüksek puan ortalamasına sahip resmin okulu da bu teleskopun sahibi olacak.

Ben proje bir yana, bu cesaret ve deliliğinden Nurcan’ı tebrik ediyorum. Umarım gereken destekle her ilde en az bir okulun teleskopu olur..

Fikrin ortaya çıkışı ve Nurcan’ın geçmişini buradan,
katılım koşullarını ise şuradan okuyabilirsiniz.

Mart 23 / 2010
Yazar Simto ALEV
Kategori Haber
Yorumlar 1 Yorum
Etiketler

Çok sosyal hareketler bunlar!

Sinema gündemini meşgul eden güncel mevzulardan biri de Çok Güzel Hareketler Bunlar kadrosunun olduğu Çok Filim Hareketler Bunlar filmi. BKM Mutfak ekibi de ürettiklerini tanıtmak için yakın dönemdeki pek çok filim gibi sosyal medya kanallarını ve blog yazarlarını hedef almış. İyi de yapmış. Yapmış yapmasına da… Ben kocaman bir olmamış diyeceğim.

Daha önce bazı yazılarımda [1][2][3] sosyal medya etkinliklerinin bir kısmını kendimce eleştirmiştim. Bu da onlardan biri olacak. ÇFHB sosyal medya ekibi her şeyden önce ortama adapte olamama, kültürü tanımama hatasına düştü. FriendFeed’de çeşitli yarışmalar düzenledi. Bazıları hoş bilgi yarışmaları iken, bazıları forum oyunu ya da ince bulgurdan ÇFHB yazma maymunluğu gibi Friendfeed ve dahi benzer sosyal ağlardaki kültüre yakışmayan atraksyonlar oldu.

“Önce kullanıcı olun” diyorum, benim gibi, oradaki Ahmet veya Mehmet gibi. Biz nasılsak benzeri olun diyorum, olmuyor. Benzerini denememiş değil. Ama ayarı tutturamamış. Direkt alıntılarla göstereyim:

Şu feed‘de, “ÇokFilimHareketlerBunlar” adı ile yazılmış;

Sevgili Onur bahsedilen uygulama zaten yapılacak. Bir önceki turda yapılan yarışma da bloggerlerin sitelerinin tanıtımına yönelikti dikkat edersen.

Samimi ve senli-benli.
Aynı feed‘de başka bir ifade ise şu;

Sevgili Mehmet, film ile ilgili soru sorup çekiliş ile bunu vermememizin nedeni daha fazla blogun tanıtılması idi. … İsterseniz inceleyebilirsiniz.

(mesajı kırptım, tamamı feed’de.)
Bakın, bir anda siz-biz oldu. Müdafa da tuz-biber..  Profili incelerseniz bir samimi bir ciddi pek çok mesaj görebilirsiniz.
Tüm bunları bir markanın sosyal medyada, bloglarla tanıtımı için aciz bilgimle hata olarak görürüm aslında. Fakat yukarıda alıntıladığım mesaj dikkatimi çekiyor bir anda. “film ile ilgili soru sorup çekiliş ile bunu vermememizin nedeni daha fazla blogun tanıtılması idi” diyor.

Bugüne kadar alışılagelmiş tüm kampanyalarda markaların bloglarla ilişkisi kendini tanıtmaktı. Marka blog yazarına paket gönderir, onu lansmana, galaya vs. davet eder. Blog yazarı doğası gereği bundan sözeder ve marka bundan kazanç elde eder.(eğer blog yazarına müspet yazdıracak kadar iyi ise). One Dergisi Söyleşisi‘nde de sözettim. Bunun sebebi blogların içten, gerçek ve güvenilir olmasıdır. Eğer bloglar sizin için iyi diyorsa, kralsınız…

Burada ise bir marka, benim blogumu tanıtmayı misyon edinmiş. Çok ilginç.. Peki nerede yapıyor bunu? FriendFeed’de.. Kime tanıtıyor beni? Sınırlı sayıda takipçisine. Peki ama benim blogum bir sosyal mecrası olup, en iyi sosyal medya mecralarında tanınırken sen nasıl beni orada tanıtırsın? Müsade et de ben seni tanıtayım orada. Niyetliysen sen de beni başka platformlarda tanıt. Bu şey gibi. Bir bisküvi firmasının ürün temsilcisinin büyük bir süpermarkette, o marketin devamlı müşterilerine “bu marketin et reyonu çok kaliteli” deyip, et reyonunun reklamını yaptığını iddia etmektir. Komik. Ben zaten etimi oradan alıyorum..

Belki kaba olacak ama sosyal medyada senin değil, benim borum öter. Bunu anonim bir kullanıcı olarak söylüyorum..

Çok Filim Hareketler Bunlar’ı FriendFeed’de incelemeye devam ederken kırptığım yorumdan bir başka bölüm göze batıyor:
Feeddeki atışmaların ekmeğimize yağ sürmesi konusuna gelince, ucuz düşünen bir marka değiliz.Her hafta prime time’da program yayınlayan bir marka böylesi bir metodu aklının kenarından bile geçirmez.

Haklı mı değil mi tartışılır elbet. Fakat haklı dahi olsa…  Prime Time’da yayınlanmasının tek sebebi benim izliyor olmam. Sen bir televizyon kanalında, bir gazetede değil de benimle direkt etkileşimli olduğun ortamda böyle yazarsan, prime time’dan hiç mi pay kaybetmezsin? Daha bugün Onur Cengiz’in bir feed’ini gördüm. “Bu sene mevzu sosyal medyada markanın itibarını yönetmek galiba hacılar” diyor. Ben bu yazıyı yazarken aklıma gelen ve anlamlanan bir yorum oldu…

Bu işin devamında ise, ÇFHB ekibinin başka interaktif mecralarda yaptıklarına bakmak istedim. FriendFeed profillerinde hiçbir yere link olmayınca Google’a sordum. Çıkan ilk link Çok Güzel Hareketler’in blogu olunca es geçtim. Sonraki iki link resmi olmayan bloglardı. Ve ancak bilmem kaçıncı sayfadaki forum sitesi  beni http://www.cokfilimhareketlerbunlar.com adresine ulaştırdı. Komik, url beni daha ilk link olan ÇGHB blog‘una yönlendirdi.  Custom CMS olarak kodlanmış ÇGHB altındaki ÇGHB öğelerini taşıyan bu blog meğer filminmiş. Filmin başka site altında bir blogu var ama profesyonel bir sitesi de yok. Oysa olsa tanıtırdık blog yazarları olarak..

Resmi site arayışı maceram son bulunca, bir yandan siteye bakıp, bir yandan Facebook’da filmi aradım. Arama sonuçlarında hangisinin resmi olduğu belli olmayan ve hiçbirinin etkileşimde olmadığı birkaç Fan Page ve grup buldum. Bundan da vaz geçtim… (bu arada sitelerinde asıl  link varmış.)

Bu yazıya başlamadan önce (bu arada 1 saat 47 dakikadır yazıyorum) baktığım son şey ÇFHB’in Twitter hesabı oldu. Orada da “test yayınındaki sitemiz” diye verilip açılmayan link‘den, “blog sitemiz burda” deyip bizi “yarkın” başlıklı içeriksiz blog‘a kadar çok filim twit’lere ulaştım..

Demem o ki sevgili okur, sahiden de çok filim hareketler bunlar…

Mart 13 / 2010
Yazar Simto ALEV
Yorumlar 7 Yorum

One Dergisi ile söyleşi

Genel Yayın Yönetmenliğini Ömer Üner’in yaptığı  One Dergisi, bu hafta benimle bir söyleşi yapıp blogumdan bahsetmeyi teklif etti. Mutluluk, heyecan ve şaşkınlık duygularını bir arada yaşayarak kabul ettim. One Dergisi hayatına online platformda devam eden kökü bir girişimcilik ve kariyer odaklı dergi. Bu güne kadar yerli-yabancı pek çok isimle yapılan sayısız röpörtajın da altında imzaları var.

Teklif geldiğinde bilmediğim şey, -kendi cümleleri ile- “Türkiye’nin belli başlı bloggerlarını konuk etmeye karar vermeleri” ve ilk olarak beni seçmeleri. bu kararda beni ilk konuk olarak seçtileri ve blogumu hakkında sözetmeye değer buldukları için kendilerine çok teşekkür ediyorum.

Söyleşiyi şuradan okuyabilirsiniz: Blog Blog Dedikleri

Mart 10 / 2010
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 2 Yorum

Güle güle Bloxoo

Blogumu açtığım daha ilk gün Blograzzi’ye üye oldum. Hem ziyaretçi olarak yeni bloglar keşfetmemi sağlayan muazzam bir blog diziniydi, hem diğer blog yazarlarıyla iletişimde olmamı sağlıyordu. Aynı zamanda güzel bir “gerçek  hit” kaynağıydı.

Daha sonra Blograzzi el değiştirip Bloxoo oldu. Tasarımı yenilendi dense de öncekine modifiyeler yapıldı. Daha sonra blog yazılarım adeta Bloxoo’nun parçasıymış gibi gösterildi ve ancak “yazının devamı” linki ile orijinal azım “frame içinde” görünür oldu. Oysa ben Bloxoo için yazmıyordum. Başka kullanıcıların da daha pasif konuma geçtiğini farkettim. Artık ne gerçekten yeni bloglar kazandım ne de bahsettiğim etkileşim vardı.

En azından blogum için hit kaynağı gördüğüm, hitten ziyade yazılarımı okuttuğum Bloxoo’dan ayda yalnızca 2 ya da 3 ziyaretçi gelir oldu. Bunlar da “okur” değil. Zaten değişen puanlama sistemi de beni kategori içinde 800 sıra kadar gerilere itip iyice ulaşılmaz yaptı.

Sonucunda, çok değerli bir blog dizini olan Bloxoo ne bireysel olarak bana ne de bloguma bir şey katmaz oldu ve blogumdan Bloxoo tracker kodlarını kaldırdım. Güle güle Bloxo…

Mart 03 / 2010
Yazar Simto ALEV
Kategori Benden..
Yorumlar 2 Yorum